Hava Durumu

Bir Yemen Türküsü ve acı gerçekler!

Yazının Giriş Tarihi: 01.01.2026 18:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.01.2026 18:10

Henüz ilkokula giderken, büyükannemden duymuştum bu cümleyi; “Zenginimiz bedel öder, askerimiz fakirdendir.” Meğer amcalarından biri Yemen’e savaşmaya gitmiş, diğeri için de onun şehadet haberi sonrası, aile büyüklerinin desteğiyle bedel ödeyerek askerlikten kurtulmuş. O dönemde bunun anlamını kavramakta zorlanmıştım. Yıllar geçtikçe bu türkü beyitinin ne anlama geldiğini gayet iyi anladım.

Madem Yemen Türküsü üzerinden söze başladık, devam edeyim. Belki de toplumumuzun büyük çoğunluğunun bildiği Yemen Türküsü içinde geçiyor bu ilginç ve kahredici satırlar. Yemen Türküsü’nde geçen “Burası Muş’tur, yolu yokuştur; giden gelmiyor, acep ne iştir?” dizeleri bile, yüzyıllardan beri yaşadığımız gerçeği tek başına anlatıyor… Bu türküyü ortaya çıkaran olayın da Yemen’e gidecek birliğin tamamen Muş şehrinden oluşması olduğu söylenir. Ve gidenlerin hiçbiri geri gelmemiştir.

Aradan geçen yüzyıllara karşın bu konuda değişen bir şey var mı? Kendim sordum, kendim yanıtlayayım. Tam bu sözlere bire bir uymasa da benzerlerini ülkemizde sürekli izliyoruz…

Son olarak DEAŞ zorbalarının, hem de Yalova gibi bir yerde yuvalanıp varlıkları anlaşıldıktan sonra operasyon başlayınca yaptıkları saldırıda askerimiz ve bir polisimiz şehit oldu. Ülkemizde genellikle dar gelirli ailelerin çocukları bu meslekleri seçiyor ve bu tür terör olaylarında şehit oluyor. Helikopter kazasında verdiğimiz 20 şehidimiz için de farklı bir şey konuşmak gereksiz olacaktır. Onların ailelerine baktığınızda da, aynen Yemen Türküsü’nün sözlerini bulacağınıza eminim.

Bu durumu anlatmak o denli kolay değil. Aynı olaylar olmasa bile benzerlerini görmek çok kolay. Arkasına nüfuzlu birini alan —ki bu yetkili çoğu zaman iktidar partisinden olur— bu durum her iktidar döneminde de sergilenmektedir. Zaten sonuçta, ölüm tehlikesi oldukça yüksek olan polislik ve askerlik gibi profesyonel mesleklerin mensupları, çoğunlukla dar gelirli ailelerden çıkmaktadır.

Bu “kendine kuvvetli bir arka bulma” alışkanlığı, diğer alanlarda da görülebilmektedir. İşte size son günlerin popüler konularından olan yasa dışı bahis ve şike olayları içinde adı geçen bir futbol hakeminden örnek vereyim…

Yakın zamana kadar ülkemizin iyi hakemlerinden biri olan Ali Palabıyık, bahis zanlısı olarak müsabakalardan men edilmiştir. Bir futbol maçı için kesinlikle kabul edilemeyecek bir olguyla bahis meselesine rahatça girebilen bu genç hakemimizin, aslında sırtının da oldukça kalın olduğu ortaya çıkmıştır. Diyanet’in sahip olduğu ABD’deki 110 milyon dolarlık spor merkezinde yöneticilik yaptığı anlaşılmıştır. Dört ay önce bu göreve gelmiştir. Yani tedbir erkenden alınmıştır!

Bu spor merkezinde yok yokmuş… Otoparktan camiye, kültür merkezinden kapalı havuza kadar her türlü spor dalı bulunuyormuş; Ali Palabıyık’ın yöneticiliğinde…

Bu durumda Palabıyık ülkemize geri çağrılıp hâkim karşısına çıkarılabilir mi? Bence kafa yormaya hiç gerek yok. Burada dört aydan beri de olsa yetkili yönetici sıfatını taşıyan biri için, ülke yargımız gerekeni yapacaktır. Ama bunu hangi anlamda ve nasıl yapabileceği konusu beni oldukça zorlar. Boş bir tahminde bulunmak da istemem.

Bu bilgilenmeden sonra, bu genç ve dinamik futbol hakemimizin bu branşta yükselme süreci de merak konusu olmaz mı? “Olur mu böyle bir şey, onu bir kalemde geçiver” seslerini duyar gibiyim. Zaten öyle bir niyetim de yok. Ben sadece, tarihimiz boyunca en zor ve tehlikeli mesleklerde kimlerin yer aldığına dair gelişmelerle ilgileniyorum.

Bir türkünün bir beyiti sayesinde tarih yolculuğumuza Yemen’den başladık, Amerika’ya kadar uzandık… Ve o türkü, bir kez daha yüreğimizi yaktı. Hayatta olmayan aile büyüklerimin sözleriyle birlikte, türkünün o cümlesi kulağımda çınlayıp durdu.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.