Sudan sebepler ve açlık sınırı altında yaşayan milyonlar
Yazının Giriş Tarihi: 07.11.2025 21:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.11.2025 21:53
Öğrenci olduğumuzu düşünelim bir an için... Öğretmenimiz de bize ödev vererek “Bir cümle ile ülkemiz halkının büyük kesimini nasıl anlatırsınız?” dediğini farz edelim.Böyle bir isteği hangi yürekli öğretmen dile getirebilir, onu bakın hiç bilmiyorum. Ben sadece, sokakta gördüğüm eski kuşak arkadaşların yakınmaları ile, arada bir ekranda mikrofon uzatılan ve özellikle, hem yaşlı hem de emekli olanların müthiş cümleler kurmasına tanık oluyor ve onları izliyorum. Kıskanmamak elde değil ! Çünkü bir küçük cümle ile dönemin ülke yönetimi hakkında yazılacak bir kitapçıktan daha etkili cümleleri görebilirsiniz özellikle ekranlarda... Bunu tüm içtenliğim ile söylüyorum. Örnekleyivereyim. Bildiğimiz gibi bu kış mevsiminde, semt pazarları esnafı bile ürünlerini çok yüksek fiyatlar ile satıyor/sattı. Emekli ve hiç geliri olmayan yaşlılar da, bakıp geçip gidiyor tezgahları… Bir kısmı da ben görmedim ama, pazarın dağılma saatini bekleyerek, çıkma demeye de pek dilim varmasa da, atılan sebze ve meyveleri topluyormuş. Hafızamı yokluyorum “Eski Türkiye”de böyle sahnelere rastlanıyor muydu acaba?” diye… Şu anda aklıma takılan ne bir cümle ve de böyle bir sahne var. Bahsettiğim yıllar da altmışların başından, seksenlerin sonları falan…Bir de unutamadığım bir olgu var bu anlamda…Bursa’da hangi mahalle olursa olsun, bunlara kenar semtler de dahil, hemen hepsinde en azından bir kasap ile manav dükkanı olurdu o dönemlerde... Kâr edilmiyorsa, müşteri yoksa o esnaf neden orada dururdu bilemiyorum!
Size söz verdiğim gibi, özellikle bizim de içinde olduğumuz emekli takımından en cüretkarlarının bazı sözlerini aktaracağım. Çünkü , yenilir yutulur gibi değil. İşte örnekler; Bildiğiniz gibi yaşlımız, gencimiz artık sokak röportajlarına alıştı. Yine mikrofon tutulan ve kendinden çok emin bir yaşlı ve cümleleri:
“Zaman ve zemin şeytanların yerini değiştirdi. Eski şeytanlar MASUM, günümüzdeki masumlar da ŞEYTAN” Bunu duyduğumda kendi kendime resmen kahkaha ile güldüm.Bitmedi, daha ağır mesajları olanlar da var. Söyledikleri, bir iki sayfaya bedel. Haberci soruyor “ Beslenme sorunu yaşıyor musunuz ?” Ellerini arkasına bağlamış yaşlı emekli kendinden çok emin biçimde döktürüyor cümleleri;“Bizler doyarız ama BESLENEMEYİZ…
Örtünürüz ama GİYİNEMEYİZ...”
Bilmem anlatabildim mi Türk halkının ferasetini…Sıra şimdi bende…
Bildiğiniz, ya da duyduğunuz gibi Tarım Bakanı, sebze ve meyve fiyatlarının nedenini öyle bir açıkladı ki, şaşırıp kaldım/ kaldık.Dedi ki “ Bu kış hem KURAKLIK hem de DON yaşadık.” Böyle bir cümleyi duyunca ancak acı acı gülümsedim ve içimden yüksek sesle gülmek geldi.
Bu iki felaket, ülkemize bu güne kadar hiç gelmedi de, bu yılı mı seçti acaba? Böyle düşünüyordum ki, geçtiğimiz günlerde çarşıda karşılaştığımı bir eski dostumun sözleri aklıma geldi. Çünkü bu konudaki sözlerinden hem ürktüm hem de onun söylediği soruna yetkililerin neden bir şey yapamadığını da merak ettim ve yorumlamaya çalıştım. Aslında biliriz “merak” iyi bir şey değildir” der bizim muzip insanımız…Sonra da, merakın sonu için biraz da argo bir cümle kurar !!! Ama merak da bazen gerekiyor.Tarım Bakanı, hem susuz bir kış ve don olmasından dolayı sebze meyve fiyatlarının yüksekliğine çok güzel iki neden göstermişti ! Anlamaya çalışırken sonra da aklım başıma geldi .
SU yoksa bir yerde tarım da olmaz. Yani suçlu bir ölçüde SUDAN bir sebepti. Ama yolda karşılaştığım o arkadaşım aynı kelimeyi kullandı ama, bunun anlamı çok değişikmiş meğer. Oda benzer bir cümle ile; “Sebze ve meyvedeki bu aşırı fiyatlar, yurt içindeki nedenlerden değil SUDAN meselesi ile bu hale geldi.” Sonra da açıkladı konuyu;
”Hatırlayın o dönemde TİKA gibi bir kuruluş vardı ve halkımız, gizli bir hükümet ortağının önerisi ile Müslüman ülkelere yardıma koşuyordu. Bu kapsamda SUDAN’a da destekler yapıldı 2010-2023 yılları arasında…Su kuyuları açıldı, o ülkedeki dört beş yüz bin kadar çiftçisine kredi verildi yaklaşık 7 milyon dolarlık… Hastane yapıldı, okullar açıldı falan…
Bir de binlerce Sudanlı öğrenci ülkemize getirilip, okutuldu. Biliyorsunuz muhtemelen, o arada ülkemizde ihtilal girişimi de oldu, daha sonra da kendi derdimize düştük ve bu dış yardım konusu da unutulup gitti.Ama Unutulmayan bir hususta başka ülke çiftçisine destek, kendininkine de Allah ne verdiyse uygulamasıydı! İşte tarım ürünü sıkıntısının nedenlerinden biri de SUDAN’dır yani… İşte böyle arkadaşım. Bazen SUDAN sebepler , DON ve KURAKLIK diye açıklanır, bazen de unutulan yardımlardan ötürü yaşanır. Allah ülkemize ve fedakar halkımıza zeval vermesin…”
Arkadaşımın çok açıklayıcı bu sözlere şaştım kaldım.Hani derler ya “nutkum tutuldu” diye, işte öyle bir şey… Ne çabuk unuttuk o günleri dedim ve bizim halkın ferasetine de bir kez daha inandım. Çünkü halkımız,”İzahı olmayan” bir konuyu, hemen mizaha çeviriveriyor SUDAN örneğindeki gibi..Her ne dert olursa olsun sonuçta yaşayıp gidiyoruz sesimiz çıkarmadan ve kardeşçe…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Sudan sebepler ve açlık sınırı altında yaşayan milyonlar
Öğrenci olduğumuzu düşünelim bir an için... Öğretmenimiz de bize ödev vererek “Bir cümle ile ülkemiz halkının büyük kesimini nasıl anlatırsınız?” dediğini farz edelim.Böyle bir isteği hangi yürekli öğretmen dile getirebilir, onu bakın hiç bilmiyorum. Ben sadece, sokakta gördüğüm eski kuşak arkadaşların yakınmaları ile, arada bir ekranda mikrofon uzatılan ve özellikle, hem yaşlı hem de emekli olanların müthiş cümleler kurmasına tanık oluyor ve onları izliyorum. Kıskanmamak elde değil ! Çünkü bir küçük cümle ile dönemin ülke yönetimi hakkında yazılacak bir kitapçıktan daha etkili cümleleri görebilirsiniz özellikle ekranlarda... Bunu tüm içtenliğim ile söylüyorum. Örnekleyivereyim. Bildiğimiz gibi bu kış mevsiminde, semt pazarları esnafı bile ürünlerini çok yüksek fiyatlar ile satıyor/sattı. Emekli ve hiç geliri olmayan yaşlılar da, bakıp geçip gidiyor tezgahları… Bir kısmı da ben görmedim ama, pazarın dağılma saatini bekleyerek, çıkma demeye de pek dilim varmasa da, atılan sebze ve meyveleri topluyormuş. Hafızamı yokluyorum “Eski Türkiye”de böyle sahnelere rastlanıyor muydu acaba?” diye… Şu anda aklıma takılan ne bir cümle ve de böyle bir sahne var. Bahsettiğim yıllar da altmışların başından, seksenlerin sonları falan…Bir de unutamadığım bir olgu var bu anlamda…Bursa’da hangi mahalle olursa olsun, bunlara kenar semtler de dahil, hemen hepsinde en azından bir kasap ile manav dükkanı olurdu o dönemlerde... Kâr edilmiyorsa, müşteri yoksa o esnaf neden orada dururdu bilemiyorum!
Size söz verdiğim gibi, özellikle bizim de içinde olduğumuz emekli takımından en cüretkarlarının bazı sözlerini aktaracağım. Çünkü , yenilir yutulur gibi değil. İşte örnekler; Bildiğiniz gibi yaşlımız, gencimiz artık sokak röportajlarına alıştı. Yine mikrofon tutulan ve kendinden çok emin bir yaşlı ve cümleleri:
“Zaman ve zemin şeytanların yerini değiştirdi. Eski şeytanlar MASUM, günümüzdeki masumlar da ŞEYTAN” Bunu duyduğumda kendi kendime resmen kahkaha ile güldüm.Bitmedi, daha ağır mesajları olanlar da var. Söyledikleri, bir iki sayfaya bedel. Haberci soruyor “ Beslenme sorunu yaşıyor musunuz ?” Ellerini arkasına bağlamış yaşlı emekli kendinden çok emin biçimde döktürüyor cümleleri;“Bizler doyarız ama BESLENEMEYİZ…
Örtünürüz ama GİYİNEMEYİZ...”
Bilmem anlatabildim mi Türk halkının ferasetini…Sıra şimdi bende…
Bildiğiniz, ya da duyduğunuz gibi Tarım Bakanı, sebze ve meyve fiyatlarının nedenini öyle bir açıkladı ki, şaşırıp kaldım/ kaldık.Dedi ki “ Bu kış hem KURAKLIK hem de DON yaşadık.” Böyle bir cümleyi duyunca ancak acı acı gülümsedim ve içimden yüksek sesle gülmek geldi.
Bu iki felaket, ülkemize bu güne kadar hiç gelmedi de, bu yılı mı seçti acaba? Böyle düşünüyordum ki, geçtiğimiz günlerde çarşıda karşılaştığımı bir eski dostumun sözleri aklıma geldi. Çünkü bu konudaki sözlerinden hem ürktüm hem de onun söylediği soruna yetkililerin neden bir şey yapamadığını da merak ettim ve yorumlamaya çalıştım. Aslında biliriz “merak” iyi bir şey değildir” der bizim muzip insanımız…Sonra da, merakın sonu için biraz da argo bir cümle kurar !!! Ama merak da bazen gerekiyor.Tarım Bakanı, hem susuz bir kış ve don olmasından dolayı sebze meyve fiyatlarının yüksekliğine çok güzel iki neden göstermişti ! Anlamaya çalışırken sonra da aklım başıma geldi .
SU yoksa bir yerde tarım da olmaz. Yani suçlu bir ölçüde SUDAN bir sebepti. Ama yolda karşılaştığım o arkadaşım aynı kelimeyi kullandı ama, bunun anlamı çok değişikmiş meğer. Oda benzer bir cümle ile; “Sebze ve meyvedeki bu aşırı fiyatlar, yurt içindeki nedenlerden değil SUDAN meselesi ile bu hale geldi.” Sonra da açıkladı konuyu;
”Hatırlayın o dönemde TİKA gibi bir kuruluş vardı ve halkımız, gizli bir hükümet ortağının önerisi ile Müslüman ülkelere yardıma koşuyordu. Bu kapsamda SUDAN’a da destekler yapıldı 2010-2023 yılları arasında…Su kuyuları açıldı, o ülkedeki dört beş yüz bin kadar çiftçisine kredi verildi yaklaşık 7 milyon dolarlık… Hastane yapıldı, okullar açıldı falan…
Bir de binlerce Sudanlı öğrenci ülkemize getirilip, okutuldu. Biliyorsunuz muhtemelen, o arada ülkemizde ihtilal girişimi de oldu, daha sonra da kendi derdimize düştük ve bu dış yardım konusu da unutulup gitti.Ama Unutulmayan bir hususta başka ülke çiftçisine destek, kendininkine de Allah ne verdiyse uygulamasıydı! İşte tarım ürünü sıkıntısının nedenlerinden biri de SUDAN’dır yani… İşte böyle arkadaşım. Bazen SUDAN sebepler , DON ve KURAKLIK diye açıklanır, bazen de unutulan yardımlardan ötürü yaşanır. Allah ülkemize ve fedakar halkımıza zeval vermesin…”
Arkadaşımın çok açıklayıcı bu sözlere şaştım kaldım.Hani derler ya “nutkum tutuldu” diye, işte öyle bir şey… Ne çabuk unuttuk o günleri dedim ve bizim halkın ferasetine de bir kez daha inandım. Çünkü halkımız,”İzahı olmayan” bir konuyu, hemen mizaha çeviriveriyor SUDAN örneğindeki gibi..Her ne dert olursa olsun sonuçta yaşayıp gidiyoruz sesimiz çıkarmadan ve kardeşçe…