Geçtiğimiz cumartesi gecesi çok anlamlı bir maç oynandı şehrimizde… Bir kez daha Bursaspor-Eskişehirspor maçına tanık olundu. Oysa bu dostluk, hiç de istenmeyen biçimde tribün kavgası ile başlamıştı. Yıllar sonra ben de, Türkiye profesyonel liglerdeki ilk büyük tribün kavgasını konu eden “Kavga taca dostluk santraya” adında bir belgesel de yapmıştım bu konuya dair... Çünkü bu ilginç müsabakanın tarafları Bursaspor ve Eskişehirspor’du. Bursaspor, beş kulübün birleşmesi gibi “ilk kez” uygulanan bir yöntem ile, profesyonelliğe adım atan “ilk kulüp” olmuştu.Neyse olaya dönelim şimdi de…1965-1966 sezonu yaşanıyordu. Yine “ ilk kez, Türkiye İkinci Ligi iki grup halinde oynandı ve, her iki grubun ilk dört takımı, ilginç bir play off sistemi ile birbiri ile karşılaşarak 1.Lige çıkacak takımı belirleyeceklerdi.Tarih 3 Nisan 1966…Bursa’daki karşılaşmada rakip, komşu takım Eskişehirspor’du. Play off maçlarındaki grafiğe göre, EskişehirsporO maça kadar yenilgisiz lider konumundaydı…Bursaspor ise Beyaz Grubu lider ve yenilgisiz bitirmesine karşın, Play off’ta ilk dört maçta üç puan kaybetmiş ve rakibinin gerisine düşmüş durumdaydı. Bu tablo gerilimi de iyice artırıyordu. Üstelik komşu ekip Eskişehirspor’un taraftarı da büyük bir kalabalıkla Atatürk Stadyumu’nun tribünüde yerini alıyordu. Maç çok ilginç başlıyor ve peş peşe gelen Eskişehirspor golleri fitili adeta ateşliyordu. Henüz maç bitmeden, Bursa taraftarı eline ne geçerse rakip tribüne atmaya başlıyor ve maç az sonra ç3-1 rakip takım lehine sonuçlanıyordu. Ama şiddet ve öfke bitmemişti. Tribünlerin boşalmasının ardından, dışarıda da taş yağmuru başlıyor ve Eskişehirli taraftarın bir bölümü, karşıdaki Sigorta Hastanesi’ni dolduruyordu.İlginçtir,o anlarda biz de arkadaşlar ile mahallede futbol oynuyoruz. Bir haber geliyor ve “Eskişehirliler taşlanacak” diye bir cümle duyuyorum.Hızla Ankara yoluna iniyoruz ama, ne gelen var ne de giden… Olay Eskişehir’de de duyuluyor doğal olarak. Eskişehir taraftar kafilesi ve takım otobüsü de, Bursa Polisi’nin mahareti ile bir başka yoldan memleketine gönderiliyo. rErtesi gün Ankara’dan dönen ve Eskişehir’den geçmek üzere olan Bursalı Keskin ailesinin araç plakasını gören bazı yetkililer, Bursa’daki olaylar dolayısıyla, onları uyarıyor ve aile de tedbir olarak aracı bir yere park ediyor. Üç kişilik ailenin oğulları Ali Keskin, annesi dönemin ünlü yazarlarından Atiye Keskin ve avukat baba Mustafa Kemal Keskin…Onlar kendilerine sığınacak bir yer ararken, öfkeli kalabalık, Keskin ailesinin otomobilini Porsuk Çayı’na atıyor ama uzunca bir süre sonra açılan dava ile sanırım tazminat da alınıyor.Öte yandan Ankara’ya gitmek isteyen Bursalılar her defasında güzergah değiştirmek zorunda kalıyor uzun bir süre...
Durum gerçekten vahimdir ve Türkiye, maç nedeni ile iki şehri bu denli bir kavgaya sokan o” ilk taraftar kavgasını” böyle yaşamış oluyor. (Yine bir ilk)
Aradan uzun bir süre geçiyor. Bu arada Eskişehirspor’un bazı oyuncuları, yaz dönemlerinde Gemlik’e gelerek tatil yapıyorlar. İşte bu gelişlerin birinde, Bursasporlu oyuncular ile görüşüyorlar ve arayı nasıl bulacaklarını tartışıyorlar. O dönemde Bursa’nın efsane futbolcuları ve takım liderleri, Ersel Altıparmak ve Mesut Şen, Eskişehirspor’un da Prof.Dr. Fethi Heper ve İnegöllü hemşerimizi İsmail Arca’dır… Arca hariç diğer üçüne de Allah’tan rahmet diliyorum. Bu isimlerin hepsi ile program ve röportaj yaparak tanışmıştım. Bu iki ekip ve diğer arkadaşlarının oluru ile, karşılıklı iki dostluk maçında anlaşıyorlar. Üstelik, bu maçlar sırasında, her iki takımın amblemlerinin basıldığı mendiller de dağıtılacaktır. İşte o günün barış mendillerini,2007 yılında, yeni (şimdiki yerinde) yapılan Bursaspor Tesisleri içinde küçük bir müze yaparak yerleştirmiştik. O dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Hikmet Şahin,bu yeni tesisin açılışına, TFF Başkanı merhum Hasan Doğan ve de dönemin MHK Başkanı’nı da davet etmişti. Bana da, konukları o küçük müzeyi gezdirme görevini vermişti. . O küçük müzemizde barışma mendillerini gören iki yetkili isim de gülümseyerek “Şimdi böyle bir olay olsa, mendil falan işe yaramaz” gibi bir cümle kurmuş ve buna da çok gülmüştük. O dönem için yaptığımız o küçük müzenin, tarih kokan kupa, mendil ve fotoğrafları yerinde duruyor mu bilemem? Ama bildiğim bir değil iki şey var. Birincisi, ne yazık ki bizim ülkemizde “Kavga olmadan dostluk olmuyor” gibi kötü bir alışkanlık… Diğeri de bu sporun iyi tarafını gösterecek, anmalar ve dostluk maçları yapılamayışı ve de o meşhur mendiller gibi objelerin kıymetinin bilinememesi ! Dilerim kavgaya meydan kalmadan dostluklar ezeli kalır. Bunun öncüleri de Anadolu Futbolu’nun o dönemdeki en iyi iki kulübü, Bursaspor ve Eskişehirspor gerçek liglerine döndüğünde yaşanır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Kavga taca dostluk mendili cebimize
Geçtiğimiz cumartesi gecesi çok anlamlı bir maç oynandı şehrimizde… Bir kez daha Bursaspor-Eskişehirspor maçına tanık olundu. Oysa bu dostluk, hiç de istenmeyen biçimde tribün kavgası ile başlamıştı. Yıllar sonra ben de, Türkiye profesyonel liglerdeki ilk büyük tribün kavgasını konu eden “Kavga taca dostluk santraya” adında bir belgesel de yapmıştım bu konuya dair... Çünkü bu ilginç müsabakanın tarafları Bursaspor ve Eskişehirspor’du. Bursaspor, beş kulübün birleşmesi gibi “ilk kez” uygulanan bir yöntem ile, profesyonelliğe adım atan “ilk kulüp” olmuştu.Neyse olaya dönelim şimdi de…1965-1966 sezonu yaşanıyordu. Yine “ ilk kez, Türkiye İkinci Ligi iki grup halinde oynandı ve, her iki grubun ilk dört takımı, ilginç bir play off sistemi ile birbiri ile karşılaşarak 1.Lige çıkacak takımı belirleyeceklerdi.Tarih 3 Nisan 1966…Bursa’daki karşılaşmada rakip, komşu takım Eskişehirspor’du. Play off maçlarındaki grafiğe göre, EskişehirsporO maça kadar yenilgisiz lider konumundaydı…Bursaspor ise Beyaz Grubu lider ve yenilgisiz bitirmesine karşın, Play off’ta ilk dört maçta üç puan kaybetmiş ve rakibinin gerisine düşmüş durumdaydı. Bu tablo gerilimi de iyice artırıyordu. Üstelik komşu ekip Eskişehirspor’un taraftarı da büyük bir kalabalıkla Atatürk Stadyumu’nun tribünüde yerini alıyordu. Maç çok ilginç başlıyor ve peş peşe gelen Eskişehirspor golleri fitili adeta ateşliyordu. Henüz maç bitmeden, Bursa taraftarı eline ne geçerse rakip tribüne atmaya başlıyor ve maç az sonra ç3-1 rakip takım lehine sonuçlanıyordu. Ama şiddet ve öfke bitmemişti. Tribünlerin boşalmasının ardından, dışarıda da taş yağmuru başlıyor ve Eskişehirli taraftarın bir bölümü, karşıdaki Sigorta Hastanesi’ni dolduruyordu.İlginçtir,o anlarda biz de arkadaşlar ile mahallede futbol oynuyoruz. Bir haber geliyor ve “Eskişehirliler taşlanacak” diye bir cümle duyuyorum.Hızla Ankara yoluna iniyoruz ama, ne gelen var ne de giden… Olay Eskişehir’de de duyuluyor doğal olarak. Eskişehir taraftar kafilesi ve takım otobüsü de, Bursa Polisi’nin mahareti ile bir başka yoldan memleketine gönderiliyo. rErtesi gün Ankara’dan dönen ve Eskişehir’den geçmek üzere olan Bursalı Keskin ailesinin araç plakasını gören bazı yetkililer, Bursa’daki olaylar dolayısıyla, onları uyarıyor ve aile de tedbir olarak aracı bir yere park ediyor. Üç kişilik ailenin oğulları Ali Keskin, annesi dönemin ünlü yazarlarından Atiye Keskin ve avukat baba Mustafa Kemal Keskin…Onlar kendilerine sığınacak bir yer ararken, öfkeli kalabalık, Keskin ailesinin otomobilini Porsuk Çayı’na atıyor ama uzunca bir süre sonra açılan dava ile sanırım tazminat da alınıyor.Öte yandan Ankara’ya gitmek isteyen Bursalılar her defasında güzergah değiştirmek zorunda kalıyor uzun bir süre...
Durum gerçekten vahimdir ve Türkiye, maç nedeni ile iki şehri bu denli bir kavgaya sokan o” ilk taraftar kavgasını” böyle yaşamış oluyor. (Yine bir ilk)
Aradan uzun bir süre geçiyor. Bu arada Eskişehirspor’un bazı oyuncuları, yaz dönemlerinde Gemlik’e gelerek tatil yapıyorlar. İşte bu gelişlerin birinde, Bursasporlu oyuncular ile görüşüyorlar ve arayı nasıl bulacaklarını tartışıyorlar. O dönemde Bursa’nın efsane futbolcuları ve takım liderleri, Ersel Altıparmak ve Mesut Şen, Eskişehirspor’un da Prof.Dr. Fethi Heper ve İnegöllü hemşerimizi İsmail Arca’dır… Arca hariç diğer üçüne de Allah’tan rahmet diliyorum. Bu isimlerin hepsi ile program ve röportaj yaparak tanışmıştım. Bu iki ekip ve diğer arkadaşlarının oluru ile, karşılıklı iki dostluk maçında anlaşıyorlar. Üstelik, bu maçlar sırasında, her iki takımın amblemlerinin basıldığı mendiller de dağıtılacaktır. İşte o günün barış mendillerini,2007 yılında, yeni (şimdiki yerinde) yapılan Bursaspor Tesisleri içinde küçük bir müze yaparak yerleştirmiştik. O dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Hikmet Şahin,bu yeni tesisin açılışına, TFF Başkanı merhum Hasan Doğan ve de dönemin MHK Başkanı’nı da davet etmişti. Bana da, konukları o küçük müzeyi gezdirme görevini vermişti. . O küçük müzemizde barışma mendillerini gören iki yetkili isim de gülümseyerek “Şimdi böyle bir olay olsa, mendil falan işe yaramaz” gibi bir cümle kurmuş ve buna da çok gülmüştük. O dönem için yaptığımız o küçük müzenin, tarih kokan kupa, mendil ve fotoğrafları yerinde duruyor mu bilemem? Ama bildiğim bir değil iki şey var. Birincisi, ne yazık ki bizim ülkemizde “Kavga olmadan dostluk olmuyor” gibi kötü bir alışkanlık… Diğeri de bu sporun iyi tarafını gösterecek, anmalar ve dostluk maçları yapılamayışı ve de o meşhur mendiller gibi objelerin kıymetinin bilinememesi ! Dilerim kavgaya meydan kalmadan dostluklar ezeli kalır. Bunun öncüleri de Anadolu Futbolu’nun o dönemdeki en iyi iki kulübü, Bursaspor ve Eskişehirspor gerçek liglerine döndüğünde yaşanır.