Eşyanın tabiatında, bir varlığın kıymetini belirleyen şey onun üretimindeki emek, toprağın bereketi ya da bir şirketin ürettiği katma değerdir. Altında toprağın kadim ağırlığını, gümüşte sanayinin ihtiyacını, hisse senedinde ise binlerce insanın alın terini ve fabrikaların çarklarını görürüz. Oysa bugün "yeni dünya düzeni" adı altında parlatılan kripto varlıklar dünyasında, ne hikmetse temel analizin zerresine rastlayamazsınız. Bir sosyal medya paylaşımıyla bir gecede suni değer kazanan, ertesi gün ise toz bulutu olup uçan bu dijital kod yığınları, aslında "güvenli liman" değil, sonu meçhul bir küresel girdaptır.
Cihat Çiçek gibi rasyonel ve gerçekçi isimlerin de her fırsatta altını çizdiği üzere; kripto piyasası, temel analizden yoksun yapısıyla aslında devasa bir kaldıraçlı kumar masasına dönüşmüştür. Bu sistemin en tehlikeli yanı ise, insanların cebindeki cep telefonlarını 7/24 çalışan birer dijital oyun ve spekülasyon aletine çevirmiş olmasıdır. Bir dokunuşla hayallerin pazarlandığı, bir bildirimle devasa bir servet transferinin gerçekleştiği bu mobil uygulamalar, finansal bir özgürlük vaadi değil, küresel ölçekte yürütülen sistemli bir soygundur. Bu yapının kökenlerine baktığımızda, kriptoların Amerikan istihbarat teşkilatlarının (CIA) dijital dünyayı ve karşılıksız para akışını kontrol etme aracı olduğuna dair stratejik öngörüler, buz dağının görünmeyen kısmıdır.
Sistemdeki manipülasyon o kadar estetiktir ki, küresel figürlerin tek bir kelimesiyle milyonlarca doların yönü dakikalar içinde değiştirilmekte; bu durum "piyasa hareketi" kılıfıyla meşrulaştırılmaktadır. "Merkeziyetsizlik" maskesi altında sunulan bu yapı, aslında birkaç büyük sermaye grubunun ve yazılım devinin tam kontrolündedir. Bir hukukçu gözüyle baktığımızda ise asıl büyük risk, bu platformların hiçbir denetime tabi olmamasıdır. Bir banka mevduatında veya borsa tescilinde mülkiyetiniz devletin yasalarıyla korunurken, bu dijital mecralarda bir dolandırıcılık veya sistem hatası yaşandığında karşınızda tek bir hukuki muhatap dahi bulamazsınız. Paranızı kime, hangi ülkeye veya hangi algoritmaya kaptırdığınızı bile bilmediğiniz bir mecrada, hak aramak imkânsız hale gelmektedir.
İllüzyon o kadar büyüktür ki, insanlar arkasında bir devlet gücü veya üretim kapasitesi olmayan bu verileri, binlerce yıllık kadim "altın" ile kıyaslama gafletine düşürülmektedir. Kriptoların enflasyona karşı koruma sağladığı iddiası, büyük bir aldatmacadan ibarettir; zira dayanağı olmayan bir varlığın enflasyonu yenmesi değil, ancak yeni bir balon oluşturması söz konusudur. Gerçek şu ki; kripto dünyasında temel analiz işlemez, çünkü orada analiz edilecek bir "temel" yoktur. Sadece algoritmaların, büyük sermaye sahiplerinin ve kontrolsüz kaldıraçların insafına bırakılmış bir finansal kaos vardır.
Altın ve gümüş gibi varlıklar insanlık tarihi boyunca sığınak olurken, kriptolar sadece sahibinin kim olduğu belirsiz birer dijital gölge olmaktan öteye geçemez. Cihat Çiçek’in o sarsılmaz düsturuyla hatırlarsak; "Cebinde olmayan, elinle tutamadığın ve arkasında somut bir üretim olmayan her şey," günün sonunda birer mülkiyet tuzağıdır. Bu dijital soygun düzenine karşı uyanık olmak, sadece bir yatırım tercihi değil; emeğimizi, alın terimizi ve helal rızkımızı bu karanlık küresel odaklara karşı savunma mücadelesidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİL AĞA
MAK 18 | Finans 8: Kripto İllüzyonu ve Dijital Finansal Soygun
Eşyanın tabiatında, bir varlığın kıymetini belirleyen şey onun üretimindeki emek, toprağın bereketi ya da bir şirketin ürettiği katma değerdir. Altında toprağın kadim ağırlığını, gümüşte sanayinin ihtiyacını, hisse senedinde ise binlerce insanın alın terini ve fabrikaların çarklarını görürüz. Oysa bugün "yeni dünya düzeni" adı altında parlatılan kripto varlıklar dünyasında, ne hikmetse temel analizin zerresine rastlayamazsınız. Bir sosyal medya paylaşımıyla bir gecede suni değer kazanan, ertesi gün ise toz bulutu olup uçan bu dijital kod yığınları, aslında "güvenli liman" değil, sonu meçhul bir küresel girdaptır.
Cihat Çiçek gibi rasyonel ve gerçekçi isimlerin de her fırsatta altını çizdiği üzere; kripto piyasası, temel analizden yoksun yapısıyla aslında devasa bir kaldıraçlı kumar masasına dönüşmüştür. Bu sistemin en tehlikeli yanı ise, insanların cebindeki cep telefonlarını 7/24 çalışan birer dijital oyun ve spekülasyon aletine çevirmiş olmasıdır. Bir dokunuşla hayallerin pazarlandığı, bir bildirimle devasa bir servet transferinin gerçekleştiği bu mobil uygulamalar, finansal bir özgürlük vaadi değil, küresel ölçekte yürütülen sistemli bir soygundur. Bu yapının kökenlerine baktığımızda, kriptoların Amerikan istihbarat teşkilatlarının (CIA) dijital dünyayı ve karşılıksız para akışını kontrol etme aracı olduğuna dair stratejik öngörüler, buz dağının görünmeyen kısmıdır.
Sistemdeki manipülasyon o kadar estetiktir ki, küresel figürlerin tek bir kelimesiyle milyonlarca doların yönü dakikalar içinde değiştirilmekte; bu durum "piyasa hareketi" kılıfıyla meşrulaştırılmaktadır. "Merkeziyetsizlik" maskesi altında sunulan bu yapı, aslında birkaç büyük sermaye grubunun ve yazılım devinin tam kontrolündedir. Bir hukukçu gözüyle baktığımızda ise asıl büyük risk, bu platformların hiçbir denetime tabi olmamasıdır. Bir banka mevduatında veya borsa tescilinde mülkiyetiniz devletin yasalarıyla korunurken, bu dijital mecralarda bir dolandırıcılık veya sistem hatası yaşandığında karşınızda tek bir hukuki muhatap dahi bulamazsınız. Paranızı kime, hangi ülkeye veya hangi algoritmaya kaptırdığınızı bile bilmediğiniz bir mecrada, hak aramak imkânsız hale gelmektedir.
İllüzyon o kadar büyüktür ki, insanlar arkasında bir devlet gücü veya üretim kapasitesi olmayan bu verileri, binlerce yıllık kadim "altın" ile kıyaslama gafletine düşürülmektedir. Kriptoların enflasyona karşı koruma sağladığı iddiası, büyük bir aldatmacadan ibarettir; zira dayanağı olmayan bir varlığın enflasyonu yenmesi değil, ancak yeni bir balon oluşturması söz konusudur. Gerçek şu ki; kripto dünyasında temel analiz işlemez, çünkü orada analiz edilecek bir "temel" yoktur. Sadece algoritmaların, büyük sermaye sahiplerinin ve kontrolsüz kaldıraçların insafına bırakılmış bir finansal kaos vardır.
Altın ve gümüş gibi varlıklar insanlık tarihi boyunca sığınak olurken, kriptolar sadece sahibinin kim olduğu belirsiz birer dijital gölge olmaktan öteye geçemez. Cihat Çiçek’in o sarsılmaz düsturuyla hatırlarsak; "Cebinde olmayan, elinle tutamadığın ve arkasında somut bir üretim olmayan her şey," günün sonunda birer mülkiyet tuzağıdır. Bu dijital soygun düzenine karşı uyanık olmak, sadece bir yatırım tercihi değil; emeğimizi, alın terimizi ve helal rızkımızı bu karanlık küresel odaklara karşı savunma mücadelesidir.