Hava Durumu

Stajyer Arda’yı kim öldürdü ?

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2024 13:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.01.2024 13:10

Klavyenin başına oturduğumda, çocuk işçi ve bir stajyer dramını anlatma niyetindeydim. Dakikalar sonra, önüme Arda’nın ölüm haberi düştü.

Üçüncü sayfa haberlerinden kat be kat feci bir ölüm ve de öyküsü…

Stajyer Arda henüz 14 yaşındaydı. İstanbul’daki bir Mesleki Eğitim Merkezi’nde haftanın bir günü öğrenim görüyor ve de diğer dört gününde pratik eğitim için, bir demir-çelik fabrikasında çalışıyordu. 9 Ocak günü yine staj yerinde ve kendisine gösterilen saç büküm makinesinin başında ve ustası ile birlikteydi. Bir süre sonra makinen başında tek başına kaldı. Merak etti, saç büküm makinesini incelemeye yaparken, içini de merak ederek eğildi,düzeneği görmeyi çalıştığı bir anda ayağı pedala takıldı.İşte o anda makinenin kapağı kapandı  ve kafası sıkıştı. Bir süre yanına gelen giden olmadı ve öylece acı içinde beklemeye başladı. Fark edildiğinde artık çok geçti…Hastaneye kaldırıldı. Tam altı günü yaşam mücadelesi verdi ama  savaşı kaybetti.

Sonuç; ülkenin bu ekonomik sıkıntısı içinde, meslek sahibi olmak isteyen ve bu arada eğitimini de sürdürme arzusundaki bir aile ile, bir çocuğa sahip çıkamayan çalışma hayatımız var karşımızda…Tablo aynen böyle… Fabrika müdürü ve iş güvenliği uzmanı tutuklanarak  cezaevine kondu. Bu tutuklamalar sorunu çözer mi bilmem!  Tam bir film senaryosu gibi…Ama film burada bitmemeli, devamı da çekilmeli ki, hemen herkes ülkemizin çalışma hayatında, kimlerin yasa ve yönetmeliklere uyduğunu, kimlerin “çocuk işçi sömürüsü” yaparak büyük kârlar elde ettiğini, böylece yüksek vergiden kaçtığını,“İş sağlığı ve güvenliği uzmanlığı” kurumunun ne işe yarayıp,neden işe yaramadığını öğrenelim.

Göçmen ve çocuk işçi sömürüsü!

Konu bu kadar can yakıcı olunca, iş dünyasında bu tür olayları önlemek adına neler yapıldığını öğrenebilmek için yetkin bir arkadaşımı aradım.

Olayı o da duymuş ve üzülmüş doğal olarak… Şunu da belirteyim, arkadaşım büyük sanayi kuruluşlarının bu konudaki duruşları hakkında bilgi ve fikir sahibi. Bu acı örnekte olanlar için de, duyumları ve deneyimi var. Geçmişte, kendisinin de öğrenim gördüğü meslek okullarında, haftanın iki günü ders, diğer üç gününde staj olurmuş. Şimdi ise ders sadece bir gün! Bunu bir kenara koyalım. Ben bu okula gitmedim ama bizim öğrencilik yıllarımızda, bu tür eğitim kurumlarına “sanat okulu” denirdi ve mezunlar bölümlerine göre, en fazla aranan “ara eleman” olarak çabucak iş bulurdu. Ama o dönemde haftanın beş günü okulda geçerdi. Özellikle stajlar yaz döneminde olurdu.

Bu bilgiyi arkadaşım  da teyit etti. 

Gelelim günümüze…2011 sonrası, özellikle Suriyeli sığınmacıların ülkemize gelişi ile, sömürü düzeni resmen ayağa kalktı! Bizzat şahit de oldum ama bu sadece benim iddiam değil. Bazen duyarsınız, “Göçmenler,  ülkelerine dönsün artık” dendiğinde sanayi kesiminden ve de bazı siyasilerden hemen cevap gelir; “Onlar giderse ülkemizde üretim duraklar, girişimci iflasları artar!”

İyi güzel de “Eski Türkiye” zamanında, işveren ve ustalar,stajyerlik  ve sonrasında işe giren gençlere gözü gibi bakardı. Çünkü onların sayesinde, yeterli kârları sağlardı. Üstelik okul eğitimi de hiç aksatılmazdı. O dönemin girişimcileri iflas mı etti? Bu ucuz iş gücü, isterseniz göçmenlerden, isterseniz stajyer öğrenciden sağlansın, vecibeler yerine getirilmeli. İş sağlığı ve güvenliği sağlanmalı. Bu zaten bir vecibe değil yasa gereği…Onun dışında, ustalık becerisi de gelecek kuşağa aktarılmalı. İşte bunlar hep yapıldı son yıllara kadar… Bu yasal ve yaygın yöntemin önemli parçalarından biri de “denetim kurumu” idi. İşyerleri hakkında hemen her konuda yetkin olan  arkadaşım, olumsuz gelişmelerin miladını 2016 sonrası olarak belirtiyor.

Şimdi yapılanın adı “ucuz emek sömürüsü” değil de nedir? Ama kamunun da eksiği var bu konuda…Yasa “İş sağlığı güvenliği uzmanının maaşını işverene verdiriyorsa(!)bu durumda, o yetkili olmayan sorumlu uzman, istediklerini, gördüğü eksikleri, iş güvenliğini, patronu konumundaki kişiye gereğince nasıl yaptıracak ? En önemli konu bu zaten…Uygulamada bu uzmanların yaptığı, işverenleri bilgilendirme  ve önerme seviyesinde kalıyormuş. Yani yaptırım gücünü kullanamıyormuş uzmanlar… Sahadan gelen bilgi böyle.

Gelelim stajyer uygulamasına. Bu çocuklar devlet korumasında olmalı.

Stajyere verilecek ücretin önemli bir kısmını ödeyen devlet, iş yerindeki vecibeleri denetleyen de olmalı ki, sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturulsun. Duyduğum kadarı ile bu denetim bir ölçüde sağlanıyormuş. Öte yandan,iş güvenliği kurumunun en zayıf olduğu sektör de “inşaat” değil mi? Son depremde bunun ölçümünü de yapmadık mı ülke olarak ?  

Bu yönetmelikler ile, bu sömürü bitmez, bitemez!

Bursa’da iş güvenliği sağlanıyor mu ?

Konunun uzmanı arkadaşımın verdiği bilgiye göre, özellikle sanayi bölgelerinde, diğer küçük işletmelere oranla kurallar uygulanıyormuş.

Buna çocuk ve genç stajyerler dahilmiş. Yanı sıra, özellikle ihracat yapan büyük firmalar iki kat denetleniyormuş. Anlatayım:Tekstil üretimi yapan büyük fabrikalar, Avrupa’nın büyük markalarına çalıştıklarında ilginç bir uygulama devreye giriyormuş. Bu markası ünlü büyük yabancı  firmalar, çalıştıkları iş yerlerine, ülkemizdeki güvenlik uzmanlarını bizzat kendileri göndererek, hem kaliteyi hem de “iş sağlığı ve  güvenliğinin resmen bekçiliğini” yapıyormuş. Özellikle çocuk işçi ve kayıt dışı personel çalıştırılmasını, kendi  demokrasi anlayışları adına, “iş gücü sömürüsü” olmasın diye gözlüyormuş. Yani biz kendi ülkemizin girişimcisi veya insanı ile yapamıyoruz, elin oğlu çok uluslu firmalar bunu temel kural kabul ederek yapıyor ve külfetine de katlanıyormuş. Nereden nereye geldik…Üzüntüm ülkem adına daha da arttı…Nur içinde yat küçük Arda. Ölümün belki de bu sömürü düzeninin bitirilmesine yol açar da, ülke olarak yeni iş cinayetlerinin olmadığı bir ortamda yaşarız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.