Bu iki kelimeyi yan yana kullanmanın tam zamanı. Kısa süre önce, hızlı bir tempo ile ülkemizin bütçesi tartışıldı(!) ve de oy çokluğu ile kabul edildi. Bu arada emekli maaş artışı belirleniverdi sessiz sedasız.Açıklamayı da her zaman beklediğimiz gibi Sayın Cumhurbaşkanı da yapmadı. İşte o zaman gerçek ile karşılaştık. Çünkü memur emeklileri dışında SGK ve Bağ-Kur emeklileri hayal kırıklığı yaşadı yüzde 37 küsurluk artışa. ! Ama bu konuda toplum olarak şerbetliyiz ama yine de umutla bekleriz bu tür zam açıklamalarını…Ama sonuç hep aynı olur, unutur gideriz.
Görüldüğü gibi aileler de, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti de aynı konu ile meşgul. Ama önce Yüce Devletimizin yeni kabul edilen ve toplumun geniş kesimlerini mutlu etmeyen bütçesi ve buna dair görüşmelere ve son oturumdaki bazı gelişmelere değinmek istiyorum.
Kürsü de bir parti başkanı bütçeye dair konuşma yapıyor. Sözlerini bitirirken sert bir tonda “2024 Bütçesi’ne HAYIR diyoruz.” cümlesini kuruyor. Ama bu son cümlenin öncesinde söyledikleri de çok mu çok ilginç: “ 2,65 trilyon yeni borç ve faizini kabul etmiyoruz. Denk bütçe yapılmalı, kaynak üretilmeli. Vergiler millete hizmet için kullanılmalı, faize gitmemeli…Üretim, ihracat ile yanı sıra istihdam odaklı bir ekonomi olmalı.” Ve hatip kürsüden iniyor… Hayret, bu kadar gerçekçi ve halk yararına olan bir konuşma sonrası, iktidar ve muhalefet kanatları sanki ağız birliği etmişçesine alkış sesi hiç yok. Çünkü bu sözlerin sahibi Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan…Bu olayın üzerinden günler geçti, hiç eleştiri almadı Erbakan…Çünkü Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde Cumhur İttifakı cephesinde yer aldı ve istediği vekilleri TBMM’ne gönderdi. Söyledikleri o kadar gerçek ve zamanın ruhuna uygundu ki, bir muhalif parti başkanı bile ancak bu cümleleri kurabilirdi.
Galiba yeni bir ittifak siyaseti gelişiyor. “Eleştiri ve suçlamaları ancak biz kendi içimizde yapar, muhaliflere bu alanı bile kapatırız” denmek mi isteniyor, yoksa Erbakan, Cumhurbaşkanı’ndan yeni istekleri için söz almak mı istiyor? Tam anlamı ile Türk tipi bir iç muhalefet… İktidar Partisi AKP, bu sessizliği ile, Batı Avrupa’nın sosyal demokrat partilerini bile kıskandıracak bir tutum içinde
sanki! İşte demokrasi buna derim bende…Ama inanan olursa tabii…Demek ki, bu partinin oylarına büyük ihtiyaç duyuyor bu en büyük parti…
Bütçe görüşmelerinin oylaması öncesi kapanış konuşmalarından birini yapmak üzere, toplumun pek de görmeye alışık olmadığı bir vekil de var TBMM kürsüsünde, iki üç kelimeyi sıralıyor önce…
“Özerklik,
Federasyon ve
Eyalet…” Ardından “Bu gibi konular serbestçe tartışılmalı” diyor hatip. Ama ben bu son kelimeyi “Eyalet Ligi” gibi algılamışım. Belki de futbolun son günlerde siyasetin kalbine girmesinden olabilir ! Zannettim ki; kürsüdeki konuşmacı Türkiye Futbol Federasyonu başkan ve yönetim kurulu seçimlerinde yıllardır demokrasi kaldırılarak, fiili biçimde “özerkliği” yok edildiğine vurgu yapıyor da, bu neden ile, belki de yeni bir lig statüsü istiyor sandım! Kısa süre önce İktidar “İl sayısını yüze çıkaracağız, çok sayıda ilçe il olacak ama, eyalet gibi büyükşehirlerimiz de olacak” anlamına gelen bir gelişme ortaya atılmıştı. Benim de aklımda bu kaldığı ve şu günlerde futbolumuzda garip şeyler olduğu için lig statüsü falan konusu sanmam da normaldi bu konuşmayı…
Yanılmışım…Konuşan Hüda-Par Genel Başkanı imiş. Söz ettiği de, Türkiye’de artık, eyalet gibi, federasyon gibi etnik kökene göre, bazı bölgeler oluşmasının açıkça tartışılması lazım geldiğini vurguluyormuş. “Eyvah ki eyvah, yine ortalık karışacak” diye telaşa düşerken, TBMM bünyesinden ve de sonraki günlerde de AKP kurmaylarından bir tek söz duymadım buna karşı !
Sonra içimden dedim ki, acaba bu sözcükleri yan yana getiren ve kürsüden bunu konuşan, bir başka parti mensubu, örneğin CeHaPe vekili olsa ne olurdu? Olacaklar için tahmin yürütmeye hiç gerek yok. Herkes zaten ne olacağını üç aşağı, beş yukarı biliyor. İyi de bu sözleri hazmetmek için, İktidar politikacıları acaba ne tür bir hap kullanıyor mide ağrılarını gidermek için…
Ya da seçmen kitlesi nasıl karşıladı bu sözleri acaba diyorum ama, olacağı da biliyorum zaten. Büyük bir miting ve “Bayrak inmez, ezan susmaz, vatan bölünmez” sloganları, bu konuşmanın üzerine seccadeyi, pardon yorganı örtüverir ! Konu beni sıkmıştı hemen değiştirip rahatlayayım dedim.
Yılbaşı yeni geçti ama, aradaki süre az değil bana göre de normaldi. Acaba 400 milyonluk büyük ikramiye hangi talihliye çıkmış, ya da yine kasa mı kazanmış merakıyla gazetelere göz attım ve yanıtı aldım. Bu kez büyük para uzağa düşmüş, taaa Kolombiya’ya gitmiş güya…Hem de kağıt bilet olmadan, “on line” bilet ile gidivermiş. Bazı münafıklar bunun mümkün olmadığını söylüyor ama neden olmasın ? Olur, olur bal gibi olur, şarkımız bile vardı bu sözlerle !
Ama Kolombiya biraz tuhaf geldi yine de…Ama tam sıkışık anda Suudi Arabistan ile ortaya çıkan sorun nedeni ile yeni partner olabilir mi Kolombiya diye içimden geçirdim. Ama ben de inanamadım böyle bir şeye…Geriye kişisel dostluklar kalıyor !İçimizden kimlerin dostları var o yaban ellerde, şimdi gerçekten merak ettim…Hem de ihracatımız mı var, yoksa ithalatımız mı fazla bu ülke ile de, bu gereksiz soru aklıma takıldı. Zaten maksat vakit geçirmek değil miydi? Bunu düşünerek yine kendi küçük dünyama döndüm hemen…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Ekonomi ve bütçe
Bu iki kelimeyi yan yana kullanmanın tam zamanı. Kısa süre önce, hızlı bir tempo ile ülkemizin bütçesi tartışıldı(!) ve de oy çokluğu ile kabul edildi. Bu arada emekli maaş artışı belirleniverdi sessiz sedasız.Açıklamayı da her zaman beklediğimiz gibi Sayın Cumhurbaşkanı da yapmadı. İşte o zaman gerçek ile karşılaştık. Çünkü memur emeklileri dışında SGK ve Bağ-Kur emeklileri hayal kırıklığı yaşadı yüzde 37 küsurluk artışa. ! Ama bu konuda toplum olarak şerbetliyiz ama yine de umutla bekleriz bu tür zam açıklamalarını…Ama sonuç hep aynı olur, unutur gideriz.
Görüldüğü gibi aileler de, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti de aynı konu ile meşgul. Ama önce Yüce Devletimizin yeni kabul edilen ve toplumun geniş kesimlerini mutlu etmeyen bütçesi ve buna dair görüşmelere ve son oturumdaki bazı gelişmelere değinmek istiyorum.
Kürsü de bir parti başkanı bütçeye dair konuşma yapıyor. Sözlerini bitirirken sert bir tonda “2024 Bütçesi’ne HAYIR diyoruz.” cümlesini kuruyor. Ama bu son cümlenin öncesinde söyledikleri de çok mu çok ilginç: “ 2,65 trilyon yeni borç ve faizini kabul etmiyoruz. Denk bütçe yapılmalı, kaynak üretilmeli. Vergiler millete hizmet için kullanılmalı, faize gitmemeli…Üretim, ihracat ile yanı sıra istihdam odaklı bir ekonomi olmalı.” Ve hatip kürsüden iniyor… Hayret, bu kadar gerçekçi ve halk yararına olan bir konuşma sonrası, iktidar ve muhalefet kanatları sanki ağız birliği etmişçesine alkış sesi hiç yok. Çünkü bu sözlerin sahibi Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan…Bu olayın üzerinden günler geçti, hiç eleştiri almadı Erbakan…Çünkü Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde Cumhur İttifakı cephesinde yer aldı ve istediği vekilleri TBMM’ne gönderdi. Söyledikleri o kadar gerçek ve zamanın ruhuna uygundu ki, bir muhalif parti başkanı bile ancak bu cümleleri kurabilirdi.
Galiba yeni bir ittifak siyaseti gelişiyor. “Eleştiri ve suçlamaları ancak biz kendi içimizde yapar, muhaliflere bu alanı bile kapatırız” denmek mi isteniyor, yoksa Erbakan, Cumhurbaşkanı’ndan yeni istekleri için söz almak mı istiyor? Tam anlamı ile Türk tipi bir iç muhalefet… İktidar Partisi AKP, bu sessizliği ile, Batı Avrupa’nın sosyal demokrat partilerini bile kıskandıracak bir tutum içinde
sanki! İşte demokrasi buna derim bende…Ama inanan olursa tabii…Demek ki, bu partinin oylarına büyük ihtiyaç duyuyor bu en büyük parti…
Bütçe görüşmelerinin oylaması öncesi kapanış konuşmalarından birini yapmak üzere, toplumun pek de görmeye alışık olmadığı bir vekil de var TBMM kürsüsünde, iki üç kelimeyi sıralıyor önce…
“Özerklik,
Federasyon ve
Eyalet…” Ardından “Bu gibi konular serbestçe tartışılmalı” diyor hatip. Ama ben bu son kelimeyi “Eyalet Ligi” gibi algılamışım. Belki de futbolun son günlerde siyasetin kalbine girmesinden olabilir ! Zannettim ki; kürsüdeki konuşmacı Türkiye Futbol Federasyonu başkan ve yönetim kurulu seçimlerinde yıllardır demokrasi kaldırılarak, fiili biçimde “özerkliği” yok edildiğine vurgu yapıyor da, bu neden ile, belki de yeni bir lig statüsü istiyor sandım! Kısa süre önce İktidar “İl sayısını yüze çıkaracağız, çok sayıda ilçe il olacak ama, eyalet gibi büyükşehirlerimiz de olacak” anlamına gelen bir gelişme ortaya atılmıştı. Benim de aklımda bu kaldığı ve şu günlerde futbolumuzda garip şeyler olduğu için lig statüsü falan konusu sanmam da normaldi bu konuşmayı…
Yanılmışım…Konuşan Hüda-Par Genel Başkanı imiş. Söz ettiği de, Türkiye’de artık, eyalet gibi, federasyon gibi etnik kökene göre, bazı bölgeler oluşmasının açıkça tartışılması lazım geldiğini vurguluyormuş. “Eyvah ki eyvah, yine ortalık karışacak” diye telaşa düşerken, TBMM bünyesinden ve de sonraki günlerde de AKP kurmaylarından bir tek söz duymadım buna karşı !
Sonra içimden dedim ki, acaba bu sözcükleri yan yana getiren ve kürsüden bunu konuşan, bir başka parti mensubu, örneğin CeHaPe vekili olsa ne olurdu? Olacaklar için tahmin yürütmeye hiç gerek yok. Herkes zaten ne olacağını üç aşağı, beş yukarı biliyor. İyi de bu sözleri hazmetmek için, İktidar politikacıları acaba ne tür bir hap kullanıyor mide ağrılarını gidermek için…
Ya da seçmen kitlesi nasıl karşıladı bu sözleri acaba diyorum ama, olacağı da biliyorum zaten. Büyük bir miting ve “Bayrak inmez, ezan susmaz, vatan bölünmez” sloganları, bu konuşmanın üzerine seccadeyi, pardon yorganı örtüverir ! Konu beni sıkmıştı hemen değiştirip rahatlayayım dedim.
Yılbaşı yeni geçti ama, aradaki süre az değil bana göre de normaldi. Acaba 400 milyonluk büyük ikramiye hangi talihliye çıkmış, ya da yine kasa mı kazanmış merakıyla gazetelere göz attım ve yanıtı aldım. Bu kez büyük para uzağa düşmüş, taaa Kolombiya’ya gitmiş güya…Hem de kağıt bilet olmadan, “on line” bilet ile gidivermiş. Bazı münafıklar bunun mümkün olmadığını söylüyor ama neden olmasın ? Olur, olur bal gibi olur, şarkımız bile vardı bu sözlerle !
Ama Kolombiya biraz tuhaf geldi yine de…Ama tam sıkışık anda Suudi Arabistan ile ortaya çıkan sorun nedeni ile yeni partner olabilir mi Kolombiya diye içimden geçirdim. Ama ben de inanamadım böyle bir şeye…Geriye kişisel dostluklar kalıyor !İçimizden kimlerin dostları var o yaban ellerde, şimdi gerçekten merak ettim…Hem de ihracatımız mı var, yoksa ithalatımız mı fazla bu ülke ile de, bu gereksiz soru aklıma takıldı. Zaten maksat vakit geçirmek değil miydi? Bunu düşünerek yine kendi küçük dünyama döndüm hemen…