Sosyal medya ve diğer mecralar ile aram hiç olmadı. Sadece makaleleri paylaşmak için, facebook ve TWitter açıyorum bu gerekçe ile. Duyduğum kadarıyla buralara girip baktığınızda aklınıza gelemeyecek kadar gariplikler oluyor diye biliyordum. Ama önceki gün birine rastladım ki, “bu kadarına da pes doğrusu” dedirtecek düzeydeydi. Bu gerçek midir, bilmem ne hesap mıdır, yoksa yapay zeka marifeti midir, Bir türlü anlayamadım. Üstelik paylaşanın imzasında, eski bir bakan ve ünlü bir politikacının adı yazıyordu. Bana pek de inandırıcı gelmedi. Gerçekten o kaleme alıp, burada paylaşma zahmetinde bulunduysa sadece kutlarım. Videoda sarıklı bir adam haykırıyordu:
“Erdoğan’a oy vermeyen Müslüman değildir. Tarafsız kalan da şeytandır.”
Şimdi ne yapmalı? Bir yanda dinden olmak var, diğer yan da seçme özgürlüğü.Böyle bir paylaşım en başta Sayın Erdoğan’a zarar verir. Sahte bir hesaptan yapılmışsa bu paylaşım, ilgili merciler hemen olaya el koymalıdır. Buralardan haber devşirip, bir şey paylaşmayan beni bile etkiledi bu sözler. Gerçek olabilir mi diye düşündüm. Olamayacağına kendimi inandırmak istedim. Doğruysa vay halimize ! Bunun anlamı, toplumu iyice kutuplaştırıp, daha vahim olayların çıkmasına yol açarak, Allah korusun çatışmalara kadar gitmektir. Seçim süreci böyle sürmemeli diyeceğim ama, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki film platosunu andıran bir seçim çalışması da az fena değildi. Bu verdiğim örnek kadar olmasa da…Hani İBB adına çalışan halk otobüsü vardı ya, bozulmuş taklidi yapan ! Adam para karşılığı kamu işini bırakıp, AKP ‘nin seçim çalışması için otobüsünü film platosuna götürüp yayalara ittiriyordu. Bu, gülerken düşündüren olayı görünce, örnekte verdiğim sapıkça düşünceler için de “eyvah, doğru da olabilir” diyesi geliyor insanın. Bu otobüs işinin bir başka versiyonunda, sel sularına kapılmış bir başka halk otobüsü de artist olmuştu! Meğer o görüntü de Bursa’ya aitmiş tanıyanlara göre… İşte böyle; baştakiler buna tevessül ederse, başkaları da bundan cesaret alarak bu kadar tehlikeli yollara sapma eğilimi gösterebilir diye düşünüyorum. Az daha unutuyordum, yapay zeka marifeti ile, İBB Başkanı İmamoğlu’na daha önceki dönemlere ait projelere ihanet ettiğini söyleten bir video hazırlanmış ve servis edilmiş! Bunları görünce ne denebilir? Ağzıma geldi ama, aynı konuma düşmek istemem!
Kontrollü Demokrasi ve sandık
Aslında bazı siyaset bilimciler, bu tür propaganda olaylarının ardından ve bazı tutuklama ile serbest bırakma kararlarından sonra, farklı bir tanım yapıyorlar. Meğer bu tür yöntemler ile yönetilen ülkelerin rejimine “Kontrollü Demokrasi” deniyormuş. Konuşmacı devam ediyor; “Ortada sandık var işte, o demokrasi gereği. Bu nedenle Azerbeycan’dada, Rusya’da da demokrasi var.Ama yıllardan beri onlardan başka kimse seçilemiyor başkan olarak…”
Bu anlamda ülkemizdeki diğer uygulamalara da geçelim. Kamu parası ile yapılan tanıtımlar, muhalefetin devlet televizyonu ve radyolarından yararlandırılmama politikası, böylece söylediklerinin geniş kitlelere ulaşmaması hedefleniyor. Yanı sıra hukuktaki bazı ilginç kararlar, bu sistemin en önemli belirleyici emareleriymiş. Kontrollü demokrasi yanında, kontrollü seçim de olur. Zaten ben yerel yöneticilerin tümü için bu anlamda “Yerel Yönetimler Kabinesi” demek istiyorum. Şu anda “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi”, tek kişinin belirlediği kabine üyelerine de “bakan” diyorsak, seçilen belediye başkanları da aynı sistem ile belirlenip, aynı biçimde sandığa girmiyor mu? Bu konuda tanıtım ve halkla ilişkilerin neredeyse yarıdan fazlasını, Yasama, Yürütme görev ve yetkisi elinde olan Sayın Cumhurbaşkanı yapmıyor mu ?
Öyleyse bu tanım neden kullanılmasın? Beni bu gözleme iten de, İstanbul adayı Murat Kurum’un kısa bir ekran konuşması oldu. Bir soruya yanıt verirken, öyle bir tarz ve ses tonu ile konuştu ki, bana Sayın Cumhurbaşkanı’nın kısa cümleler ile verdiği yanıtlar gibi geldi…Sanırsınız ki Kurum aileden biri…Zaten Sayın Erdoğan seçim çalışması için tam 50 ildeki mitinglere katılacakmış ya...
İşte bu iddiamı doğrulayan bir davranış. Sandığa girenler, Cumhurbaşkanı’na vekaleten giriyor ama, tek bir fark ile, yörelerindeki seçmenlerin oyuyla gelen belediye başkanı sıfatını taşıyorlar. Aslında yarışan, 2028 sonrasında da yine siyasetin içinde kalabilmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan…
Galiba “Kontrollü Demokrasi” tanımının ta kendisi bir uygulama ve bir hedef…Bu cümleleri kurarken televizyon açıktı. CHP Bir konuda Yüksek Seçim Kurulu’na itirazda bulunmuş.31 Mart yerel seçimleri için yapılan kura çekilişinde AKP yine oy pusulasında 1(Bir) numarayı çekmiş. CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz bu konuda yaptığı açıklamada “ Kura çekimi sırasındaki görüntülere göre, kura çeken AKP yetkilisinin sol eli görünmüyor. Çekerken de arkası haziruna dönük ve çekiliş için hazırlanan büyük cam kavanozu tutan görevli AKP yetkilisini ve elini kapatıyor. Çekiliş sonrasında da AKP yetkilisinin sol elinde başka bir kağıt var gibi görünüyor.” diyor..
Biz yine konumuza dönelim… Bu iddia çok ilginç. Daha seçim başlamadan itirazlar ortaya çıkıyor. Ne yapalım, kontrollü de olsa, yine de demokratik bir ortamda, sandığa attığımız oylar ile yöneticilerimizi belirliyoruz. Buna da şükür.
Son söz; “Toplumlar layık olduğu biçimde yönetilir.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
İnsanı kararsız bırakıyor bir anda !
Seçim yarışı bu kadar çirkinleşmemeli
Sosyal medya ve diğer mecralar ile aram hiç olmadı. Sadece makaleleri paylaşmak için, facebook ve TWitter açıyorum bu gerekçe ile. Duyduğum kadarıyla buralara girip baktığınızda aklınıza gelemeyecek kadar gariplikler oluyor diye biliyordum. Ama önceki gün birine rastladım ki, “bu kadarına da pes doğrusu” dedirtecek düzeydeydi. Bu gerçek midir, bilmem ne hesap mıdır, yoksa yapay zeka marifeti midir, Bir türlü anlayamadım. Üstelik paylaşanın imzasında, eski bir bakan ve ünlü bir politikacının adı yazıyordu. Bana pek de inandırıcı gelmedi. Gerçekten o kaleme alıp, burada paylaşma zahmetinde bulunduysa sadece kutlarım. Videoda sarıklı bir adam haykırıyordu:
“Erdoğan’a oy vermeyen Müslüman değildir. Tarafsız kalan da şeytandır.”
Şimdi ne yapmalı? Bir yanda dinden olmak var, diğer yan da seçme özgürlüğü.Böyle bir paylaşım en başta Sayın Erdoğan’a zarar verir. Sahte bir hesaptan yapılmışsa bu paylaşım, ilgili merciler hemen olaya el koymalıdır. Buralardan haber devşirip, bir şey paylaşmayan beni bile etkiledi bu sözler. Gerçek olabilir mi diye düşündüm. Olamayacağına kendimi inandırmak istedim. Doğruysa vay halimize ! Bunun anlamı, toplumu iyice kutuplaştırıp, daha vahim olayların çıkmasına yol açarak, Allah korusun çatışmalara kadar gitmektir. Seçim süreci böyle sürmemeli diyeceğim ama, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki film platosunu andıran bir seçim çalışması da az fena değildi. Bu verdiğim örnek kadar olmasa da…Hani İBB adına çalışan halk otobüsü vardı ya, bozulmuş taklidi yapan ! Adam para karşılığı kamu işini bırakıp, AKP ‘nin seçim çalışması için otobüsünü film platosuna götürüp yayalara ittiriyordu. Bu, gülerken düşündüren olayı görünce, örnekte verdiğim sapıkça düşünceler için de “eyvah, doğru da olabilir” diyesi geliyor insanın. Bu otobüs işinin bir başka versiyonunda, sel sularına kapılmış bir başka halk otobüsü de artist olmuştu! Meğer o görüntü de Bursa’ya aitmiş tanıyanlara göre… İşte böyle; baştakiler buna tevessül ederse, başkaları da bundan cesaret alarak bu kadar tehlikeli yollara sapma eğilimi gösterebilir diye düşünüyorum. Az daha unutuyordum, yapay zeka marifeti ile, İBB Başkanı İmamoğlu’na daha önceki dönemlere ait projelere ihanet ettiğini söyleten bir video hazırlanmış ve servis edilmiş! Bunları görünce ne denebilir? Ağzıma geldi ama, aynı konuma düşmek istemem!
Kontrollü Demokrasi ve sandık
Aslında bazı siyaset bilimciler, bu tür propaganda olaylarının ardından ve bazı tutuklama ile serbest bırakma kararlarından sonra, farklı bir tanım yapıyorlar. Meğer bu tür yöntemler ile yönetilen ülkelerin rejimine “Kontrollü Demokrasi” deniyormuş. Konuşmacı devam ediyor; “Ortada sandık var işte, o demokrasi gereği. Bu nedenle Azerbeycan’dada, Rusya’da da demokrasi var.Ama yıllardan beri onlardan başka kimse seçilemiyor başkan olarak…”
Bu anlamda ülkemizdeki diğer uygulamalara da geçelim. Kamu parası ile yapılan tanıtımlar, muhalefetin devlet televizyonu ve radyolarından yararlandırılmama politikası, böylece söylediklerinin geniş kitlelere ulaşmaması hedefleniyor. Yanı sıra hukuktaki bazı ilginç kararlar, bu sistemin en önemli belirleyici emareleriymiş. Kontrollü demokrasi yanında, kontrollü seçim de olur. Zaten ben yerel yöneticilerin tümü için bu anlamda “Yerel Yönetimler Kabinesi” demek istiyorum. Şu anda “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi”, tek kişinin belirlediği kabine üyelerine de “bakan” diyorsak, seçilen belediye başkanları da aynı sistem ile belirlenip, aynı biçimde sandığa girmiyor mu? Bu konuda tanıtım ve halkla ilişkilerin neredeyse yarıdan fazlasını, Yasama, Yürütme görev ve yetkisi elinde olan Sayın Cumhurbaşkanı yapmıyor mu ?
Öyleyse bu tanım neden kullanılmasın? Beni bu gözleme iten de, İstanbul adayı Murat Kurum’un kısa bir ekran konuşması oldu. Bir soruya yanıt verirken, öyle bir tarz ve ses tonu ile konuştu ki, bana Sayın Cumhurbaşkanı’nın kısa cümleler ile verdiği yanıtlar gibi geldi…Sanırsınız ki Kurum aileden biri…Zaten Sayın Erdoğan seçim çalışması için tam 50 ildeki mitinglere katılacakmış ya...
İşte bu iddiamı doğrulayan bir davranış. Sandığa girenler, Cumhurbaşkanı’na vekaleten giriyor ama, tek bir fark ile, yörelerindeki seçmenlerin oyuyla gelen belediye başkanı sıfatını taşıyorlar. Aslında yarışan, 2028 sonrasında da yine siyasetin içinde kalabilmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan…
Galiba “Kontrollü Demokrasi” tanımının ta kendisi bir uygulama ve bir hedef…Bu cümleleri kurarken televizyon açıktı. CHP Bir konuda Yüksek Seçim Kurulu’na itirazda bulunmuş.31 Mart yerel seçimleri için yapılan kura çekilişinde AKP yine oy pusulasında 1(Bir) numarayı çekmiş. CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz bu konuda yaptığı açıklamada “ Kura çekimi sırasındaki görüntülere göre, kura çeken AKP yetkilisinin sol eli görünmüyor. Çekerken de arkası haziruna dönük ve çekiliş için hazırlanan büyük cam kavanozu tutan görevli AKP yetkilisini ve elini kapatıyor. Çekiliş sonrasında da AKP yetkilisinin sol elinde başka bir kağıt var gibi görünüyor.” diyor..
Biz yine konumuza dönelim… Bu iddia çok ilginç. Daha seçim başlamadan itirazlar ortaya çıkıyor. Ne yapalım, kontrollü de olsa, yine de demokratik bir ortamda, sandığa attığımız oylar ile yöneticilerimizi belirliyoruz. Buna da şükür.
Son söz; “Toplumlar layık olduğu biçimde yönetilir.”