DEMEK Kİ: BİR ZİHNİYETİN SOSYOLOJİK ÇÖKÜŞÜ VE "KULLAN-AT" DOKTRİNİ
Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2026 17:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.01.2026 17:41
Tarih, sadece tozlu raflarda kalan bir kayıtlarsilsilesi değil, bugünü doğru okumamızı sağlayan en berrak aynadır. Bugün Suriye sahasında, SDG ve PKK saflarında yankılanan o derin öfke ve "ortada bırakılmışlık" hissi, aslında ne bir tesadüf ne de tarihte bir ilktir. Şivan Perver’in gözyaşlarından, kamplardaki IŞİD’lilerin apar topar Irak’a nakledilmesine kadar uzanan bu tablo; Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki klasik "kullan-at" doktrininin son perdesidir.
İran Örneği ve Sessiz Hüsran Bu güven bunalımı sadece belirli yapılarla sınırlı değil.
İran’da mevcut yapıya karşı sokağa dökülen azınlıklara "Dayanın, arkanızdayız" diyen
Washington yönetimi, rüzgar tersine dönüp küresel dengeler değişince binlerce insanı o
sessiz hüsranın kucağına terk etti. Görünen o ki; Washington için müttefiklik, değerler
üzerine kurulu bir sadakat değil, o anki konjonktüre göre revize edilen soğuk bir
maliyet-fayda analizidir.
SDG’nin Tasfiyesi ve Pervin’in Feryadı Bugün SDG denilen o yapay organizasyonun
sahadan alaşağı edilmesi, sadece askeri bir geri çekilme değil, küresel bir projenin iflasıdır.
Tel Rıfat’tan süpürülen, Münbiç’te sıkışan ve okyanus ötesinden beklediği o sarsılmaz
korumayı bulamayan yapı, şimdi kendi içinde bir dağılma süreci yaşıyor. İşte bu yüzden
bugün Pervin Buldan ve benzeri figürlerin yükselen feryatları, aslında bir halkın itirazı değil,
bu büyük tasfiyenin yasını tutmaktır. Bu feryat; Ankara’nın kurduğu o muazzam "İç Cephe"
stratejisinin, dışarıdaki taşeronları nasıl nefes alamaz hale getirdiğinin en açık delilidir.
Mesele artık netleşmiştir: Bu, bir zihniyetin ve ona bel bağlayanların sosyolojik çöküşüdür.
Ankara’nın Stratejik Hamlesi Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bir vakarla inşa ettiği bu
duruş, küresel mühendislik hesaplarına karşı üretilen en etkili jeopolitik panzehirdir.
Kissinger’ın o buz gibi; "Biz size bir devlet değil, sadece bir misyon yükledik" cevabı, bugün
bölgenin semalarında yeniden yankılanırken, Ankara kendi Milli İrade rüzgarıyla coğrafyanın
kaderini yeniden yazmaktadır.
Gelecek, başkalarının ajandasında birer piyon olmayı kabul edenlerin değil; hafızasına,
toprağına ve Ankara’nın bin yıllık devlet aklına tutunarak ayağa kalkanların olacaktır.
Ankara’nın rüzgarı bugün sadece Yenişehir’in vakur tepelerinde değil, Halep’ten İdlib’e kadar
her yerde bir adalet dengesi ve coğrafyanın kalbindeki o kadim huzur olarak esmektedir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİL AĞA
DEMEK Kİ: BİR ZİHNİYETİN SOSYOLOJİK ÇÖKÜŞÜ VE "KULLAN-AT" DOKTRİNİ
Tarih, sadece tozlu raflarda kalan bir kayıtlarsilsilesi değil, bugünü doğru okumamızı sağlayan en berrak aynadır. Bugün Suriye sahasında, SDG ve PKK saflarında yankılanan o derin öfke ve "ortada bırakılmışlık" hissi, aslında ne bir tesadüf ne de tarihte bir ilktir. Şivan Perver’in gözyaşlarından, kamplardaki IŞİD’lilerin apar topar Irak’a nakledilmesine kadar uzanan bu tablo; Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki klasik "kullan-at" doktrininin son perdesidir.
İran Örneği ve Sessiz Hüsran Bu güven bunalımı sadece belirli yapılarla sınırlı değil.
İran’da mevcut yapıya karşı sokağa dökülen azınlıklara "Dayanın, arkanızdayız" diyen
Washington yönetimi, rüzgar tersine dönüp küresel dengeler değişince binlerce insanı o
sessiz hüsranın kucağına terk etti. Görünen o ki; Washington için müttefiklik, değerler
üzerine kurulu bir sadakat değil, o anki konjonktüre göre revize edilen soğuk bir
maliyet-fayda analizidir.
SDG’nin Tasfiyesi ve Pervin’in Feryadı Bugün SDG denilen o yapay organizasyonun
sahadan alaşağı edilmesi, sadece askeri bir geri çekilme değil, küresel bir projenin iflasıdır.
Tel Rıfat’tan süpürülen, Münbiç’te sıkışan ve okyanus ötesinden beklediği o sarsılmaz
korumayı bulamayan yapı, şimdi kendi içinde bir dağılma süreci yaşıyor. İşte bu yüzden
bugün Pervin Buldan ve benzeri figürlerin yükselen feryatları, aslında bir halkın itirazı değil,
bu büyük tasfiyenin yasını tutmaktır. Bu feryat; Ankara’nın kurduğu o muazzam "İç Cephe"
stratejisinin, dışarıdaki taşeronları nasıl nefes alamaz hale getirdiğinin en açık delilidir.
Mesele artık netleşmiştir: Bu, bir zihniyetin ve ona bel bağlayanların sosyolojik çöküşüdür.
Ankara’nın Stratejik Hamlesi Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bir vakarla inşa ettiği bu
duruş, küresel mühendislik hesaplarına karşı üretilen en etkili jeopolitik panzehirdir.
Kissinger’ın o buz gibi; "Biz size bir devlet değil, sadece bir misyon yükledik" cevabı, bugün
bölgenin semalarında yeniden yankılanırken, Ankara kendi Milli İrade rüzgarıyla coğrafyanın
kaderini yeniden yazmaktadır.
Gelecek, başkalarının ajandasında birer piyon olmayı kabul edenlerin değil; hafızasına,
toprağına ve Ankara’nın bin yıllık devlet aklına tutunarak ayağa kalkanların olacaktır.
Ankara’nın rüzgarı bugün sadece Yenişehir’in vakur tepelerinde değil, Halep’ten İdlib’e kadar
her yerde bir adalet dengesi ve coğrafyanın kalbindeki o kadim huzur olarak esmektedir.