Sosyal medya hemen herkesin ve özellikle genç kuşağın tiryakisi olduğu bir mecra…Kolayca, milyonlarca kişiye ulaşırken,öte yandan toplumun aynası olmak için görev yapan “gazetecilik” eskisi kadar ilgi çekmiyor. Ama bu gerçeğe karşın dünya genelinde yine öp planda geliyor gazete haberciliği ve yorumculuğu… İlaveten , TV ekranında yapılan bu tür programları da sayabiliriz. Gelelim gazeteciliğin püf noktasına. Bu işe amatörce başlayan bizler ve eğitimini alanlar kim olursa olsun, haberini veya yorumunu okutabilmek için büyük çaba sarf eder. Bunu yaparken de, bu iş kolundaki üstatların nelere dikkat ettiğine de bakarlar. En önemli konu da yazılanların “Haber değeridir.” Bu durumu izah eden ilk örnek de, her zaman olduğu gibi batı dünyasından bizlere kadar gelmiş. Bu konunun uzmanları, bu yöntemi şöyle özetlemiştir.
“Bir köpek bir adamı ısırırsa bu haber değildir, bir adam köpeği ısırırsa bu haberdir.”Bu cümle ile anlatılmak istenen, okuyucunun ilgisini çeken, olağandışı olaylardır ve dolayısıyla “olağandışılık” haber değeri taşır.
Bu tanım uluslar arası bir kavram olarak bilini r ve Türkiye’de, bu tür haberlere ulaşmak, hiç de zor değildir. Bu durum, ülkemizdeki insan birikiminin eseri midir nedir, bilemiyorum.! Her insan, en azından bu tür haberlere bir göz atar ve bazıları da, “haberin öznesi” olurlar. Hemen örnekleyeceğim.Ankara Kocatepe Anadolu Lisesindeki bir grup öğrenci, ders sırasında fizik öğretmenine, el kol hareketleri ile alaycı ve saygısızca yaklaşır…Hatta ,boyun rahatsızlığı olan bu öğretmen , bir ders sırasında nedeni bilinmeyen biçimde kürsüden düşerek kolunu kırar ve müşahede altına alınır. Bu durum, yetkililerce mercek altına alınır. Öğretmen hastanede yatarken, kendisi ile alay edilen görüntüleri, bazı öğrenciler tarafından olsa gerek, sosyal medyada paylaşılır ! Öğretmenin bundan da haberi olmaz. MEB yetkilileri hastanede ziyaret ettikleri öğretmene geçmiş olsun dileklerinin yanı sıra, öğrencilerin kendisine karşı ne tür davranışları içinde olduklarına dair inceleme başlatacaklarını ve disiplin sürecine geleceklerini belirtir. Ama öğretmen aynı fikirde değildir;
“ Ben öğrencilerimden şikayetçi değilim. Hepsini çok seviyorum. Böyle bir olay yaşandığı için de üzgünüm. Onlardan böyle bir davranış beklemezdim. Ama benim yüzümden, hiçbir öğrencimin, soruşturma geçirmesini ve hele okuldan uzaklaştırılmasını istemem.Öğretmenlik fedakarlık mesleğidir” gibi düşüncesini ortaya koyar.Eğer, bu öğretmen, soruşturmaya izin verseydi, böylesi bir haber doğal biçimde sıradan olurdu. Ama şimdi işler değişti. Örnekteki gibi “bir insan köpeği ısırdı.” Mottosuna ne kadar uygun değil mi ? Benzeri bir olayı daha örnek olarak vereyim. Bu kez konunun öznesi genç bir kadın. 17 yaşındayken “lenfoma kanserine “ yakalanıyor ama eğitimini de aksatmamaya çalışıyor. Buse Baloğlu ismindeki genç kadın, tam olarak iyileştiği ve kanseri yendiği gün aynı zamanda okulunu bitirip mühendis oluyor. Sonra da tedavi gördüğü hastanede gıda mühendisi olarak göreve başlıyor. Ardından da şu cümleyi sarf ediyor; “ Biliyorum ki, benim hikayem bitti.Fakat hikayesi devam eden, diğer kardeşlerim, ablalarım, ağabeylerim var.Bizim, onların hikayelerine yardımcı kahraman olmamız gerekiyor.” Cümlesini kurarak, yine bir insan köpeği ısırmasında olduğu gibi, çok duyarlı bir haberin sahibi olmuş. Ne mutlu ki onlara, insan sevgisinin, en önemli değer olduğunu bu davranışları ile anlatmış oldular.G ünümüzde çokça görülen ve kendi çıkarları uğruna, herkesin üzerinden basıp geçmeye alışmış, güruha, dilerim örnek olmuştur bu iki insan... Sağ olun Mehmet Canpolat öğretmen ve , çok ve sağlıklı yaşayın mühendis Buse Baloğlu…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Hangi tür olaylar haber değeri taşır?
Sosyal medya hemen herkesin ve özellikle genç kuşağın tiryakisi olduğu bir mecra…Kolayca, milyonlarca kişiye ulaşırken,öte yandan toplumun aynası olmak için görev yapan “gazetecilik” eskisi kadar ilgi çekmiyor. Ama bu gerçeğe karşın dünya genelinde yine öp planda geliyor gazete haberciliği ve yorumculuğu… İlaveten , TV ekranında yapılan bu tür programları da sayabiliriz. Gelelim gazeteciliğin püf noktasına. Bu işe amatörce başlayan bizler ve eğitimini alanlar kim olursa olsun, haberini veya yorumunu okutabilmek için büyük çaba sarf eder. Bunu yaparken de, bu iş kolundaki üstatların nelere dikkat ettiğine de bakarlar. En önemli konu da yazılanların “Haber değeridir.” Bu durumu izah eden ilk örnek de, her zaman olduğu gibi batı dünyasından bizlere kadar gelmiş. Bu konunun uzmanları, bu yöntemi şöyle özetlemiştir.
“Bir köpek bir adamı ısırırsa bu haber değildir, bir adam köpeği ısırırsa bu haberdir.”Bu cümle ile anlatılmak istenen, okuyucunun ilgisini çeken, olağandışı olaylardır ve dolayısıyla “olağandışılık” haber değeri taşır.
Bu tanım uluslar arası bir kavram olarak bilini r ve Türkiye’de, bu tür haberlere ulaşmak, hiç de zor değildir. Bu durum, ülkemizdeki insan birikiminin eseri midir nedir, bilemiyorum.! Her insan, en azından bu tür haberlere bir göz atar ve bazıları da, “haberin öznesi” olurlar. Hemen örnekleyeceğim.Ankara Kocatepe Anadolu Lisesindeki bir grup öğrenci, ders sırasında fizik öğretmenine, el kol hareketleri ile alaycı ve saygısızca yaklaşır…Hatta ,boyun rahatsızlığı olan bu öğretmen , bir ders sırasında nedeni bilinmeyen biçimde kürsüden düşerek kolunu kırar ve müşahede altına alınır. Bu durum, yetkililerce mercek altına alınır. Öğretmen hastanede yatarken, kendisi ile alay edilen görüntüleri, bazı öğrenciler tarafından olsa gerek, sosyal medyada paylaşılır ! Öğretmenin bundan da haberi olmaz. MEB yetkilileri hastanede ziyaret ettikleri öğretmene geçmiş olsun dileklerinin yanı sıra, öğrencilerin kendisine karşı ne tür davranışları içinde olduklarına dair inceleme başlatacaklarını ve disiplin sürecine geleceklerini belirtir. Ama öğretmen aynı fikirde değildir;
“ Ben öğrencilerimden şikayetçi değilim. Hepsini çok seviyorum. Böyle bir olay yaşandığı için de üzgünüm. Onlardan böyle bir davranış beklemezdim. Ama benim yüzümden, hiçbir öğrencimin, soruşturma geçirmesini ve hele okuldan uzaklaştırılmasını istemem.Öğretmenlik fedakarlık mesleğidir” gibi düşüncesini ortaya koyar.Eğer, bu öğretmen, soruşturmaya izin verseydi, böylesi bir haber doğal biçimde sıradan olurdu. Ama şimdi işler değişti. Örnekteki gibi “bir insan köpeği ısırdı.” Mottosuna ne kadar uygun değil mi ? Benzeri bir olayı daha örnek olarak vereyim. Bu kez konunun öznesi genç bir kadın. 17 yaşındayken “lenfoma kanserine “ yakalanıyor ama eğitimini de aksatmamaya çalışıyor. Buse Baloğlu ismindeki genç kadın, tam olarak iyileştiği ve kanseri yendiği gün aynı zamanda okulunu bitirip mühendis oluyor. Sonra da tedavi gördüğü hastanede gıda mühendisi olarak göreve başlıyor. Ardından da şu cümleyi sarf ediyor; “ Biliyorum ki, benim hikayem bitti.Fakat hikayesi devam eden, diğer kardeşlerim, ablalarım, ağabeylerim var.Bizim, onların hikayelerine yardımcı kahraman olmamız gerekiyor.” Cümlesini kurarak, yine bir insan köpeği ısırmasında olduğu gibi, çok duyarlı bir haberin sahibi olmuş. Ne mutlu ki onlara, insan sevgisinin, en önemli değer olduğunu bu davranışları ile anlatmış oldular.G ünümüzde çokça görülen ve kendi çıkarları uğruna, herkesin üzerinden basıp geçmeye alışmış, güruha, dilerim örnek olmuştur bu iki insan... Sağ olun Mehmet Canpolat öğretmen ve , çok ve sağlıklı yaşayın mühendis Buse Baloğlu…