Bu gün 27 Aralık 2025…Ankara’nın Başkent olmasının kabul edildiği ve bir milletin bağımsızlık savaşı için ilk adımı attığı günün yıldönümü…
O günlerde Kurtuluş Savaşı henüz başlamamış ve kurtuluş için, düşman kuvvetlerinden uzak bir yerde toplanılması ve bir hükümetin kurulmasının ardından, savaşın başlatılması ve yönetilmesi gerektiğini, bir türlü mevcut Kabine üyelerine anlatamıyordu Mustafa Kemal Paşa…Arkadaşlarının bir bölümü eski alışkanlık ve payitaht nedeni ile, İstanbul olmasa bile, batıda bir yerde başkentin oluşturulması taraftarıydı. Fakat, her şeyi en ufak ayrıntısına kadar hesaplayan Mustafa Kemal Paşa, Ankara’nın milli mukavemetin merkezi olacağı fikrini gizli tutarak, 18 Aralık 1919 günü Sivas’tan Ankara’ya gitmek üzere ayrıldı. Arkadaşlarıyla birlikte Kayseri ve Kırşehir güzergâhından hareket etmeyi tercih ettiler. Heyet, Hacı Bektaş’tan Mucur’a, oradan da 24 Aralık’ta Kırşehir’e geldi. 25 Aralık’ı Kaman’da, 26 Aralık’ı Behnan köyünde geçirdiler. 27 Aralık’ta Ankara’ya geldiler. Sabah saatlerinden itibaren davullar ve zurnalarla bütün Ankara halkı, heyeti karşılamaya hazırlanmıştı. Çankaya ve Dikmen tepelerinde hafızlar ezan ve salât okuyorlardı. Köylerden atlı ve kağnılarla binlerce kişi Ankara’ya gelmişti. Hacı Bayram Camii’nin önünde toplanarak dini merasim yapıldı. Mektepliler İstasyon caddesine, Seymen Alayının bir kısmı Dikmen bağlarına, bir kısmı Çankaya bağlarına, Kızıl yokuş eteklerine ve diğer bir kısmı da İstasyon yoluna dizilmişlerdi. Seymen Alayı, kızılca günlerde (milli felaket günlerinde) kurulurdu. Bu Alay, yeni devleti kurar, yeni reisi seçerdi. Eski Türk töresinde var olan “Seymen Düzülme”, Ankara civarı köylerindeki Oğuz boyları tarafından korunmuştu.Seymen Efeleri ile Mustafa Kemal Paşa karşılaştığında arabadan indi ve… “Arkadaşlar, buraya neden geldiniz?” diye sordu. Efeler, “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik!” dediler. Mustafa Kemal Paşa, “Fikrinizde sabit misiniz?” dedi. Seymen Efeler, “And olsun!” dediler. Mustafa Kemal Paşa, “Var olun yiğitler!, Var olun!” diye seslendi. Dikmen bağlarının eteğinde Eskişehir Mebusu Emin (Sazak) ve Ankara eşrafından Naşit Efendi ile arkadaşları bekliyorlardı. 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey Gölbaşı’ndaydılar. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin bulunduğu yerde toplanan heyetten Rıfat Efendi( Ankara müftüsü) , “Hoş geldiniz, safa geldiniz. Kademler getirdiniz. Memleketimizi aydınlattınız. Canla başla sizinle beraberiz!..” demişti. Mustafa Kemal Paşa, gelirken istasyonda bulunan İngiliz Kumandanı Vitol, yağız bir atın üstüne binmiş duruyor; Forbus adlı bir İngiliz, fotoğraf çekiyordu. İstasyondan ayrıldıktan sonra şehre doğru ilerlediler. İleride Millet Meclisi olacak binada Fransız bayrağı çekilmişti. Otomobil, Karaoğlan’a doğru ilerlemiş ve buradan Hacı Bayram Camii’ne gelmişti. Hacı Bayram Veli türbesi ziyaret edildikten sonra Hükümet Konağına gidilmişti. 700 piyade 3000 atlı birlikten oluşan Zeybek Alayının önünde 20 zurna ve 50 davul yeri göğü inletmişti. Mustafa Kemal Paşa; Hükümet Konağında kendisine sevgi gösterisinde bulunan halka; “Vatandaşlarım, ne şu, ne bu kuvvet bizi kurtarabilir. Bizi sizin gibi fedakâr ve cesur halkımız kurtaracaktır” şeklinde hitap etti. Kolordu ziyaretinden sonra Ankara Valiliği tarafından ikametlerine tahsis edilen Ziraat Mektebi’ne doğru yola çıkmışlardı.Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’dan 23 Nisan 1920’ye kadar yaklaşık dört ay (118 gün), Ziraat Mektebi’nde ikamet etmiş ve kurulan bir telgrafhane vasıtasıyla bütün yurtla temas buradan sağlanmıştı. 28 Aralık’ta Ankara’nın ileri gelenlerine içinde bulunulan durumu açıklayan bir konferans verdi. 3 Ocak 1920’den itibaren Ankara’ya gelen mebuslar Paşa ile görüştükten sonra İstanbul’a gitmeye başladılar. 10 Ocak 1921’de Hâkimiyet-i Milliye gazetesi yayımlanmaya başladı. 28 Ocak 1920 tarihli “Misâk-ı Milli”, 6 Nisan 1920 tarihli Anadolu Ajansı’nın kuruluşu ve Heyet-i Temsiliye adına alınan bütün kararlar Ankara’da hazırlandı. Ziraat Mektebi’ndeki ilk günler mali açıdan da bir hayli sıkıntılı geçmişti. Ankara Belediyesinin yardımları sayesinde iaşe temin edilmiş fakat sonra para sıkıntısı baş göstermişti. 29 Ekim 1919’da Ankara’da “Ankara Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti” kurulmuştu. Cemiyet, halktan temin ettiği 1000 lirayı Mustafa Kemal Paşa’ya bu sıkıntılı günlerde teslim etti. Heyet-i Temsiliye için ilk altı ayda 2630 küsur lira, açılacak yeni Meclis binasının tamiri için 5068 lira harcadı. Milli Mücadele’nin halka anlatılması için oluşturulan İrşat Heyetlerinin Başkanı Mehmet Akif Bey’e 20.000 kuruş verildi. Ankara, o günkü yokluğu içinde Milli Mücadele için 912.340 lira harcamıştı. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali, Ankara’yı ön plâna çıkardı. Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan İstanbul’un işgalini protesto ederken, diğer taraftan Ankara’da olağanüstü yetkili bir Meclisin açılışını duyurmuştu.
23 Nisan 1920’de Ankara’da yeni Meclisin açılışı Ankara’yı tam anlamıyla bir merkez durumuna getiriyordu. Atatürk, Ankara’nın kendisini karşılayışını ve milli mukavemet merkezi olarak Milli Mücadele’deki yerini şu sözlerle ifade etmişti: "İstiklâl Mücadelesi tarihinde Ankara namı en aziz bir mevkii muhafaza edecektir. Gösterdiğiniz bu vatani cesaret sayesinde ecnebi müdahalesi ile İstanbul’da kapatılmış olan Meclis-i Mebusan daha vasî bir salahiyet ve şanı milliyet layık bir istiklâl ile Ankara’da açmak mümkün oldu. Büyük Millet Meclisi sizin muhiti hamasetinizde bîpervâ İstiklâl Mücadelesine devam edebilmiştir. Binaenaleyh Ankara, hemşehrilerimizin bu istiklâl-i vatan mücadelesinde ayrı bir hisse-i şerefi vardır.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Bir millet uyandı ve bir devlet yarattı
Bu gün 27 Aralık 2025…Ankara’nın Başkent olmasının kabul edildiği ve bir milletin bağımsızlık savaşı için ilk adımı attığı günün yıldönümü…
O günlerde Kurtuluş Savaşı henüz başlamamış ve kurtuluş için, düşman kuvvetlerinden uzak bir yerde toplanılması ve bir hükümetin kurulmasının ardından, savaşın başlatılması ve yönetilmesi gerektiğini, bir türlü mevcut Kabine üyelerine anlatamıyordu Mustafa Kemal Paşa…Arkadaşlarının bir bölümü eski alışkanlık ve payitaht nedeni ile, İstanbul olmasa bile, batıda bir yerde başkentin oluşturulması taraftarıydı. Fakat, her şeyi en ufak ayrıntısına kadar hesaplayan Mustafa Kemal Paşa, Ankara’nın milli mukavemetin merkezi olacağı fikrini gizli tutarak, 18 Aralık 1919 günü Sivas’tan Ankara’ya gitmek üzere ayrıldı. Arkadaşlarıyla birlikte Kayseri ve Kırşehir güzergâhından hareket etmeyi tercih ettiler. Heyet, Hacı Bektaş’tan Mucur’a, oradan da 24 Aralık’ta Kırşehir’e geldi. 25 Aralık’ı Kaman’da, 26 Aralık’ı Behnan köyünde geçirdiler. 27 Aralık’ta Ankara’ya geldiler. Sabah saatlerinden itibaren davullar ve zurnalarla bütün Ankara halkı, heyeti karşılamaya hazırlanmıştı. Çankaya ve Dikmen tepelerinde hafızlar ezan ve salât okuyorlardı. Köylerden atlı ve kağnılarla binlerce kişi Ankara’ya gelmişti. Hacı Bayram Camii’nin önünde toplanarak dini merasim yapıldı. Mektepliler İstasyon caddesine, Seymen Alayının bir kısmı Dikmen bağlarına, bir kısmı Çankaya bağlarına, Kızıl yokuş eteklerine ve diğer bir kısmı da İstasyon yoluna dizilmişlerdi. Seymen Alayı, kızılca günlerde (milli felaket günlerinde) kurulurdu. Bu Alay, yeni devleti kurar, yeni reisi seçerdi. Eski Türk töresinde var olan “Seymen Düzülme”, Ankara civarı köylerindeki Oğuz boyları tarafından korunmuştu.Seymen Efeleri ile Mustafa Kemal Paşa karşılaştığında arabadan indi ve… “Arkadaşlar, buraya neden geldiniz?” diye sordu. Efeler, “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik!” dediler. Mustafa Kemal Paşa, “Fikrinizde sabit misiniz?” dedi. Seymen Efeler, “And olsun!” dediler. Mustafa Kemal Paşa, “Var olun yiğitler!, Var olun!” diye seslendi. Dikmen bağlarının eteğinde Eskişehir Mebusu Emin (Sazak) ve Ankara eşrafından Naşit Efendi ile arkadaşları bekliyorlardı. 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey Gölbaşı’ndaydılar. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin bulunduğu yerde toplanan heyetten Rıfat Efendi( Ankara müftüsü) , “Hoş geldiniz, safa geldiniz. Kademler getirdiniz. Memleketimizi aydınlattınız. Canla başla sizinle beraberiz!..” demişti. Mustafa Kemal Paşa, gelirken istasyonda bulunan İngiliz Kumandanı Vitol, yağız bir atın üstüne binmiş duruyor; Forbus adlı bir İngiliz, fotoğraf çekiyordu. İstasyondan ayrıldıktan sonra şehre doğru ilerlediler. İleride Millet Meclisi olacak binada Fransız bayrağı çekilmişti. Otomobil, Karaoğlan’a doğru ilerlemiş ve buradan Hacı Bayram Camii’ne gelmişti. Hacı Bayram Veli türbesi ziyaret edildikten sonra Hükümet Konağına gidilmişti. 700 piyade 3000 atlı birlikten oluşan Zeybek Alayının önünde 20 zurna ve 50 davul yeri göğü inletmişti. Mustafa Kemal Paşa; Hükümet Konağında kendisine sevgi gösterisinde bulunan halka; “Vatandaşlarım, ne şu, ne bu kuvvet bizi kurtarabilir. Bizi sizin gibi fedakâr ve cesur halkımız kurtaracaktır” şeklinde hitap etti. Kolordu ziyaretinden sonra Ankara Valiliği tarafından ikametlerine tahsis edilen Ziraat Mektebi’ne doğru yola çıkmışlardı.Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’dan 23 Nisan 1920’ye kadar yaklaşık dört ay (118 gün), Ziraat Mektebi’nde ikamet etmiş ve kurulan bir telgrafhane vasıtasıyla bütün yurtla temas buradan sağlanmıştı. 28 Aralık’ta Ankara’nın ileri gelenlerine içinde bulunulan durumu açıklayan bir konferans verdi. 3 Ocak 1920’den itibaren Ankara’ya gelen mebuslar Paşa ile görüştükten sonra İstanbul’a gitmeye başladılar. 10 Ocak 1921’de Hâkimiyet-i Milliye gazetesi yayımlanmaya başladı. 28 Ocak 1920 tarihli “Misâk-ı Milli”, 6 Nisan 1920 tarihli Anadolu Ajansı’nın kuruluşu ve Heyet-i Temsiliye adına alınan bütün kararlar Ankara’da hazırlandı. Ziraat Mektebi’ndeki ilk günler mali açıdan da bir hayli sıkıntılı geçmişti. Ankara Belediyesinin yardımları sayesinde iaşe temin edilmiş fakat sonra para sıkıntısı baş göstermişti. 29 Ekim 1919’da Ankara’da “Ankara Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti” kurulmuştu. Cemiyet, halktan temin ettiği 1000 lirayı Mustafa Kemal Paşa’ya bu sıkıntılı günlerde teslim etti. Heyet-i Temsiliye için ilk altı ayda 2630 küsur lira, açılacak yeni Meclis binasının tamiri için 5068 lira harcadı. Milli Mücadele’nin halka anlatılması için oluşturulan İrşat Heyetlerinin Başkanı Mehmet Akif Bey’e 20.000 kuruş verildi. Ankara, o günkü yokluğu içinde Milli Mücadele için 912.340 lira harcamıştı. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali, Ankara’yı ön plâna çıkardı. Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan İstanbul’un işgalini protesto ederken, diğer taraftan Ankara’da olağanüstü yetkili bir Meclisin açılışını duyurmuştu.
23 Nisan 1920’de Ankara’da yeni Meclisin açılışı Ankara’yı tam anlamıyla bir merkez durumuna getiriyordu. Atatürk, Ankara’nın kendisini karşılayışını ve milli mukavemet merkezi olarak Milli Mücadele’deki yerini şu sözlerle ifade etmişti: "İstiklâl Mücadelesi tarihinde Ankara namı en aziz bir mevkii muhafaza edecektir. Gösterdiğiniz bu vatani cesaret sayesinde ecnebi müdahalesi ile İstanbul’da kapatılmış olan Meclis-i Mebusan daha vasî bir salahiyet ve şanı milliyet layık bir istiklâl ile Ankara’da açmak mümkün oldu. Büyük Millet Meclisi sizin muhiti hamasetinizde bîpervâ İstiklâl Mücadelesine devam edebilmiştir. Binaenaleyh Ankara, hemşehrilerimizin bu istiklâl-i vatan mücadelesinde ayrı bir hisse-i şerefi vardır.”