Yaşayan en ünlü tarihçimiz Prof.Dr. İlber Ortaylı, biraz da sitem ederek tarihi önemi olan yapılar için “Bir eserin ruhunu okumak” gibi bir cümle kurmuştu geçtiğimiz haftalarda. Aylar sonra Bursa’nın tarihi anlamındaki bir merkezi ile alışverişin kalbinin attığı “Kapalı Çarşı” altında bir yerden geçiyordum. Biraz yukarıdaki ULU CAMİ’nin minareleri ve de, yüzlerce yıl önce kuşlar için, yapının duvarlarına konmuş suluklar gözüme takıldı. O dönemde bile hayvanlara karşı gösterilen bu incelik ve de ibadethaneleri yaparken dönemin olanakları ve ustalığını takdir etmemek elde değil. Bu durumda günümüz insanı ve özellikle kent yöneticilerine bir anlamlı görev daha düşüyor. Her türlü iklim koşulları, bazen de depremlere karşı dimdik ayakta kalan ve eser niteliği taşıyan bu yapılara ne gerekçe ile olursa olsun, dokunulmaması ne kadar da önemli değil mi ? Ama günümüzde, bu gerçek, tür her yapı için değil de, bazıları için restorasyon veya bir dokunma adına yapılacak yenilik, bu yapıtların aslında ölümü demektir. Buna değinmemin nedeni, Mimar Sinan’ın elinden çıkan İstanbul’daki Selimiye Camii için bir kültür kurumu “yeniden yorumlamak “ adı altında hareket geçmiş. Bu duruma içerleyen Ortaylının yukarıda belirttiğim gibi eserlerin ruhunun okunması gerektiğini hatırlatması, bu anlamda İstanbul gibi olmasa da, Osmanlı’nın beylikken devlete ve imparatorluğa geçiş yıllarında Bursa’da da yapılan bu tür yapılara da, hem dönemin önemi, hem de günümüze kadar dimdik ayakta kalışları için, bunların ruhunun okuması gerekiyor Bursa halkı ve yöneticilerinin de…Şimdilik bu tür bir dönüşümü ve el sürmeyi hatırlamıyorum. Ama kent merkezine girdiğinizde, bu yapıtlardan önemli olanları, Kapalıçarşı kuzeyi veya güneyinde hanlar biçiminde kolayca görebilirsiniz. Toplumun, yani günümüzün Bursalıları ve özellikle genç kuşağın bilgilenmesi için, bu tür yapıların dış yüzlerinde açıklamalar, kimin ve ne için ve hangi tarihte yapıldığı belirtilirse, bu girişim, okuldaki ders niteliğinden çıkarak, iyi bir bilgilendirmeyi sağlayacaktır. Yerli ve yabancılara hitap edecek bir turizmi hayal bile edemesek de, yarının yöneticileri olacak gençlerin en azından bu yapıtlara dair bilgisi olacaktır. Kentli olmak ve ona karşı sevgisini iletmek, sadece şehrin takımına çok büyük ilgi göstermekle bitmez.Yanı sıra, bu tür yapılara gösterilecek saygı, sevgi ve ilgi de kentlilik bilincini geliştirecektir.
KARTALKAYA CEZALARI TARTIŞILIYOR
Tarihi yapılara gösterilen veya gösterilmesi gerekenleri konu ettikten sonra, bu kez de ülkeyi gerçekten yasa boğan Kartalkaya’daki otel yangını duruşmasının sonuçlanması ile verilen cezaları dünkü makalem de belirtmiştim. Ama bu kez Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan(a göre, bu yargılamanın bitmemiş.Bu nedenle Özcan’ın dikkati çeken açıklamalarını da paylaşmak istedim.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bu görevden önce CHP milletvekili olarak TBMM’nin adeta yaramaz çocuğuydu. Hemen her konuda, partisinin yöneticileri ile birlikte bazen de karşılarında olarak tartışırdı. Lafını, sözünü hiç düşünmeden sarf ederdi. Bu kez Kartalkaya yangını sdnucu ilgili ve görevlilere verilen cezalar konusunda konuşmuş ve “Adalet bunun neresinde” demiş. Benim de ilgimi çekti bu açıklama. Çünkü, verilen cezalar sanki, tatmin edici gibi yayınlar da yapılmıştı. Bu neden ile Özcan’ın çıkışı ilgimi çekti.
“Canı pahasına yangına müdahale eden itfaiye erine 78 müebbet, oteli denetleyenlere, ruhsat verenlere dava bile yok. Adalet bunun neresinde ?” demiş. Haksız da sayılmaz. Ama Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, kendi personelinden 9 kişi için soruşturma izni verilmesine karşın, şu ana kadar onlar için bir adım atılmayışını da gündeme getirmiş Tanju Özcan… Aslında yetkililerden belge ve bilgi de istemiş savcılık. Demek ki, olay, yani yargılama süreci burada…Bekleyelim hakkaniyetle verilecek cezalar ile kesin ve sonucu görelim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Tarihi bir eser nasıl okunur?
Yaşayan en ünlü tarihçimiz Prof.Dr. İlber Ortaylı, biraz da sitem ederek tarihi önemi olan yapılar için “Bir eserin ruhunu okumak” gibi bir cümle kurmuştu geçtiğimiz haftalarda. Aylar sonra Bursa’nın tarihi anlamındaki bir merkezi ile alışverişin kalbinin attığı “Kapalı Çarşı” altında bir yerden geçiyordum. Biraz yukarıdaki ULU CAMİ’nin minareleri ve de, yüzlerce yıl önce kuşlar için, yapının duvarlarına konmuş suluklar gözüme takıldı. O dönemde bile hayvanlara karşı gösterilen bu incelik ve de ibadethaneleri yaparken dönemin olanakları ve ustalığını takdir etmemek elde değil. Bu durumda günümüz insanı ve özellikle kent yöneticilerine bir anlamlı görev daha düşüyor. Her türlü iklim koşulları, bazen de depremlere karşı dimdik ayakta kalan ve eser niteliği taşıyan bu yapılara ne gerekçe ile olursa olsun, dokunulmaması ne kadar da önemli değil mi ? Ama günümüzde, bu gerçek, tür her yapı için değil de, bazıları için restorasyon veya bir dokunma adına yapılacak yenilik, bu yapıtların aslında ölümü demektir. Buna değinmemin nedeni, Mimar Sinan’ın elinden çıkan İstanbul’daki Selimiye Camii için bir kültür kurumu “yeniden yorumlamak “ adı altında hareket geçmiş. Bu duruma içerleyen Ortaylının yukarıda belirttiğim gibi eserlerin ruhunun okunması gerektiğini hatırlatması, bu anlamda İstanbul gibi olmasa da, Osmanlı’nın beylikken devlete ve imparatorluğa geçiş yıllarında Bursa’da da yapılan bu tür yapılara da, hem dönemin önemi, hem de günümüze kadar dimdik ayakta kalışları için, bunların ruhunun okuması gerekiyor Bursa halkı ve yöneticilerinin de…Şimdilik bu tür bir dönüşümü ve el sürmeyi hatırlamıyorum. Ama kent merkezine girdiğinizde, bu yapıtlardan önemli olanları, Kapalıçarşı kuzeyi veya güneyinde hanlar biçiminde kolayca görebilirsiniz. Toplumun, yani günümüzün Bursalıları ve özellikle genç kuşağın bilgilenmesi için, bu tür yapıların dış yüzlerinde açıklamalar, kimin ve ne için ve hangi tarihte yapıldığı belirtilirse, bu girişim, okuldaki ders niteliğinden çıkarak, iyi bir bilgilendirmeyi sağlayacaktır. Yerli ve yabancılara hitap edecek bir turizmi hayal bile edemesek de, yarının yöneticileri olacak gençlerin en azından bu yapıtlara dair bilgisi olacaktır. Kentli olmak ve ona karşı sevgisini iletmek, sadece şehrin takımına çok büyük ilgi göstermekle bitmez.Yanı sıra, bu tür yapılara gösterilecek saygı, sevgi ve ilgi de kentlilik bilincini geliştirecektir.
KARTALKAYA CEZALARI TARTIŞILIYOR
Tarihi yapılara gösterilen veya gösterilmesi gerekenleri konu ettikten sonra, bu kez de ülkeyi gerçekten yasa boğan Kartalkaya’daki otel yangını duruşmasının sonuçlanması ile verilen cezaları dünkü makalem de belirtmiştim. Ama bu kez Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan(a göre, bu yargılamanın bitmemiş.Bu nedenle Özcan’ın dikkati çeken açıklamalarını da paylaşmak istedim.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bu görevden önce CHP milletvekili olarak TBMM’nin adeta yaramaz çocuğuydu. Hemen her konuda, partisinin yöneticileri ile birlikte bazen de karşılarında olarak tartışırdı. Lafını, sözünü hiç düşünmeden sarf ederdi. Bu kez Kartalkaya yangını sdnucu ilgili ve görevlilere verilen cezalar konusunda konuşmuş ve “Adalet bunun neresinde” demiş. Benim de ilgimi çekti bu açıklama. Çünkü, verilen cezalar sanki, tatmin edici gibi yayınlar da yapılmıştı. Bu neden ile Özcan’ın çıkışı ilgimi çekti.
“Canı pahasına yangına müdahale eden itfaiye erine 78 müebbet, oteli denetleyenlere, ruhsat verenlere dava bile yok. Adalet bunun neresinde ?” demiş. Haksız da sayılmaz. Ama Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, kendi personelinden 9 kişi için soruşturma izni verilmesine karşın, şu ana kadar onlar için bir adım atılmayışını da gündeme getirmiş Tanju Özcan… Aslında yetkililerden belge ve bilgi de istemiş savcılık. Demek ki, olay, yani yargılama süreci burada…Bekleyelim hakkaniyetle verilecek cezalar ile kesin ve sonucu görelim.