Hava Durumu

Günümüzün filozofu Ali Bilgiç

Yazının Giriş Tarihi: 28.12.2023 11:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.12.2023 11:12

Bazı mütevazı  bireyler vardır, tanır, konuşur ve de belirli bir konuyu tartışırsınız. Ama o hep vericidir, sizi bilgilendirir ama tevazu hep yanındadır. Böyle olunca da, çok yakından yaşamı hakkında bilgi sahibi olmasanız da, size güven verir, saygınlığınızı kazanır ve köşesinde bilge bir kişilikle oturur. Hani bir okul şarkısı vardır ya, sözleri “Orda bir köy var uzakta…Gitmesek de, kalmasak da o köy bizim köyümüzdürrr…” Aynen meslek büyüğümüz Ali Bilgiç gibi. Ali ağabey ile karşılaşmalarımızı saysak iki ya da üçü geçmez. Ama o hep orada, yani Yenişehir’de hep vardır. Bu şirin ilçenin, tarihine hakim, halkına dair bilgi sahibi, tam anlamıyla kasabanın bilgesi bir adam. Onun yaşamını merak eder bakarsanız, günümüzde önemini giderek yitiren “gazetecilik nosyonu” hakkında bir anda bilgi sahibi olur, hatta bilge bir kişiliğe bürünürsünüz. Çünkü 1 Ocak 1963 tarihinden bugüne, hiç aksatmadan haftalık Yenişehir Gazetesini çıkarmayı, bir ibadet gibi yaparak, okura saygısını yitirmeden ve de hiç yüksünmeden başardığını görürsünüz. Biraz da kendinizi sorgular, bazen içine düştüğünüz mesleki karamsarlık ile yüzleşirsiniz Ali ağabeyin bu 60 yıllık gazetecilik serüvenine bakarak…

Bu kararlı duruşu, istikrar rekorunu kendi hiç dile getirmese de, bazı kadirbilir kişiler onu çok iyi tanıdığı için, değerini ortaya koymayı bilir ve yeri geldiğinde de ödüllendirir. O her zaman sakin, kelime sarfiyatı yapmayan ve de duygularını şiirleri ile dile getiren bir kişiymiş zaten. Bu özelliğini öğrenince, bilge bir eda ile oturduğu sandalyesindeki sakinliğinin nedenini de bulmuş oldum. Bu sözleri sarf ederken, sakın ola birini övdüğümü falan düşünmeyin! Benimki sadece bir saygı duruşu…Bir meslektaşın sabrını, dikkatini ve de mesleğini yaşam biçimi yapışını karşıdan da olsa görüp öğrendiğim içindir. Aramızda zaten, bir çıkar ilişkisi olamaz, çünkü yüz yüze çok az gelmişliğimiz var, daha önce belirttiğim gibi…Yakın ve kadim dostum Binay Kazan’ın desteği ile Ali ağabeyi biraz daha yakından tanıma fırsatı buldum bu güne değin. Hele Yenişehir’e dair, nadir de olsa bir bilgi gerektiğinde, sanki bir kütüphane gibi başvurulacak adresin adı Ali Bilgiç olmuştur bazen…Bazen  dediğime bakmayın, bu şirin kasabaya dair sürekli bir bilgilenme olmadığı için böyle bir cümle kurdum.

Eserler ödüller ve erişilemeyecek gazetecilik özelliği

Ali Bilgiç, çok sayıda basın kuruluşunun, kurucu veya üyesi. En önemli yanı, 1963 yılından beri ara vermeden çıkardığı Yenişehir Gazetesi ile de birlikte bir üne sahip. Çünkü Anadolu’da yayımlanan en eski ve devamlı gazete…Bu arada, gazete dışında, yazdığı eserler de var Ali Bilgiç’in…Hemen hepsi de Yenişehir’in tarihi ve kültürüne dair…Tutsak Gözler (1963), Kırık Senfoni (1970)  ve Yeşil Hoca( 2001)

Bir şiir bir insan ve de dostları

Onun bu özelliklerini bilen dostları, başta Binay Kazan olmak üzere, Ali Bilgiç için Nilüfer’de Adranos Otel’de bir şiir dinletisi düzenlemişler. Tam 9 şair Ali Bilgiç’in 20 şiirini seslendirmiş. Bu çok anlamlı birlikteliğe katılan 75 sanatsever ve Ali Bilgiç dostu, bu önemli etkinliğe anlam kazandırmış.

Az konuşan, düşüncelerini ve aldığı haberleri, gazetesinde yazarak  toplum ile ilişki kuran Ali ağabey, kendi ile yalnız kaldığında sanırım bu kez yüreğindeki duygular önündeki sayfalara yansımış. Bu nedenle, şiir dinletisinde kendisinin okuduğu bir şiiri ile ben de kapanışımı yapmak istedim. Binay Kazan’ın gönderdiği, Ali Bilgiç’in kaleminden  işte o çok anlamlı şiir:

BİTMEDİ BU SEVDA

SEVDALIM

 İşte yine mevsimlerden sonbahar

Ve aylardan kasım

Bitmedi bu sevda sevdalım

Bitmeyecekte galiba…

 

Sana yazdığım mektuplar

Çoğaldı yine bu ara

Dün akşam “Kuru İntihar”ı

Geleceğini okuyan bir falcı edasıyla

Okudum ağlayarak bir daha

Toprağa eğilen dallar gibi

Yine boynum büküktü

 

Hışımlı bir bakış fırlattım

Çaresizliğin suratına

Bitmedi bu sevda sevdalım

Bitmeyecekte galiba…

 

Bir akşamüzeri ansızın

Yağmur yüklü bulutlarla

Geçtin gönlümün gökyüzünden

Sen sılana dönen bir garip yolcu

Ben gurbette çekilen “off”lar gibiydim

Bildiğin yollardan

Hep bildiğin gibi geçtim

Silinmedi ayaklarımın

Kaldırımlar üzerindeki hüzünlü sesi

Ne bir tül sallandı geceye

Ne de bir pencere açıldı

Kadere karşı koyan virgül

Seni aşk diye kalbime noktaladı

Sonra bir kadehe güneşi doldurdum

Tüm mektuplarını yığdım masama

Bitmedi bu sevda sevdalım…

Bitmeyecekte galiba…

 

Güneşten yarı sararmış resminin önünde

Sus Mona Lisa’nın

Yüzyıllara hükmeden tebessümü

Leonarda Vinci

Firar etti mezarından

Batan güneşi ceplerine doldurdu Van Gogh

Kendini tekrar sefalete gömdü

Picasso boş bir yumurta kabuğuna

Doldurup tüm renkleri

Hışımla fırlattı tuvalin ortasına

Ama hiçbiri çizemedi yeniden seni…

 

Bir tabanca o soğuk yüzüyle

Usulca dayandı şakağıma

Sonra ÇOK’lar arasından bir “HİÇ”

Çekildi şikâyet ettiği yalnızlığından

Ağladı; duyanı olmadı

Çağırdı; geleni olmadı

Sevdi; seveni olmadı

Hiçbir şeyi yoktu ki zaten senden başka

Bitmedi bu sevda sevdalım

Bitmeyecekte galiba…

 Kasım 1970

Bir bilge kişiliği, yaşarken şiir ve eserleri ile anma fırsatı her zaman doğmaz. Bu şansı bana yaratan başta değerli büyüğüm Ali Bilgiç ve kadim dostum Binay Kazan’a içtenlikle teşekkürler…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.