Konuyu böyle ifade etmemin nedeni çok açık. Bildiğimiz gibi , günlerdir en fazla konuşulan konu emekliye yapılacak zam meselesi. Bu konuda yapılan düzenleme ile “en düşük emekli maaşı” 20 bin liraya yükseltildi ve de TBMM Bütçe Plan Komisyonu’ndan geçti. En düşük dışındaki emekli maaşına yapılan artış da bundan fazla değil.Büyük olasılıkla, en düşük emekli maaşından daha fazlasını alanlara da, yaklaşık bu kadar bir artış yapılacak.Tam da bu sırada,bin küsur liralık zammı tartışırken Diyanet İşleri Başkanlığı da 2026 yılının ‘Fitre’ miktarını 240 lira olarak açıkladı.
Örneğin Ramazan yaklaşırken ve onun için bir hayır yapalım diyerek, bir aylık fitre yardımında bulunacaksanız, cebinizden sadece 2 bin 200 lira çıkacak. Bunu verecek gücü olanlara acizane bir öneri, lütfen, harçlık niyetine fitreyi bir öğrenciye, ve zekatı da emeklilere veriniz! Çünkü, artık Yüce Devletimiz daha fazla zam veremiyor. Demek ki o da zor durumda! Şunu da belirtmeliyim, “izahı olmayanın, ancak mizahı oluyor.” Ben de bu düsturdan hareket ile bu cümleleri kuruyorum. Daha fazlası elden gelmez çünkü… Bu arada, bu yazdıklarıma tıpa tıp uyan bir açıklamayı, İktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli yapmış. Sanki bu durumu protesto eder gibi, yeni emekli maaşları için “sefalet ücreti” diye tanımlamış. Demek ki, sağduyulu olanlar, bulundukları konuma ve üzerlerindeki siyasi yüke karşın, bu durum karşısında hiç kaçamak yollara girmeden gerçeği ortaya koyuverebiliyor. ..Ve devam etmiş; “En düşük ücreti alan emekli kardeşlerimiz varken biz rahat uyuyamayız.” Bu cümlelere karşın, emekli aylıkları için önemli bir iyileştirme ve artış gelmedi ve bu kesim açlık sınırında bir ücrete razı olmak durumunda kaldı. Tüm bu gelişmelere ve eleştirilere rağmen, AKP yöneticilerinden bazıları “Siyasi şov yapmamak lazım” gibi, içi doldurulamayan bir cümle kurmak zorunda kaldılar. Ama, emeklilerin, en düşük aylık alanı ile, daha fazla maaşı olanlara da yapacak bir şey kalmadı. Hem de Bahçeli’nin bu açıklamasına karşın… Yine de, bu ay ödenecek emekli maşları yerini bulana kadar, “seyyanen bir zam” beklentisi henüz bitmiş değil bu kesimde… Aynen, bu anlamda ve çok anlamlı bir özdeyişte olduğu gibi…”Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye…” Durum tam anlamı ile böyle şimdilik... Artık, Milli Piyango’dan çıkacak en büyük ikramiyeyi düşlemek gibi bir süreç içindeyiz. Oysa, günlerdir bu kesim, tatmin edecek bir zam beklentisi içindeydi ve TBMM’de Bütçe Plan Komisyonu’ndan çıkacak karar göre…
Zayıf bir ihtimal de olsa, bir miktar ‘seyyanen zam’ umudu vardı, o da bitti bu açıklamalar ile…Galiba tek bir çıkış yolu var bu durumda…O da “Erken Seçim” konusunda İktidar ve muhalefetin anlaşmasına bağlı. Ama o da uzak bir ihtimal gibi görünüyor…Her zaman böyle olmaz mı?
Öfke evi insanı sakinleştirir mi ?
Sabit ücretliler ve de emekliler için “öfke” kaçınılmaz bir gerçek. Toplumun hemen her kesimi, farklı nedenler de olsa, sürekli öfkeli ve kavga halinde. Bunun nedenleri arasında, hukuksuzluğun artması, gelirlerin satın alma değerinin giderek küçülmesi, büyük kentlerin dayanılmaz yükü ve de gürültüsü ile , başta emekliler olmak üzere, maaşlı kesimin büyük bölümünün “Açlık Sınırı”nda geçinmeye zorlanması ve bu anlamda gelecek kaygısı…Bu öfkeli ve umutsuz toplum kesimini, rahatlatmak ve de yeni bir iş kolu bulmak amacı ile Diyarbakır’da “Öfke Evi” açılmış.! Bu yeni rahatlama yöntemini denemek isteyenler, bu yere giderek, özellikle, kırılması kolay cisimler üzerinde deneme yaparak, kırıp döküyormuş. Bu yöntemin bilimsel bir yanı da yokmuş üstelik… Belki de, iyi ve yararlı tarafını da ortaya çıkaracak biri çıkıncaya kadar… İnsanoğlu her çözümsüz görünen derdi için mutlaka bir yöntem bulabiliyor. Öfke evi de tam olarak bu düşüncenin bir ürünü gibi görünüyor…
Her durumda öfkenize yenilmemeniz dileğimle…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Harçlık vereceksen mektepliye zekat vereceksen emekliye !
Konuyu böyle ifade etmemin nedeni çok açık. Bildiğimiz gibi , günlerdir en fazla konuşulan konu emekliye yapılacak zam meselesi. Bu konuda yapılan düzenleme ile “en düşük emekli maaşı” 20 bin liraya yükseltildi ve de TBMM Bütçe Plan Komisyonu’ndan geçti. En düşük dışındaki emekli maaşına yapılan artış da bundan fazla değil.Büyük olasılıkla, en düşük emekli maaşından daha fazlasını alanlara da, yaklaşık bu kadar bir artış yapılacak.Tam da bu sırada,bin küsur liralık zammı tartışırken Diyanet İşleri Başkanlığı da 2026 yılının ‘Fitre’ miktarını 240 lira olarak açıkladı.
Örneğin Ramazan yaklaşırken ve onun için bir hayır yapalım diyerek, bir aylık fitre yardımında bulunacaksanız, cebinizden sadece 2 bin 200 lira çıkacak. Bunu verecek gücü olanlara acizane bir öneri, lütfen, harçlık niyetine fitreyi bir öğrenciye, ve zekatı da emeklilere veriniz! Çünkü, artık Yüce Devletimiz daha fazla zam veremiyor. Demek ki o da zor durumda! Şunu da belirtmeliyim, “izahı olmayanın, ancak mizahı oluyor.” Ben de bu düsturdan hareket ile bu cümleleri kuruyorum. Daha fazlası elden gelmez çünkü… Bu arada, bu yazdıklarıma tıpa tıp uyan bir açıklamayı, İktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli yapmış. Sanki bu durumu protesto eder gibi, yeni emekli maaşları için “sefalet ücreti” diye tanımlamış. Demek ki, sağduyulu olanlar, bulundukları konuma ve üzerlerindeki siyasi yüke karşın, bu durum karşısında hiç kaçamak yollara girmeden gerçeği ortaya koyuverebiliyor. ..Ve devam etmiş; “En düşük ücreti alan emekli kardeşlerimiz varken biz rahat uyuyamayız.” Bu cümlelere karşın, emekli aylıkları için önemli bir iyileştirme ve artış gelmedi ve bu kesim açlık sınırında bir ücrete razı olmak durumunda kaldı. Tüm bu gelişmelere ve eleştirilere rağmen, AKP yöneticilerinden bazıları “Siyasi şov yapmamak lazım” gibi, içi doldurulamayan bir cümle kurmak zorunda kaldılar. Ama, emeklilerin, en düşük aylık alanı ile, daha fazla maaşı olanlara da yapacak bir şey kalmadı. Hem de Bahçeli’nin bu açıklamasına karşın… Yine de, bu ay ödenecek emekli maşları yerini bulana kadar, “seyyanen bir zam” beklentisi henüz bitmiş değil bu kesimde… Aynen, bu anlamda ve çok anlamlı bir özdeyişte olduğu gibi…”Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye…” Durum tam anlamı ile böyle şimdilik... Artık, Milli Piyango’dan çıkacak en büyük ikramiyeyi düşlemek gibi bir süreç içindeyiz. Oysa, günlerdir bu kesim, tatmin edecek bir zam beklentisi içindeydi ve TBMM’de Bütçe Plan Komisyonu’ndan çıkacak karar göre…
Zayıf bir ihtimal de olsa, bir miktar ‘seyyanen zam’ umudu vardı, o da bitti bu açıklamalar ile…Galiba tek bir çıkış yolu var bu durumda…O da “Erken Seçim” konusunda İktidar ve muhalefetin anlaşmasına bağlı. Ama o da uzak bir ihtimal gibi görünüyor…Her zaman böyle olmaz mı?
Öfke evi insanı sakinleştirir mi ?
Sabit ücretliler ve de emekliler için “öfke” kaçınılmaz bir gerçek. Toplumun hemen her kesimi, farklı nedenler de olsa, sürekli öfkeli ve kavga halinde. Bunun nedenleri arasında, hukuksuzluğun artması, gelirlerin satın alma değerinin giderek küçülmesi, büyük kentlerin dayanılmaz yükü ve de gürültüsü ile , başta emekliler olmak üzere, maaşlı kesimin büyük bölümünün “Açlık Sınırı”nda geçinmeye zorlanması ve bu anlamda gelecek kaygısı…Bu öfkeli ve umutsuz toplum kesimini, rahatlatmak ve de yeni bir iş kolu bulmak amacı ile Diyarbakır’da “Öfke Evi” açılmış.! Bu yeni rahatlama yöntemini denemek isteyenler, bu yere giderek, özellikle, kırılması kolay cisimler üzerinde deneme yaparak, kırıp döküyormuş. Bu yöntemin bilimsel bir yanı da yokmuş üstelik… Belki de, iyi ve yararlı tarafını da ortaya çıkaracak biri çıkıncaya kadar… İnsanoğlu her çözümsüz görünen derdi için mutlaka bir yöntem bulabiliyor. Öfke evi de tam olarak bu düşüncenin bir ürünü gibi görünüyor…
Her durumda öfkenize yenilmemeniz dileğimle…