Zararın neresinden dönersen kârdır bilirsiniz… Futbol saha içinde olduğu kadar saha dışında da yapılan hataların bir araya geldiği bir oyundur.

Bazen hakemler de bu hatalara dâhil olur, bazen de teknik direktörlerin kararları süreci bir noktaya taşımak için de yeterli olabiliyor…

2009-2010 sezonunda Süper Lig’de şampiyon olmuş Bursaspor’un artan hatalar zinciri sayesinde 2021 yılına gelindiğinde ekonomik ve performans anlamında Yeşil Beyazlılar gün yüzü görmüyor…

“Yeniden Zirveye” sezonunun ardından yaşanan hayal kırıklığı gibi görünse de aslında hiç de yeni değil bu senaryo…

Sezon başında başkanlığa gelen Erkan Kamat’ın misyonu ve vizyonu belliydi…

Eleştiri oklarını üstüne çekse de, transfer tahtasını açmayacağını, Vakıfköy’ün çocukları ve eldeki tecrübeli oyuncularla birlikte bu yolu yürüyeceklerini söylemişlerdi…

Birçok insan savaş baltalarını sezon sonuna saklayarak finalin nasıl olacağını merak ediyordu… Birçoğu ise bu çocukların Play-Off oynayacağına olan inancını dile getiriyordu…

“Aman küme düşmeyelim de” diyenler olduğu gibi…

Sezon başladı ve kartlar yeniden dağıtıldı… Ligin iddialı ekiplerinden Adana Demirspor’a karşı alınan iç sahadaki mağlubiyet moral bozsa da, takıma olan inanç sürdü…

Ligin ilk devresine kadar aşı tutmuş, Vakıfköy’ün çocukları Play-Off potasına tutunmayı başarmıştı… Zorlu bir ikinci yarı fikstürü vardı…

Adana Demirspor’a karşı deplasmanda alınan 3 puan tabloyu pespembeye çevirdi. Moraller yerine geldi, takıma olan inanç daha da kuvvetlenmişti…

Ardından ise kötü sonuçlar birbirini izledi ve hedeften uzaklaşılmaya başlandı…

Suratlar asıldı ve yeni başkan adaylarının yolu gözlenmeye başlandı. Krizler arttı, şehrin yüzü düştü… Yönetim kendi arasında kavgaya tutuştu, yol ayrılıkları yaşandı…

Timsah çok uzun bir aranın ardından hedefsiz kalırken, Süper Lig’e çıkma yolunda havluyu çok erken bıraktı.

Teknik Direktör Mustafa Er ve futbolcular eğer Süper Lig’e çıkamamak kabahatse bu işin en az suçlusudur. Kendilerine verilenler karşılığında fazlasını bile sundular…

Ve hafta sonu ise üzülerek seyrettiğimiz bir mücadelenin genç versiyonunu seyrettik Eskişehir’de… Türk futboluna çok hizmetleri geçmiş, yılların rekabeti gözyaşlarımızı içimize akıtarak sahne aldı…

Süper Lig’e çıkma şansını yitiren Bursaspor, TFF 1’nci Lig’e veda eden Eskişehirspor’la oynuyordu…

Gencecik çocukların sahne almasını seyretmek ayrı bir keyifti elbette, ‘olmasaydı sonumuz böyle’ dedirterek…

Canberk Yurdakul (Talha Yakın 83’), Onur Atasayar, Emirhan Aydoğan, Burak Kapacak (Hasan Basri Ünal 83’), Çağatay Yılmaz, Taha Altıkardeş, Furkan Emre Ünver, Kerem Şen (İsmail Can Çavuşluk 71’), Eren Güler (Berat Altındiş 71’), Tuğbey Akgün (Vefa Temel 65’), Hamza Baran Arıkan…

Bursaspor’un kadrosu buydu…

Vakıfköy’ün gurur tablosu gibiydi, bu çocuklar bizlere iyi oyun vaat ederken, sakat İsmail Çokçalış’ı da ihmal etmeyelim elbette bunların arasında…

Gelecek sezonun iskelet kadrosu çıkarılmalı bu ekibin içerisinden… Geleceği bu kez kaçırmayalım…

Yeni yönetim veya yenilenen yönetim… İşi çok daha fazla ciddiye almaları gerekiyor…

Transfer tahtasını açmak da farz oldu, Süper Lig’e giden yolda…

Ligin yenilerinden Yukatel Denizlispor ilk takım geldi TFF 1’nci Lig’e… Daha 3 tane oradan gelecek…

Aşağıdan da Manisa ile Eyüp aramıza katıldı, rekabet daha da artacak…

Yönetime mesajımız ise açık olsun.

Hadi gel köy’ümüze geri dönelim, Vakıfköy’e bu işi emanet etmeye devam edelim.

Transfer tahtasından gelecek isimleri de ona göre şekillendirelim…