Hava Durumu

Bir yanda uzay yolu öte yanda dertli Anadolu

Yazının Giriş Tarihi: 22.01.2024 13:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.01.2024 13:31

Alper Gezeravcı’nın beklenen uzay yolculuğu başladı. Her konuda çarpışan ülkemizin iki kesimi ve onların sesi olan medya organları, şimdi işi gücü bıraktı bu gurur veren, ama ümit vermeyen gelişmenin peşine düştü.

Bir yanda güzelleme üstü mutluluk, diğer yanda en hafif ile burun kıvırmalı eleştiri… Eleştirenler de bu gurur verici olayın gereğini, sunacağı yenilikleri, toplumun bundan ne denli yararlanacağı sorusuna şimdilik kulak tıkamış durumda ! Bu konuda verilen bilgilerin eksikliği bu sonucu  doğurmuş olabilir. Ya da “Bekleyelim görelim” mantığı ile açıklanmadı amaç ve beklenen sonuçlar… İlk astronotumuz Gezeravcı’nın 14 günde yapması planlanan 13 deneyin içeriği ve de ülkeye katkısı hakkında şimdilik açık bir bilgi yok. Belki de, hazır uzay rekabetine girilmişken, diğer ülkelerin bu deneylerden yararlanmasını engellenmek için açıklanamıyor olabilir diyeceğim ama, amaç buysa oradaki diğer astronotların bundan haberi olmayacak mı ?

Şimdilik somut olarak ortada sadece “Tuz Gölü bitkisinin uzay ortamında araştırılması” üzerinden bir deney var. Bu bitki, doğanın bir hediyesi olarak sadece ülkemizde bulunuyorsa ne alâ…Daha ilginç bir deneyden de  söz ediliyor  ve bu benim çok ilgimi çekti ! Bu deneyin adı da “Uzay ortamında insan sağlığı deneyi.” Bilimsel bir yanım hiç oluşmadığı için anlayamadım! Uzaydaki deneme başarılı olursa, bu konuda yer çekimli ortamda bile yeterince  etkili olamayan ülkemde bu hayati konu uzay ortamında başarı ile uygulanacak her halde ? Hastane ve doktorlarınız daha sağlıklı mı sonuçlar alacak acaba ? Sokağa çıksanız,bu konuda güzelim halkıma mikrofon tutsanız acaba ne yanıt alırsanız ? Herkesin bir tahmini vardır mutlaka!

Şimdi de gerçeklere dönelim ve çok ilgimizi çeken ve bizi gururlandıran uzay yolculuğunun geçmişine bir bakalım.

Uzaya ilk çıkan ve ay yüzeyine inen ilk isimler

Soğuk Savaş döneminde, yani İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden yaklaşık on yıl sonra, dünya iki kutuplu hale döndüğünde, ABD ve Sovyetler Birliği arasında başlayan mücadele, 1957'de Sovyetlerin ilk Sputnik uydusunu fırlatmasıyla birlikte "uzay yarışına" dönüşmüş. John Kennedy 1961'de ABD Başkanı olduğunda, birçok Amerikalı, Sovyetler Birliği ille girilen bu savaşı kaybettiklerini ve Rusların teknolojisinin kendilerininkinden daha üstün olduğunu düşünüyormuş. Aynı yıl, Sovyetler Birliği ilk kez uzaya insanları da göndermiş. Uzaya çıkan ilk erkek Yuri Gagarin ve ilk kadın Valentina Tereshkova …Bu iki ismi mışlı,mişli yazmadım. Çünkü o dönemlerde ilk okula başlamış ve radyodan bu simleri sıkça duyardım.

Rus kozmonot Yuri Gagarin, uzay aracıyla Dünya'nın çevresinde dönmüştü. Bunun üzerine ABD, uzaydaki rakibi karşısında, uzaya olmasa da Ay'a ilk insanı gönderen ülke olmayı hedeflemiş doğal olarak…Madem yarış olacak, daha iyi, daha ileride bir sonuç alınmalı diye düşünmüş Amerikalılar…1962'de Kennedy, bir konuşma yaparak “Biz Ay'a gitmeyi tercih ediyoruz” demiş.Bir yıl sonra da suikast sonucu öldürülmüştü Kennedy…Yani hedefinin başarısını göremedi.

Bizim ancak radyodan ve bir kısım gazeteden öğrenebildiğimiz uzay yarışı bir süre daha devam etmiş ve 1965'te, Sovyetler Birliği Ay'a ilk uzay aracını göndermiş. ABD ise hâlâ milyarlarca dolar harcadığı “Apollo Programı” üzerinde çalışıyormuş. ABD'nin uzay kurumu NASA, 17 adet Apollo'nun görevini yerine getirebilmesi için, buraya dikkatlice bakın,  400 bin kişiyi çalıştırmış ve 25 milyar dolar harcama yapmış o dönemde.... Ve  Apollo 11…Bu kez ülke olarak transistörlü radyoların başındayız. O günlerde lise ikinci sınıfa geçmiştim. Bitişiğimizdeki bakkal dükkanında birkaç kişi ve ben sessizce bir anı bekliyorduk Çünkü radyo naklen yayın yapacaktı sıcak bir temmuz günü, aynen bu gün televizyonda olduğu gibi..Ve spikerin haykırışları arasında, Ay yüzeyine inmişti başarılı bir şekilde insan taşıyan ilk kapsül…Spiker uzay görevi tamamlandı dedi duyabildiğimiz kadar…Tarih  20 Temmuz 1969…Ve  dünya tarihinde ilk kez  astronotlar Ay'ın yüzeyine ulaşmış oldu. Neil Armstrong kapsülden çıkmış yürüyordu. Böylece Ay yüzeyine ayak basan ilk insan oluyordu...Kapsülde ona eşlik eden iki astronot daha vardı, Edwin Aldrin ve Michael Collins.… Armstrong’un o meşhur cümlesi yıllar sonra yine kulaklarımda…

“Benim için küçük, ama insanlık için büyük bir adım...”

Harcanan emek ve paraya bakılınca ortaya sadece bir sonuç çıkıyor. İki dev ve emperyalist ülkenin, toplu tüfekli savaş yerine, uzay yarışına girmeleri ve bunu yaparken de, diğer ülkelere büyüklüklerini kabul ettirmek isteyip başarmaları…

O sırada Türkiye’de halk bundan nasıl etkilendi dersiniz? Otomobillerin arkasına “Apollo” yazmak moda, sürat aypmak da olağan oldu.

Bir de tekerleme vardı “eller aya biz yaya” diye…Yani biz aşağı yukarı elli üç yıldır yayaydık günümüze  kadar !

İki ülkenin uzay yarışı neden sona erdi?

Sovyetler Birliği'nin 1991'deki çöküşü, sonrasında ABD ve yeni kurulan Rusya Federasyonu'nun 1993'te Uluslararası Uzay İstasyonu programı üzerinde anlaşmaları, Soğuk Savaş rekabetinin bir parçası olan Uzay Yarışı'nın tam anlamıyla sona ermesine neden oldu.

Ülkeler arası uzay yarışının bitişi bu şekilde açıklanıyor şimdiki günlerde…

O zaman Alper Gezeravcı’nın bu yolculuğunu, bir gelişme, bir atılım olarak mı değerlendirebiliriz ? Yoksa,  şu dönemlerde turistik bir havaya girmiş ve varlıklı insanların parası ile yaptığı bir dünya dışı seyahat mi diyeceğiz bu sefere ?

Ben pek işin içinden çıkamadım. Ekonomik sıkıntı içinde çabalayan milyonlarca insanımız yeterli  beslenebilme çabası içindeyken, bunu dünya kamuoyu da  bilirken, böyle bir atak ile ülkemizin gücünü mü göstermiş olduk ?Yoksa “biz artık yaya değiliz”  mi dedik. Bir ihtimal daha var…Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı 2012'de Fetöcülerin kumpasıyla İzmir Askeri Casusluk davasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edilmiş, tam 8 yıl sonra davayı kazanarak şerefli görevine geri dönmüş..Ve hedefinde olan bu uzay konusu için, binlerce kişiyi geride bırakarak, göreve layık görülmüş.Bu hayal edilemez seyahate gönderilmesi, bir ölçüde, onun için çok anlamlı bir tazminat  olmuştur diye düşünmek istiyorum.Eğer bu ihtimal de devre dışı kaldıysa, geriye, evinde işinde mutlu olamayan milyonlarca vatandaşımızın güvenini kazanarak “onurlandırmak” kalıyor! Üstelik yerel seçim kapıda beklerken…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.