Hava kirliliğiyle başı dertte Bursa’da tarihe not düşülecek organizasyon
Yazının Giriş Tarihi: 14.05.2026 15:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.05.2026 15:46
Önce şunu vurgulayalım.
Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlanmasıyla artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önem kazanmıştır.
BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde İlki iki yıl önce düzenlenen Uludağ Çevre Formu’nun önceki gün üçüncüsü gerçekleştirildi.
“Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca yedi ayrı oturum düzenlendi.
Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin katkılarıyla üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önemli bir kazanım olacağıdır.
Nitekim, Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline gelmesi kentimiz adına sevindiricidir.
Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak katıldı.
Formun ilk gününde katılan BTSO Başkanı İbrahim Burkay yaptığı konuşmasında, geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasite, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerjiverimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirinin eklendiğini söyledi.
Burkay’ın bu konuda vurgulamak istediği şuydu.
Artık bir ürünün pazarındaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla ölçülür hale gelmesidir.
Gelişmeleri takip eden yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmaların küresel rekabette çok daha güçlü konuma ulaştıracak olması işin sermaye tarafını ilgilendiren kısmı.
Yani yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı olmadığıdır.
Meselenin Bursa’da yaşayan her canlıyı ilgilendiren tarafı, bu dönüşümün daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte mutlaka değer kazanmasıdır.
Yaşadıklarımız gösteriyor ki, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sonun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar pek çok etkilediği gerçektir.
Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini düşünürsek üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkelerin öne çıktığı gerçeği unutulmamalıdır.
Bursa’da yaşayanlar olarak beklenti, Anayasal bir hak olan her canlının sağlıklı koşullarda yaşama hakkını daha çok para kazanma hırsına feda etmeye kimsenin hakkı olmadığıdır.
Her ne kadar iş dünyasının yeşil çevre mutabakat koşulu zorunluluğu öne çıksa da vicdanlara olan sorumluluğunuzu unutmayın.
İstihdam sağlamak yaşam hakkının önüne geçemez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ERSEL PEKER
Hava kirliliğiyle başı dertte Bursa’da tarihe not düşülecek organizasyon
Önce şunu vurgulayalım.
Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlanmasıyla artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önem kazanmıştır.
BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde İlki iki yıl önce düzenlenen Uludağ Çevre Formu’nun önceki gün üçüncüsü gerçekleştirildi.
“Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca yedi ayrı oturum düzenlendi.
Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin katkılarıyla üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önemli bir kazanım olacağıdır.
Nitekim, Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline gelmesi kentimiz adına sevindiricidir.
Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak katıldı.
Formun ilk gününde katılan BTSO Başkanı İbrahim Burkay yaptığı konuşmasında, geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasite, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirinin eklendiğini söyledi.
Burkay’ın bu konuda vurgulamak istediği şuydu.
Artık bir ürünün pazarındaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla ölçülür hale gelmesidir.
Gelişmeleri takip eden yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmaların küresel rekabette çok daha güçlü konuma ulaştıracak olması işin sermaye tarafını ilgilendiren kısmı.
Yani yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı olmadığıdır.
Meselenin Bursa’da yaşayan her canlıyı ilgilendiren tarafı, bu dönüşümün daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte mutlaka değer kazanmasıdır.
Yaşadıklarımız gösteriyor ki, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sonun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar pek çok etkilediği gerçektir.
Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini düşünürsek üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkelerin öne çıktığı gerçeği unutulmamalıdır.
Bursa’da yaşayanlar olarak beklenti, Anayasal bir hak olan her canlının sağlıklı koşullarda yaşama hakkını daha çok para kazanma hırsına feda etmeye kimsenin hakkı olmadığıdır.
Her ne kadar iş dünyasının yeşil çevre mutabakat koşulu zorunluluğu öne çıksa da vicdanlara olan sorumluluğunuzu unutmayın.
İstihdam sağlamak yaşam hakkının önüne geçemez.