Hava Durumu

Böl parçala yönet sistemi mi geliyor!

Yazının Giriş Tarihi: 13.01.2026 17:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.01.2026 17:18

Başlıktaki anlamı, son aylarda ülkemizde yaşanan bazı olaylara dayanarak attım. Bir tek gün bile geçmiyor ki, iki farklı zihniyet arasında bir ayrılık yaratacak gelişme yaşanmasın…Bu tür olaylar sokağa da yansıyor ve halkımızın önemli bir bölümünü kaygı içinde bırakıyor. Bu düşünceleri evde bırakarak, Kapalıçarşı tarafında işyeri olan bir arkadaşımın yanına uğradım. Küçük dükkanının içindeki tek masaya konuşlandık. Çayları içtik, hal hatır sorduk, tam kalkacaktım arkadaşım beklemediğim anda derdini açıverdi. Meğer oğlu bir süre önce nişanlanmış ve önümüzdeki ilk baharda evlerini kuracaklarmış. Ama, önce ev sorunu ortaya çıkmış. Onu biraz geriye bırakıp bu kez düğün masrafları için hesaplara başlamışlar. Tam o sırada arkadaşımın oğlu bir gazete haberini görmüş ve babasına müjdeyi vermiş. “Baba düğün için hiç tasalanma…Diyanet , kendine ait evi arabası olmayan, kendisi ve eşinin ortak aylık geliri iki asgari ücreti geçmeyenlere müjde vermiş. Eğer Müftülükte nikahı kıydırırsak, bu şartlara bakarak onaylanırsa, tam beş yüz bin lirayı geri ödemesiz vereceklermiş. Zaten nişanlım henüz çalışmıyor ki, benim aylığım da asgari ücreti çok az geçiyo, ancak kiraya ve yeme içmeye yetecek kadar…Ne dersin baba zaten müftülük de senin dükkanından iki adım ötede, orada kıydıralım nikahı yardımı da alalım.” Diyerek, babasını ikna etmeye çalışmış.Arkadaşım, oğlunun anlattıklarını pek anlamamış Doğruluk payını öğrenmek adına konuyu bana da aktarmış.B en de hemen bu tür olayları iyi takip eden bir iki arkadaşıma telefonda sordum, meğer doğruymuş. Arkadaşıma döndüm ve “Semih artık iş size kalmış beş yüz bin lira fena para değil” dedim. Ama baktım pek de memnun değil bundan…Birer çay daha içtik ve sohbet devam etti. Bu evlilik ve Müftülük Nikâhına 5 yüz bin lira hibe konusu yerini endişeye bıraktı bir anda..Çünkü bu tür uygulamaların toplumda ayrıştırmaya dönüşmesinin tehlikesinden söz etmeye başladık. Bu konuda arkadaşım da benim gibi düşündüğünü söyledi ama ne yazık ki tam bir sıkışmışlık halindeydi. Ben de “Karar sizin.Hakkınızda hayırlı olacaksa…” diyerek işyerinden çıkıp, çarşıya doğru yöneldim. Aslına bakılırsa, benim söylemem gereken “İktidar yoksulluğu daha iyi yönetiyor” demek olmalıydı ama, arkadaşımı incitmek istemedim. Biraz aşağıya ve kunduracılar kısmına girdim ve eski bir arkadaşa daha rastladım. Demek ki çoktan beri çarşıya çıkmamışım. Beni görünce sevinçle dükkana çağırdı. Hoş beşten sonra konuya ortadan girdi. Geçmişte kendisi ile siyasi tartışmaları hararetle yapardık. Ama artık devir değişti, baktım İktidar için bir şey söyleyemiyor, benim ağzımdan laf almak istiyor. Ben de bu konulara hiç girmek niyetimde değildim. Bir iki dükkanın yeni yerini sorup çıkacağım ama fırsat bırakmadı. Bizim kunduracı Salih topa öyle bir girdi ki, beni gitmekten vazgeçirdi. Konu biraz nazikti çünkü.. O da bir arkadaşından duymuş, geçtiğimiz 10 Kasım gününde, TRT anma yerine eğlence programı yapmış meğer. Gerçekten de benim haberim olmamıştı. “Eee ne yapalım yani?” diyecek oldum mahsustan…Öyle bir cevap verdi ki ben de dondum kaldım;

“ Daha ne olsun, adamların en büyük kozu ikilik yaratmak, bundan yararlanmak. Baktılar seçmenleri partiden uzaklaşıyor, ayrılık yaratacak bir şey bulmaları lazım, onlar da bunu bulmuşlar. Toplumda ayrışma olmadı mı, onlarda da yok kardeşim. Bunu bilmiyosan hiç konuşma…” Zehir gibi cümlelerdi bunlar. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Çünkü bu arkadaşım İktidar partisinde bir süre delegelik de yapmıştı. Şimdi ne oldu da dönüş yaptı diye düşünmeden edemedim. Cevap vermeye çalışırken, bir bomba daha patlattı.

”İşler kesat, bizim kalfayı , çırağı işten çıkardım. Çayı bile hesapla içiyorum. Akşama kadar oturuyorsun, birkaç kişi vitrine bakıp geçiyor…Kimsede para yok çünkü..Arada bir etiketleri bile çıkarıyorum, en azından fiyatları görmesinler diye…İçeri hele bir girseler, bir şekilde, fazla kâr getirmese de o ayakkabıyı satarım. İçimden geçti onun eski partili dönemleri ama, yılların hukuku var, bir şey söylemeden “Hadi bana eyvallah…Allah sana da kolaylık versin” diyerek, onun da gönlünü hoş ettim ve çarşının sonuna doğru koşar adımlar ile ulaştım.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.