Sonsuz yetkiler ve her konuda karar verebilme kolaylığı, günümüzdeki yönetim modeliyle iktidar olmanın en önemli avantajlarıdır. Buna karşın muhalefet olmanın da, eleştirilerini yaparken olgunluk içinde kabul ya da haklılık payını dikkate almak gibi kaçınılmaz yanları vardır.
Bu girişteki meramım, 1939 yılında yaşanan Erzincan depreminden sonraki en büyük deprem felaketinin ardından iktidarın yapımını bitirdiği deprem konutları içindi.
Geçtiğimiz günlerde deprem bölgesine giderek 455 bininci konutun teslim töreninde konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözümüzü tutmanın onurunu taşıyoruz. Hatay’ın bize duyduğu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. Sözlerimizi tutmanın sonsuz bahtiyarlığıyla karşınızdayız.” demiş.
6 Şubat 2023 tarihindeki iki deprem, çok yıkıcı olmuştu hakikaten…
Benim için de özel bir yeri vardı özellikle Maraş’ın…
Çünkü depremden iki ay önce bu tarihi kentimizde bir gece konaklamıştık.
Kısa sayılabilecek bir süre sonra söz konusu deprem felaketi yaşandı.
Tüm gözler bu yöreye çevrildi.
Aradan geçen üç yıl içinde söz verildiği gibi konutların inşası da tamamlanmışsa ve bu arada okul ve diğer sosyal ihtiyaçlar için gerekli kamu kurumları inşaatları da bitirildiyse, muhalefete de başarılı sayılabilecek böyle hayati bir konuda, en azından eleştiri yerine suskunluk yaraşmaz mıydı?
Hatta tebrik bile olsa, bu yadırganamazdı benim düşünceme göre…
Bu sözleri sarf etmemin nedeni; Cumhurbaşkanı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile kısa süre önce deprem bölgesine anahtar teslimine gittiği zaman, bölgedeki caddelerin onun gelmesi nedeniyle temizlenmiş olması ve burada yaşamaya çalışan vatandaşa bu hizmetin verilmeyişi gibi alınan tedbirler konusunu da eleştirmişti muhalefet cenahı.
“Bu gibi hizmetler sadece cumhurbaşkanı gelince mi yapılacak?
Burada yaşamaya çalışanların buna hakkı yok mu?” diye beyanat verilmesini de gerçekten yadırgadım.
Ortada yaşamsal bir konuda bir başarı varsa; hadi rakibiniz olduğu ve her zaman sert eleştirilerine muhatap olduğunuz kişiyi tebrik etmek zordur ama, yiğidin hakkını yiğide vermek de gerekir geleneklerimize göre…
En azından suskunlukla bunu yapabilirsiniz.
Bu gibi konularda yorum yapabilmek de gazetecilik zorluklarımız arasında zaten…
Genelde iktidar, yönetimin başında olduğu için tüm olumsuzluklarda eleştirileri ona yöneltiriz.
Bu kez de iktidar seçmeni ve destekçilerinin gadrine uğrarız.
Ama bu son olayda, iktidar kanadının başarısını es geçmek olamazdı.
Çünkü üç yıl içinde beş yüz bine yakın konut ve hizmet binası üretmek hiç de kolay değil.
Sorumluluk doğal olarak iktidarda…
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu yüzden takdir etmek ne kadar doğal bir yaklaşım.
Öte yandan, büyük ve çok önemli bu başarıda; kamunun da, parti tercihi ne olursa olsun yardımda bulunan vatandaşların, emeği geçen kurumların payı da unutulmamalı.
Toplum olarak depremin yaşandığı ilk aylarda kazanılan bu savaş için, Sayın Cumhurbaşkanı’nın söz konusu konut başarısında onları da anması beklenemez miydi?
İşte böyle sevgili dostlar…
Siyasi ortam bu kadar gerginken, hoşgörü ve yerinde bir teşekkür bile çok görülebiliyor.
Karşılığında da hiç de hak etmediğiniz eleştiriyi bulabiliyorsunuz.
Bu kadar önemli bir konuda bile tüm toplumun birleşmesi ne yazık ki mümkün olmuyor.
İki cenah arasındaki fay hatları oldukça derin çünkü..!
Temennim, bu son gelişmeyle birlikte bir kez daha tekrarlayacağım:
Ülkemizin birlikte ayağa kaldırdığı deprem bölgesindeki bu başarının, siyasi hesaplar birkaç dakika için bir tarafa bırakılarak, tüm halkımızla paylaşılması daha yerinde ve güzel olurdu değil mi?
Bu sorunun yanıtı da bu kez makaleyi okuyan ve değerlendiren sevgili okurlarımdan gelsin lütfen…
2026 yılında; dünya, ülkemiz, kentimiz ve tüm halkımızı zora sokacak tabii afetlerle karşılaşmamak ve de birçok alandaki sorunlarımızın çözülmesi umuduyla, güzel günler ve başarılı bir yıl dilerim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Sahiplerini bulan deprem konutları ve yorumlar
Sonsuz yetkiler ve her konuda karar verebilme kolaylığı, günümüzdeki yönetim modeliyle iktidar olmanın en önemli avantajlarıdır. Buna karşın muhalefet olmanın da, eleştirilerini yaparken olgunluk içinde kabul ya da haklılık payını dikkate almak gibi kaçınılmaz yanları vardır.
Bu girişteki meramım, 1939 yılında yaşanan Erzincan depreminden sonraki en büyük deprem felaketinin ardından iktidarın yapımını bitirdiği deprem konutları içindi.
Geçtiğimiz günlerde deprem bölgesine giderek 455 bininci konutun teslim töreninde konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözümüzü tutmanın onurunu taşıyoruz. Hatay’ın bize duyduğu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. Sözlerimizi tutmanın sonsuz bahtiyarlığıyla karşınızdayız.” demiş.
6 Şubat 2023 tarihindeki iki deprem, çok yıkıcı olmuştu hakikaten…
Benim için de özel bir yeri vardı özellikle Maraş’ın…
Çünkü depremden iki ay önce bu tarihi kentimizde bir gece konaklamıştık.
Kısa sayılabilecek bir süre sonra söz konusu deprem felaketi yaşandı.
Tüm gözler bu yöreye çevrildi.
Aradan geçen üç yıl içinde söz verildiği gibi konutların inşası da tamamlanmışsa ve bu arada okul ve diğer sosyal ihtiyaçlar için gerekli kamu kurumları inşaatları da bitirildiyse, muhalefete de başarılı sayılabilecek böyle hayati bir konuda, en azından eleştiri yerine suskunluk yaraşmaz mıydı?
Hatta tebrik bile olsa, bu yadırganamazdı benim düşünceme göre…
Bu sözleri sarf etmemin nedeni; Cumhurbaşkanı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile kısa süre önce deprem bölgesine anahtar teslimine gittiği zaman, bölgedeki caddelerin onun gelmesi nedeniyle temizlenmiş olması ve burada yaşamaya çalışan vatandaşa bu hizmetin verilmeyişi gibi alınan tedbirler konusunu da eleştirmişti muhalefet cenahı.
“Bu gibi hizmetler sadece cumhurbaşkanı gelince mi yapılacak?
Burada yaşamaya çalışanların buna hakkı yok mu?” diye beyanat verilmesini de gerçekten yadırgadım.
Ortada yaşamsal bir konuda bir başarı varsa; hadi rakibiniz olduğu ve her zaman sert eleştirilerine muhatap olduğunuz kişiyi tebrik etmek zordur ama, yiğidin hakkını yiğide vermek de gerekir geleneklerimize göre…
En azından suskunlukla bunu yapabilirsiniz.
Bu gibi konularda yorum yapabilmek de gazetecilik zorluklarımız arasında zaten…
Genelde iktidar, yönetimin başında olduğu için tüm olumsuzluklarda eleştirileri ona yöneltiriz.
Bu kez de iktidar seçmeni ve destekçilerinin gadrine uğrarız.
Ama bu son olayda, iktidar kanadının başarısını es geçmek olamazdı.
Çünkü üç yıl içinde beş yüz bine yakın konut ve hizmet binası üretmek hiç de kolay değil.
Sorumluluk doğal olarak iktidarda…
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu yüzden takdir etmek ne kadar doğal bir yaklaşım.
Öte yandan, büyük ve çok önemli bu başarıda; kamunun da, parti tercihi ne olursa olsun yardımda bulunan vatandaşların, emeği geçen kurumların payı da unutulmamalı.
Toplum olarak depremin yaşandığı ilk aylarda kazanılan bu savaş için, Sayın Cumhurbaşkanı’nın söz konusu konut başarısında onları da anması beklenemez miydi?
İşte böyle sevgili dostlar…
Siyasi ortam bu kadar gerginken, hoşgörü ve yerinde bir teşekkür bile çok görülebiliyor.
Karşılığında da hiç de hak etmediğiniz eleştiriyi bulabiliyorsunuz.
Bu kadar önemli bir konuda bile tüm toplumun birleşmesi ne yazık ki mümkün olmuyor.
İki cenah arasındaki fay hatları oldukça derin çünkü..!
Temennim, bu son gelişmeyle birlikte bir kez daha tekrarlayacağım:
Ülkemizin birlikte ayağa kaldırdığı deprem bölgesindeki bu başarının, siyasi hesaplar birkaç dakika için bir tarafa bırakılarak, tüm halkımızla paylaşılması daha yerinde ve güzel olurdu değil mi?
Bu sorunun yanıtı da bu kez makaleyi okuyan ve değerlendiren sevgili okurlarımdan gelsin lütfen…
2026 yılında; dünya, ülkemiz, kentimiz ve tüm halkımızı zora sokacak tabii afetlerle karşılaşmamak ve de birçok alandaki sorunlarımızın çözülmesi umuduyla, güzel günler ve başarılı bir yıl dilerim.