Sorduğum sorunun yanıtı çok net ve açık. Papa’nın seçildikten sonra ülkemize gelme nedeni oldukça belirgindi aslında… Çünkü Hıristiyan dünyası için önemi büyük olan İznik’te, 1700 yıl sonra ayin yapmak. Bu konuda bir çok yayın organında şöyle bir açıklama yapılıyor. “Papa ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptı”
Oysa ziyaretin asıl nedenini ilk cümlemde açıkladım sanırım. Çünkü İznik Konsili’nin 1700 üncü yıl dönümü bu yıl…Ve bunun yani İznik Konsili’nin anlamı ve önemi, Hıristiyanlık tarihinin dönüm noktası olarak sayılması ve bu dine son şeklinin verilmesi.…Bu anlamda, Papa’nın İznik Gölü kıyısındaki su altı bazilikasında ayin yönetmesi de bu ziyaretin en önemli etkinliği olarak dikkati çekmesi de çok doğal. İstanbul basının kalemlerinin anlatımı ise bambaşka… Onlara göre İstanbul bir yana, diğer şehirler bir yana..! Özellikle İktidar’a yakın gazetelerinin söz ettiği konuların başında Sultanahmet Camii’nin ziyaret etmesi ve saygıdeğer Kültür Bakanı’nın(!) ona eşlik etmesi olmuş. Sanki Papa, İstanbul’u çok merak etmiş de bu nedenle ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmış gibi hava estirdi yaygın basının önemli bir bölümü… Bu arada toplumun bazı kesimlerinden de bu ziyaret tepki aldı. Bu tür olaylar İznik’in tarihsel önemini adeta sabote eder gibiydi. Bir de çok önemli bir jestten söz edildi gazetelerde… Sultanahmet Camii ziyaretinde, görevli müezzin Papa’ya hitaben, “Burası Allah’ın evi, isterseniz ibadet edebilirsiniz” jestini yapmış, bu da gelmiş baş köşeye oturmuş. Oysa adamın aklı İznik’te. Hıristiyanlığa son şekli veren yerde ibadetini yapmak için can atarken, böylesine magazinsel haberler gırla gitti. Bu durumu adeta silip geçen bir izlenime yine bir İstanbul gazetesinde rastladım. Emre Şahin imzalı makalede aynen şu ibareler vardı.;
“Papa’nın, Ankara ve İstanbul’dan sonra, ardından da Hıristiyanlık tarihinin en önemli dönemeçlerinden biri olan İznik’e gitmesi, yeni Papalık döneminin pusulası oldu.Papa’nın 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin tarafından düzenlenen ve erken Hıristiyanlık tarihinde bir dönüm noktası sayılan, İznik
Konsili’nin 1700’üncü yılı için, İznik Gölü kıyısındaki su altı bazilikasında ayin yönetmesi bu ziyaretin önemli anlarından biriydi. Ayrıca, ayin için giyeceği Papalık cübbesinin ipek olmasını istemiş Papa... Zuchetto için ise’(özel bir giysi olsa gerek) Bursa’dan getirilen ipek kumaşın kullanılmasını talep etmiş. Yani Papa 14. Leo’nun tercihi, bir kıyafet detayı değil, Türkiye’nin tarihsel, kültürel mirasına dair bir saygı duruşu gibi... Bursa ipeğinin seçilmesi de bir sembol. İznik’e götürülen Zuchetto ‘Özel bir giysi olsa gerek) ise sessiz diplomatik jestti.”Görüldüğü gibi, 1700 yıl sonra İznik ayini olmasa, Papa belki de ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmamış olacaktı. Belki de hiç gelmeyebilirdi. Zaten bunun da bir önemi olmasa gerek, misafirliğin dışında… Şimdi, bu makaleyi okuyanlar “ Bize ne adamın dininden, ayininden” diye söylenenler olacaktır. Ama ülkeler arası ilişkilerde, bu tür ritüeller ve ziyaretler önem kazanır. Papa’nın bir ayin yapması ile ülkemiz insanı din değiştirmez. İslamiyet’e olan saygısı da Sultanahmet Camii’ne giderek gösteren Papa…Üstelik farklı bir anlam yüklenmesin ve kendi cemaatinin de eleştirisine neden olmasın diye Ayasofya Camiine uğramaması da dikkat çekici olmuş. Velhasıl, yaygın basının mensupları, Türkiye’nin sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını İznik özelinde anlamışlardır sanırım. Gelelim bu ziyaretin Bursa için neye işret ettiğine…Uzun süreden beri bu konuya değinerek, İznik’in bu anlamda bir turizm kenti olması için vakit geçirilmeden, hem Bursa , hem de ülke yönetimi tarafından gerekenin yapılmasını hatırlatıyorum. Bu son örnek, sanırım bu durumu daha da önemli hale getirmiştir diye umut etmek istiyorum.Şunu da eklemeliyim, İznik’in Hristiyanlık dışında, Osmanlı döneminin de önemli izlerini taşıdığın belirtmeliyiz.Yanı sıra, çinicilik sanatının da baş köşeye oturtularak, bu şirin ilçemizin turistik değerlerini geç kalmadan öne çıkarılması gereğini de hatırlamalıyız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Papa Bursa ipeğini istedi!
Sorduğum sorunun yanıtı çok net ve açık. Papa’nın seçildikten sonra ülkemize gelme nedeni oldukça belirgindi aslında… Çünkü Hıristiyan dünyası için önemi büyük olan İznik’te, 1700 yıl sonra ayin yapmak. Bu konuda bir çok yayın organında şöyle bir açıklama yapılıyor. “Papa ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptı”
Oysa ziyaretin asıl nedenini ilk cümlemde açıkladım sanırım. Çünkü İznik Konsili’nin 1700 üncü yıl dönümü bu yıl…Ve bunun yani İznik Konsili’nin anlamı ve önemi, Hıristiyanlık tarihinin dönüm noktası olarak sayılması ve bu dine son şeklinin verilmesi.…Bu anlamda, Papa’nın İznik Gölü kıyısındaki su altı bazilikasında ayin yönetmesi de bu ziyaretin en önemli etkinliği olarak dikkati çekmesi de çok doğal. İstanbul basının kalemlerinin anlatımı ise bambaşka… Onlara göre İstanbul bir yana, diğer şehirler bir yana..! Özellikle İktidar’a yakın gazetelerinin söz ettiği konuların başında Sultanahmet Camii’nin ziyaret etmesi ve saygıdeğer Kültür Bakanı’nın(!) ona eşlik etmesi olmuş. Sanki Papa, İstanbul’u çok merak etmiş de bu nedenle ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmış gibi hava estirdi yaygın basının önemli bir bölümü… Bu arada toplumun bazı kesimlerinden de bu ziyaret tepki aldı. Bu tür olaylar İznik’in tarihsel önemini adeta sabote eder gibiydi. Bir de çok önemli bir jestten söz edildi gazetelerde… Sultanahmet Camii ziyaretinde, görevli müezzin Papa’ya hitaben, “Burası Allah’ın evi, isterseniz ibadet edebilirsiniz” jestini yapmış, bu da gelmiş baş köşeye oturmuş. Oysa adamın aklı İznik’te. Hıristiyanlığa son şekli veren yerde ibadetini yapmak için can atarken, böylesine magazinsel haberler gırla gitti. Bu durumu adeta silip geçen bir izlenime yine bir İstanbul gazetesinde rastladım. Emre Şahin imzalı makalede aynen şu ibareler vardı.;
“Papa’nın, Ankara ve İstanbul’dan sonra, ardından da Hıristiyanlık tarihinin en önemli dönemeçlerinden biri olan İznik’e gitmesi, yeni Papalık döneminin pusulası oldu.Papa’nın 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin tarafından düzenlenen ve erken Hıristiyanlık tarihinde bir dönüm noktası sayılan, İznik
Konsili’nin 1700’üncü yılı için, İznik Gölü kıyısındaki su altı bazilikasında ayin yönetmesi bu ziyaretin önemli anlarından biriydi. Ayrıca, ayin için giyeceği Papalık cübbesinin ipek olmasını istemiş Papa... Zuchetto için ise’(özel bir giysi olsa gerek) Bursa’dan getirilen ipek kumaşın kullanılmasını talep etmiş. Yani Papa 14. Leo’nun tercihi, bir kıyafet detayı değil, Türkiye’nin tarihsel, kültürel mirasına dair bir saygı duruşu gibi... Bursa ipeğinin seçilmesi de bir sembol. İznik’e götürülen Zuchetto ‘Özel bir giysi olsa gerek) ise sessiz diplomatik jestti.”Görüldüğü gibi, 1700 yıl sonra İznik ayini olmasa, Papa belki de ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmamış olacaktı. Belki de hiç gelmeyebilirdi. Zaten bunun da bir önemi olmasa gerek, misafirliğin dışında… Şimdi, bu makaleyi okuyanlar “ Bize ne adamın dininden, ayininden” diye söylenenler olacaktır. Ama ülkeler arası ilişkilerde, bu tür ritüeller ve ziyaretler önem kazanır. Papa’nın bir ayin yapması ile ülkemiz insanı din değiştirmez. İslamiyet’e olan saygısı da Sultanahmet Camii’ne giderek gösteren Papa…Üstelik farklı bir anlam yüklenmesin ve kendi cemaatinin de eleştirisine neden olmasın diye Ayasofya Camiine uğramaması da dikkat çekici olmuş. Velhasıl, yaygın basının mensupları, Türkiye’nin sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını İznik özelinde anlamışlardır sanırım. Gelelim bu ziyaretin Bursa için neye işret ettiğine…Uzun süreden beri bu konuya değinerek, İznik’in bu anlamda bir turizm kenti olması için vakit geçirilmeden, hem Bursa , hem de ülke yönetimi tarafından gerekenin yapılmasını hatırlatıyorum. Bu son örnek, sanırım bu durumu daha da önemli hale getirmiştir diye umut etmek istiyorum.Şunu da eklemeliyim, İznik’in Hristiyanlık dışında, Osmanlı döneminin de önemli izlerini taşıdığın belirtmeliyiz.Yanı sıra, çinicilik sanatının da baş köşeye oturtularak, bu şirin ilçemizin turistik değerlerini geç kalmadan öne çıkarılması gereğini de hatırlamalıyız.