DOĞU’NUN KALBİNDE YENİ NİZAM: SOSYAL PSİKOLOJİ VE “İÇ CEPHE” GERÇEĞİ
Yazının Giriş Tarihi: 29.01.2026 18:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 18:18
Tarihin en keskin virajlarından birini dönerken, bazen manşetlerin gürültüsü sahanın o derin ve vakur sesini bastırabiliyor. Bugün Suriye sınırımızda yankılanan her askeri başarı, aslında sadece silahların değil, ondan çok daha önce devreye giren bir Sosyal Psikoloji yönetiminin eseridir.
Ankara’nın son aylarda büyük bir kararlılıkla ördüğü İç Cephe doktrini, sadece birsiyasi strateji değil; Doğu’nun kalbinde yarım asırdır beklenen o büyük kucaklaşmanın Jeopolitik Kodudur.
Bu noktada, rahmetli İdris Küçükömer’in o meşhur Düzenin Yabancılaşması teşhisini yeniden hatırlamakta fayda var. Eski Türkiye’nin ve eski Ankara’nın Kürt meselesindeki en büyük trajedisi, bölgeye kendi halkı gibi değil, Batılı metodlarla toplum mühendisliği yapan bir “mürebbiye” gibi yaklaşmasıydı. Küçükömer’in yıllar önce işaret ettiği; halkın değerlerini statüko adına baskılayan o bürokratik yabancılaşma, maalesef bölge insanını devlete küstüren asıl sebepti. Bugün kurulan İç Cephe, aslında devletin halkına yabancılaşmaktan vazgeçip, kendi sosyolojik kökleriyle ve İdris Küçükömer’in işaret ettiği o yerli kadim doğal ruhla yeniden Barışmasıdır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanı, artık içi boş sloganların veya okyanus ötesinden sufle alan ideolojik dayatmaların değil; huzurun, adaletin ve devletin Şefkatli Elinin somut karşılığını istiyor. Demek ki mesele sadece sınır güvenliği değil; mesele, bin yıllık kardeşlik hukukunun sosyolojik temellerini yeniden Tahkim Etmektir. Zira çok iyi biliyoruz ki; kendi sinesinde zihinsel birliğini sağlayamayan bir başkent, dışarıdaki fırtınaya karşı kalıcı bir Kale Nizamı kuramaz.
Sonuç olarak; Suriye’deki sessiz zaferin yakıtı, içerideki tüm rüzgarların artık aynı yöne esmeye başlamasıdır. Yenişehir’in vakur duruşuyla Diyarbakır’ın, Van’ın; Halep, Hama, Humus ve Lazkiye hattının huzur arayışı aynı noktada Kesişmiştir. Gelecek, sadece askeri mühimmat yığanların değil; İdris Küçükömer’in vizyonuyla halkın ruh köküne dokunarak, sosyal psikolojiyi bir Jeopolitik Güce dönüştürenlerin olacaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİL AĞA
DOĞU’NUN KALBİNDE YENİ NİZAM: SOSYAL PSİKOLOJİ VE “İÇ CEPHE” GERÇEĞİ
Tarihin en keskin virajlarından birini dönerken, bazen manşetlerin gürültüsü sahanın o derin ve vakur sesini bastırabiliyor. Bugün Suriye sınırımızda yankılanan her askeri başarı, aslında sadece silahların değil, ondan çok daha önce devreye giren bir Sosyal Psikoloji yönetiminin eseridir.
Ankara’nın son aylarda büyük bir kararlılıkla ördüğü İç Cephe doktrini, sadece birsiyasi strateji değil; Doğu’nun kalbinde yarım asırdır beklenen o büyük kucaklaşmanın Jeopolitik Kodudur.
Bu noktada, rahmetli İdris Küçükömer’in o meşhur Düzenin Yabancılaşması teşhisini yeniden hatırlamakta fayda var. Eski Türkiye’nin ve eski Ankara’nın Kürt meselesindeki en büyük trajedisi, bölgeye kendi halkı gibi değil, Batılı metodlarla toplum mühendisliği yapan bir “mürebbiye” gibi yaklaşmasıydı. Küçükömer’in yıllar önce işaret ettiği; halkın değerlerini statüko adına baskılayan o bürokratik yabancılaşma, maalesef bölge insanını devlete küstüren asıl sebepti. Bugün kurulan İç Cephe, aslında devletin halkına yabancılaşmaktan vazgeçip, kendi sosyolojik kökleriyle ve İdris Küçükömer’in işaret ettiği o yerli kadim doğal ruhla yeniden Barışmasıdır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanı, artık içi boş sloganların veya okyanus ötesinden sufle alan ideolojik dayatmaların değil; huzurun, adaletin ve devletin Şefkatli Elinin somut karşılığını istiyor. Demek ki mesele sadece sınır güvenliği değil; mesele, bin yıllık kardeşlik hukukunun sosyolojik temellerini yeniden Tahkim Etmektir. Zira çok iyi biliyoruz ki; kendi sinesinde zihinsel birliğini sağlayamayan bir başkent, dışarıdaki fırtınaya karşı kalıcı bir Kale Nizamı kuramaz.
Sonuç olarak; Suriye’deki sessiz zaferin yakıtı, içerideki tüm rüzgarların artık aynı yöne esmeye başlamasıdır. Yenişehir’in vakur duruşuyla Diyarbakır’ın, Van’ın; Halep, Hama, Humus ve Lazkiye hattının huzur arayışı aynı noktada Kesişmiştir. Gelecek, sadece askeri mühimmat yığanların değil; İdris Küçükömer’in vizyonuyla halkın ruh köküne dokunarak, sosyal psikolojiyi bir Jeopolitik Güce dönüştürenlerin olacaktır.