Bildiğimiz bir gerçek var. Eski model devlet hastaneleri, özellikle büyük şehirlerde kapatıldı ve onların yerini devasa görünümlü şehir hastaneleri aldı. Kamu-özel işbirliği ile yapılan bu sağlık kumları için, bütçe görüşmeleri sırasında yeni bir karar alınmış ve satışları için görüşmelere başlanmış. Nedeni de çok açık ve beklendiği gibi! Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinin çok önemli bir kısmı, 83.7 milyar liralık ödeme öngörülmüş.Bu büyük miktar , bir anlamda yetkilileri satışa zorlamış. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı da tam bu ortamda kamu özel iş birliği ile yapılan projelerde satışın gündeme geldiğini ve de bir Arap yatırımcı ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamış. Bu arada Türkiye Birleşik Arap Emirlikleri ile 51 milyar liralık dolarlık yatırım anlaşması yapılmış. Yani sözün özü, şehir hastaneleri efsanesi bitmek üzere ve sağlığımızın geleceği Arap sermayesinin insafına bırakılma aşamasında!!!
Sağlık Bakanı “covid” dedi !
Uzun süredir ekranlarda görünmeyen, yurt dışına giden doktorlarımız hakkında konuşmayan ve sonbaharın hemen ardından patlayan gribal belirtili salgınlara dair de tek kelime etmeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bu kez gazetecileri kıramamış ve bu konuda düşüncelerini belirtmiş. Beştepe’de düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının sorularını cevaplamış. Bir gazetecinin solunum yolu enfeksiyonlarında artış söz konusu olup olmadığını sorması üzerine Bakan Koca bakın ne demiş;
“İçinde bulunduğumuz kış aylarında, bilhassa virüslerden kaynaklanan üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış görülmektedir. Bu artışlar ülkemize mahsus değil. Kış aylarının sürdüğü diğer ülkelerde durum benzer şekilde. Mevsim şartları nedeniyle beklenen sonuç bu olduğu için endişe edilecek bir durum yok. Bununla birlikte geçen yılın aynı dönemine göre acile başvurularda yüzde 20’ye yakın artış olduğunu söyleyebiliriz. En sık grip, sonra RSV veCovid görülmektedir”
Gayet net ve yerinde bir saptama…Ama önlem konusunda bir tek cümle var mı bu açıklamada ? Ben göremedim. Eğer, sağlık konusunda en yetkili olarak koşuyorsanız önlemler için de bir cümle kurup anlatmanız gerekmez mi?
Artık deneyim sahibiyiz bu gibi salgın hastalık konusunda…Tam bir buçuk yıl hepimiz deneyden geçtik ! Önlemlerin neler olduğunu da biliyoruz. Hani nerede ücretsiz birer maske ? Nerede önleyici aşı? Nerede bu konuda şikâyetleri olan hastane hekimlerinin ve yoğun bakım ünitelerinin sorumlularına verilecek bir cevap? Ben açıklamaya iki kez baktım göremedim. Meğer Bakan Koca bütçesinin önemli bir kısmının şehir hastanelerine gittiği gerçeği ile hareket ediyormuş ve bu nedenle saydığım salgın gereklerini yerine getiremediği için bu konuda tek kelime edememiş. Bu konuda gerçekten haklı.
Katılamadığım bir husus var o da, diğer ülkelerin de bu sorunla karşı karşıya olduğu… Doğrudur hemen her ülke bu virüsler ile boğuşuyordur. Mesele o değil ki, doğru dürüst beslenmesini bile sağlayamayan milyonlar ile ifade edilen emekli ve emekçi aileleri, koruyucu aşı, maske gibi önlemlere nasıl ulaşacak ? Bir konu daha var bana inandırıcı gelmeyen…O da Bakan’ın başvurulardaki artışı sadece yüzde 20 olarak belirlemesi ya da açıklaması…Bu konuda Bakan Koca açıklamasının bir bölümünde şunu söylemiş.
“Gecikmeden acil servislerimize başvurulması önem arz eder.
Bu tür gribal hastalıklardan kaynaklı soğuk algınlığı ve nezle kaynaklı şikayetler basit tedbirlerle kısa süre içerisinde geçebilir.
Bu başvurular gereğince yapılıyor zaten. Önemli olan sağlık kurumlarının başvurulara yetişebilmesi. Öte yandan, ocuklar ve de 65 yaş üstü dezavantajlı gruplar ne olacak ?Doğal olarak bu sorunun da yanıtı yok. Yani, TV haberlerinde gördüğümüz hekimlerin çırpınışı yetkilileri etkilemiyor demek ki !
Ya da bunun bir başka nedeni olabilir.
Daha önce belirttim, bir ay kadar önce Bursa’daki gözlemlerimiz ile yoğun bakım ünitelerinin, acil servislerin doluluk oranını haddi aştığını yazdım. Üstelik İstanbul ve Ankara gibi çok daha büyük kentlerde, bunun Bursa’ya oranla kaç misli olabileceğini hesaplamak da oldukça zor. Özetle uzun süren suskunluktan sonra gelen bu açıklamaya, alınmayan önlemlere ancak “pes doğrusu” demekle yetiniyorum. Çünkü toplum olarak elimizde başka bir çare yok!
Bir canın bedeli ne kadar?
Böyle saçma bir soru olmaz, ben de biliyorum.
Ama Yargı kurumu cesurca bir karar verebiliyor bu konuda…
İstanbul’da ekmek savaşı veren bir oto kuryeyi hatalı bir sürüş ile öldüren Somali cumhurbaşkanının oğluna önce az bir hapis cezası verildi. Sonra da paraya çevrildi cezası ve 27 bin 3 yüz lira olarak belirlendi. Yorumsuz… Yüzüncü yılda geldiğimiz nokta işte bu.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Şehir hastaneleri satılığa çıkıyor
Bildiğimiz bir gerçek var. Eski model devlet hastaneleri, özellikle büyük şehirlerde kapatıldı ve onların yerini devasa görünümlü şehir hastaneleri aldı. Kamu-özel işbirliği ile yapılan bu sağlık kumları için, bütçe görüşmeleri sırasında yeni bir karar alınmış ve satışları için görüşmelere başlanmış. Nedeni de çok açık ve beklendiği gibi! Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinin çok önemli bir kısmı, 83.7 milyar liralık ödeme öngörülmüş.Bu büyük miktar , bir anlamda yetkilileri satışa zorlamış. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı da tam bu ortamda kamu özel iş birliği ile yapılan projelerde satışın gündeme geldiğini ve de bir Arap yatırımcı ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamış. Bu arada Türkiye Birleşik Arap Emirlikleri ile 51 milyar liralık dolarlık yatırım anlaşması yapılmış. Yani sözün özü, şehir hastaneleri efsanesi bitmek üzere ve sağlığımızın geleceği Arap sermayesinin insafına bırakılma aşamasında!!!
Sağlık Bakanı “covid” dedi !
Uzun süredir ekranlarda görünmeyen, yurt dışına giden doktorlarımız hakkında konuşmayan ve sonbaharın hemen ardından patlayan gribal belirtili salgınlara dair de tek kelime etmeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bu kez gazetecileri kıramamış ve bu konuda düşüncelerini belirtmiş. Beştepe’de düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının sorularını cevaplamış. Bir gazetecinin solunum yolu enfeksiyonlarında artış söz konusu olup olmadığını sorması üzerine Bakan Koca bakın ne demiş;
“İçinde bulunduğumuz kış aylarında, bilhassa virüslerden kaynaklanan üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış görülmektedir. Bu artışlar ülkemize mahsus değil. Kış aylarının sürdüğü diğer ülkelerde durum benzer şekilde. Mevsim şartları nedeniyle beklenen sonuç bu olduğu için endişe edilecek bir durum yok. Bununla birlikte geçen yılın aynı dönemine göre acile başvurularda yüzde 20’ye yakın artış olduğunu söyleyebiliriz. En sık grip, sonra RSV ve Covid görülmektedir”
Gayet net ve yerinde bir saptama…Ama önlem konusunda bir tek cümle var mı bu açıklamada ? Ben göremedim. Eğer, sağlık konusunda en yetkili olarak koşuyorsanız önlemler için de bir cümle kurup anlatmanız gerekmez mi?
Artık deneyim sahibiyiz bu gibi salgın hastalık konusunda…Tam bir buçuk yıl hepimiz deneyden geçtik ! Önlemlerin neler olduğunu da biliyoruz. Hani nerede ücretsiz birer maske ? Nerede önleyici aşı? Nerede bu konuda şikâyetleri olan hastane hekimlerinin ve yoğun bakım ünitelerinin sorumlularına verilecek bir cevap? Ben açıklamaya iki kez baktım göremedim. Meğer Bakan Koca bütçesinin önemli bir kısmının şehir hastanelerine gittiği gerçeği ile hareket ediyormuş ve bu nedenle saydığım salgın gereklerini yerine getiremediği için bu konuda tek kelime edememiş. Bu konuda gerçekten haklı.
Katılamadığım bir husus var o da, diğer ülkelerin de bu sorunla karşı karşıya olduğu… Doğrudur hemen her ülke bu virüsler ile boğuşuyordur. Mesele o değil ki, doğru dürüst beslenmesini bile sağlayamayan milyonlar ile ifade edilen emekli ve emekçi aileleri, koruyucu aşı, maske gibi önlemlere nasıl ulaşacak ? Bir konu daha var bana inandırıcı gelmeyen…O da Bakan’ın başvurulardaki artışı sadece yüzde 20 olarak belirlemesi ya da açıklaması…Bu konuda Bakan Koca açıklamasının bir bölümünde şunu söylemiş.
“Gecikmeden acil servislerimize başvurulması önem arz eder.
Bu tür gribal hastalıklardan kaynaklı soğuk algınlığı ve nezle kaynaklı şikayetler basit tedbirlerle kısa süre içerisinde geçebilir.
Bu başvurular gereğince yapılıyor zaten. Önemli olan sağlık kurumlarının başvurulara yetişebilmesi. Öte yandan, ocuklar ve de 65 yaş üstü dezavantajlı gruplar ne olacak ?Doğal olarak bu sorunun da yanıtı yok. Yani, TV haberlerinde gördüğümüz hekimlerin çırpınışı yetkilileri etkilemiyor demek ki !
Ya da bunun bir başka nedeni olabilir.
Daha önce belirttim, bir ay kadar önce Bursa’daki gözlemlerimiz ile yoğun bakım ünitelerinin, acil servislerin doluluk oranını haddi aştığını yazdım. Üstelik İstanbul ve Ankara gibi çok daha büyük kentlerde, bunun Bursa’ya oranla kaç misli olabileceğini hesaplamak da oldukça zor. Özetle uzun süren suskunluktan sonra gelen bu açıklamaya, alınmayan önlemlere ancak “pes doğrusu” demekle yetiniyorum. Çünkü toplum olarak elimizde başka bir çare yok!
Bir canın bedeli ne kadar?
Böyle saçma bir soru olmaz, ben de biliyorum.
Ama Yargı kurumu cesurca bir karar verebiliyor bu konuda…
İstanbul’da ekmek savaşı veren bir oto kuryeyi hatalı bir sürüş ile öldüren Somali cumhurbaşkanının oğluna önce az bir hapis cezası verildi. Sonra da paraya çevrildi cezası ve 27 bin 3 yüz lira olarak belirlendi. Yorumsuz… Yüzüncü yılda geldiğimiz nokta işte bu.