Hava Durumu

Hissettiğiniz enflasyon kaç ?

Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2024 17:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.01.2024 17:49

Geçtiğimiz günlerde TÜİK ilginç bir açıklama yaparak “Ülkemizde hissedilen enflasyon yüzde 129(yüz yirmi dokuz)” demiş.

Şaşırmamak elde değil. Bu açıklamayı “gecikmiş bir itiraf mı”, yoksa emekli zamları belirlendikten sonra “iç soğutma mı” olarak algılamalıyız?

Vallahi bilemedim. Çare yok benim de hava durumu ile kıyaslamak geldi içimden, ama bilgim eksikti. Hemen küçük bir araştırma ile isteğime ulaştım. Çünkü bu tarz bir açıklamayı hava raporu bültenlerinde duyuyoruz. Çaresiz onlara bakmak istedim. Onlar “hissedilen sıcaklığı” sıkça kullanıyor. Sebebi de, atmosfere konan ölçüm aletleri ne gösterirse o beklenen sıcaklıkmış. Ama insanın hissettiği, rüzgara, bulunduğu yerin rakımına ve de özellikle kendine bağlıymış. Bakın bu konuda verilen geniş bilgi neler söylüyor:

Hissedilen sıcaklık, termometrenin ölçtüğü aktüel fiziksel hava sıcaklığından farklı olarak, insan vücudunun hissettiği, algıladığı sıcaklıktır. Bu sıcaklık, iklimsel çevre, giysilerin ısı direnci, vücut yapısı ve kişisel durumdan olduğu kadar, termometre sıcaklığı, nispi nem, rüzgâr ve radyasyon gibi dört meteorolojik faktörden etkilendiği için SÜBJEKTİF bir kavramdır. Dolayısı ile sıcaklığı algılama ve hissetme kişiden kişiye değişiklik gösterir.

İşte işin sırrı burada…Bu açıklamayı duyunca, zaten sürekli eleştirdiğimiz TÜİK yöneticilerine, onlara varsa talimat verenlere (!) daha da öfkeleniyor insan…

Bu meteoroloji bilgisine dayanarak, şimdi daha iyi anladım “hissedilen enflasyonu”, hemen anlatayım.

Demek ki, emekli ve halen görevde olan bir milletvekili ile benim hissettiğim enflasyon aynı değilmiş. Bu kavrama ve bilgiye göre, özellikle yap-işlet-devret konusunda görevli bakan, müsteşar veya memur ile, bu modele göre yüklenici olarak, yol, köprü, baraj inşa eden veya maden arayan “büyük iş görenler” bu durumda, enflasyonu sıfırın altında hissedebilir! Çünkü, enflasyon artışından etkilenmiyorlar, sözleşmelerine göre dolar cinsinden alacaklarını tahsil ettikleri için… Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi mensupları zaten hiç dışarı çıkmadıklarından, ne fiyat, ne de hava sıcaklığı değişimlerinden bîhaber olsalar gerek !Fenomenleri bilemiyorum, yaptıkları şaklabanlıklar onları ve keselerini nasıl hissettiriyor, ama yasa dışı iş yapmadıkları sürece hissetmiyorlardır enflasyonu bizim kadar diye düşünüyorum. Yasa dışına çıktılarsa söylenecek bir şey yok. Onlar zaten sınıf atladıkları için, giysileri de kalın, enseleri de…

Unutmadan bir grubu daha örnek göstereyim… Büyük marketlerin sahipleri, alım yapmadan önce, talimatları sonucu etiketleri değiştiren görevlileri marifeti ile, enflasyon belasıyla belki de hiç tanışmadılar. Büyük esnaf, tacir böyle de küçükler farklı mı ? Onlar da büyük meslektaşlarına yan gözle bakarak hareket ediyor ve fiyat ayarlaması, pardon “güncelleme” ile enflasyonun soğuk etkisini bırakın, yaz sıcağını yaşıyorlar. Geriye kim kaldı enflasyonu hemen hisseden sağlıksız(!) kesim. Olsa olsa, çiftçi, besici, küçük esnaf, işçi ve memur emeklisi öğrenci ile, engelli yardımı alanlar, dul ve yetim maaşı ile geçimlerini sağlamaya çalışanlar. Onlar henüz güneş batmadan enflasyonu, pardon hava sıcaklığı ile beraber bir gün sonra peyniri kaç gram alabileceklerinin hesabını yaparak, bu hissedilen enflasyonun etkilerini iliklerine kadar hissediyor!

Bundan sonra ne demeliyim? Doğruyu söyledikleri, bizi bilgilendirdikleri için TÜİK şürekâsına alkış mı tutayım, yoksa bizi gerçekler ile yüzleştirdikleri için teşekkür mü edeyim! Bir husus daha var; o da “kederde ve tasada birlik olan bir toplum” safsatası… Söyleyin hangi kaderde, kederde ve tasada birliğiz şu anda? Şehit cenazesinde mi? Ekmek neden bu kadar pahalı dendiğinde, “çıkar telefonunu” diyen iktidar aşıkları ile mi, yoksa Atatürk’ü anmamak, hatta unutturmak için bin bir takla atan yobaz kesimi ile mi veya oturduğu yerden bankadaki dolarının sıcaklığı sonucu keyifle terleyen para babaları ile mi,kederde ve tasada birlikteyim ?

Yanılmış da olabilirim! Yoksulu, katliamlara kurban edilen masum insanları görüp duyduğumda “insanlık adına bu yapılmamalı” dediğinde seslerini bile çıkarmayanlar mı keder ve tasada bizimle beraber olacak? O

lmuyor işte, benim hissettiğim hava sıcaklığı giysilerin farkı ile bile aynı değilken, nasıl olur da “hissedilen enflasyonda” aynı kaderi paylaşıp, aynı duyguyu hissedeyim? Bilmem anlatabildim mi? Amacım, kimseyi incitmek değildi aslında... Bilmeden yaptıysam bile af olsun bu kez…

Çünkü hissettiğim enflasyonun, pardon “duygularımın” kurbanıyım!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.