Hava Durumu

Türkiye ve Bursa’nın yerel yönetim tarihi (5)

Yazının Giriş Tarihi: 12.01.2024 13:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.01.2024 13:57

Ekonomik krizin kış mevsimi ile birlikte baskısını iyice hissettirdiği şu günlerde siyasi partiler yerel seçim öncesi adaylarını belirlemek ile yoğun bir çalışma içinde. Henüz belediye başkan adayları tam olarak belirlenemedi. Önceki dört bölümde 12 Eylül 1980 Darbesi’ne kadar olan gelişmeleri anlatmaya çalıştık.

Ülkenin genel siyasi atmosferinden doğal olarak etkilenen yerel seçimler, hemen her dönemde çok renkli geçmiştir.Yıllar önce yaptığım bir belgesel çalışmasında bu konuya dair o dönemleri yaşayan meslektaşlarımızın anlatımları bize ışık tutmaya bu hafta da devam ediyor. Bu kez 1977-1980 arasındaki kısa bir zaman diliminde yaşananları anlatmaya çalışacağız.

Ecevit  rüzgarı ve Bursa’da Mustafa Eroğlu başkan

11 Aralık 1977 tarihinde yapılan yerel seçimler sonucunda Bursa, 1950 yılından sonra ilk kez CHP’li bir belediye başkanına, Mustafa Eroğlu’na görev veriyordu. AP adayı İsmetTavgaç, Eroğlu ile girdiği seçim yarışında, Bülent Ecevit’in estirdiği “Karaoğlan” rüzgarına yenik düşerek, koltuğu devrediyordu.

Mustafa Eroğlu seçim sonucunu şöyledeğerlendiriyordu: “AP’nin kalesi olan bütün iller düştü. İstanbul, Ankara, İzmir, İçel, Kayseri, Aydın… Düşünebiliyor musunuz Adnan Menderes’in kalesi… Hepsi sosyal demokrat, demokratik sol düşünceye sahip olan belediyeler haline geldi.Karaoğlan Ecevit rüzgarı esti ve her tarafı aldığı gibi Bursa da o arada gitti. Bir şanssızlık oldu ve Cumhuriyet devrinde ilk defa CHP benim zamanımda belediye reisliğini aldı.”

Dönemin Adalet Partisi İl Başkanı Turhan Tayan’ın bu konudaki değerlendirmesi de çok ilginçti: “Kabul etmek lazım ki Mustafa Eroğlu ve arkadaşları bir seçim kazanacaklarına kendileri de inanamamışlardı. Çok büyük bir beklenti yoktu. Böyle bir mağlubiyeti beklemiyorduk. Fakat ilk defa Başkent rüzgarı yerel seçimleri bu denli etkilemiştir.”

Seçim propagandası sırasında Eroğlu’nun kullandığı ilginç bir konu ve bir yöntem de vardı: “1973 ve 1977 dönemi zaten Bursa Belediye Meclis üyesiydim. Belediye çalışmalarında başarılıydım. Yapıcı bir belediye meclis üyeliği dönemi geçirdim ben. Bazı koşullar da insanın belediye başkanı olmasında faydalar sağlıyor. Şöyle sağlıyor; Bursa bir kıtlık, susuzluk dönemi yaşadı 77’de. Tavgaç’ın evini bastı insanlar, bakraçları alıp. İsmet Ağabey, bundan çok üzüldü, üzüntü de duydu, biliyorum, benim de komşumdu aynı zamanda. Biz bu su problemini işledik, propaganda olarak, mahallelerde yaptığım toplantılarda su problemini nasıl çözeceğimizi anlatmaya çalıştık.”

Mustafa Eroğlu, başkanlık koltuğuna yeni yeni ısınmaya çalışırken, henüz üçüncü yılında talihsiz bir olay, yapılacak önemli projeleri de sekteye uğratmıştı.

Eylül Askeri Darbesi ve Bursa

12 Eylül 1980 darbesi ile kesintiye uğrayan demokrasi, Mustafa Eroğlu’nun görev süresini de 2 yıl 9 ay ile sınırlandırıyor, bu süreye genellikle kent içi ulaşım düzenlemeleri sığabiliyordu.Eroğlu, bunun dışında Haşim İşcan Caddesi’nin alt yapı çalışmalarını, Atatürk Caddesi’ndeki kavşak düzenlemelerini yapıyor, belediye otobüs filosunu genişletiyordu. Ancak merkezi hükümetten gerekli desteği bir türlü alamıyordu.

 “Devletten yardım fazla alamadık. Başbakanımız Ecevit olmasına rağmen ben 90 milyon para almak için haftalarca Ankara’da nöbet tuttuğumu bilirim.” Mustafa Eroğlu, sosyal demokrat bir partinin belediye başkanı olarak, farklı uygulamalar içinde de olmaya çalışıyordu:

 “Benim dönemimde musluklardan su akıyordu. Vatandaşımız ucuz gıda temin edebiliyordu. Ekmek fiyatları anormal şekilde artmıyordu.”

O dönemde ortaya çıkan fırıncıların grevi, sosyal demokrat anlayışı sergilemesi açısından Eroğlu için bir fırsat yaratıyor ve ucuz halk ekmeği üretimi için harekete geçiyordu.

 “BESAŞ da grevlerden doğdu tabii. Baktık ki Bursa’da ekmek iş kolunda bir sendika greve gitti. Fırınlarda ekmek çıkartmamaya başladılar, hatta ben fırıncılara baskı yaptım. Dedim, ekmeğinizi çıkarın biz size asker veya polis, zabıta göndereceğiz. Buna rağmen hamurların devrildiğini gördük. Bazı fırınlarda asker ve polis nöbet tuttu. Mesela Gebze Belediyesi CHP’liydi. Bana kamyonlarla ekmek gönderdi. İznik Belediyesi bizimdi, Erdoğan Savaş. Erdoğan Savaş da gönderdi. Bozüyük Belediye başkanı CHP’liydi, gönderdi. Yani biz belediye otobüsleriyle ekmek taşıdık ve halka ekmek dağıttık ve bunun sıkıntısını çektiğimiz için ekmek fabrikası kurmak teşebbüsüne geçtik. İstanbul ve Kartal kurmuştu.”

Bu önemli girişim için dönemin AP İL Başkanı Turhan Tayan  da şu yorumu yapıyordu: “Sosyal demokratların, sol partilerin hizmet anlayışı daha farklıdır. Yapıcılık, şehre bir şeyler katmak, bir şeyler yapmak konusu onların siyasi karakterlerine pek uymaz. Sayın Eroğlu’nun  yaptığı hizmetlerin başında da bu nedenle BESAŞ gelir.”

Ekmek sıkıntısını önlemek amacıyla kurulması planlanan Besaş’ın oluşumu, sosyal demokrat uygulamayla paralel bir yapıdaydı.Mustafa Eroğlu bu gerçeği şöyle değerlendiriyordu: “Yönetimi de çok güzel oluşturduk biz. Önce bu ekmeği kullananlardan başladık işe. Bakkallar Derneği’ni aldık, Lokantacılar Derneği’ni aldık, Türk-İş ve DİSK her ikisinden birer üye aldık, Ticaret ve Sanayi Odası’ndan üye aldık, belediye meclisinden aldık, belediye başkanı olarak biz üye olduk. Zaten o zamanlar 9 yönetim kurulu üyemiz, 3 de denetim kurulu üyemiz vardı.”

Halkın bir numaralı ihtiyacı olan sağlıklı ve ucuz ekmek için çok önemli bu proje ne yazık ki, ülke genelindeki olumsuz gelişmelerin, kargaşa ve kaosun sonucu, mecburen sekteye uğruyor, Türkiye ve Bursa geleceğini nasıl etkileyeceğini bilemediği bir girdaba sürükleniyordu.12 Eylül 1980 günü Türkiye yeni bir askeri darbeyle uyanıyor, Ordu idareye el konuyordu.  İşbaşına gelen Askeri İdare, her yerleşim biriminde olduğu gibi Bursa’da da yerel yönetimlere el koyuyor, projeleri durduruyordu. Kent için büyük önem taşıyan BESAŞ projesi de bundan olumsuz etkileniyordu.

Ara dönem nedeniyle her projede olduğu gibi BESAŞ’ın ekmek üretimi 1983 yılına kadar uzuyordu. Gariptir ki 12 Eylül sonrası da Eroğlu, BESAŞ’ın başına genel müdür olarak atanıyordu. Eroğlu bu gelişmeyi şöyle anlatıyordu: “Ekmek fabrikası bu şekilde kurulduktan sonra Bursalılar, gerçekten 83 yılından sonra kaliteli, sağlıklı, el değmemiş şekilde bir ekmeğe sahip oldular.Günümüze kadar ekmeğin denge unsuru BESAŞ sayesinde sağlanıyor. Şunu da söyleyebiliriz, göreve gelen tüm belediye başkanlarımızın bu fabrikaya hep katkıları oldu.”

Kenan Evren ve arkadaşları, belediyelerin başına atama ile vekil tayin ederken, Vali Yardımcısı Mustafa Atak, belediye başkanlığı koltuğuna oturuyordu.

Görevini Atak’a devreden Mustafa Eroğlu’nun darbeyi öğrenişi düşündürücü, ilginç ve dönemi yansıtması açısından çok tipikti.

“Almanya’da Münih’teydim. Perşembe gecesi sabaha karşı Türkiye’de ihtilal olduğunu Amerikan radyoları veriyordu. İstanbul’a döndüğümüz zaman tabii belediye başkanlığı görevimiz düşmüş, kimse karşılamadı, giderken uğurlanıyorsunuz gelirken de bir ihtilal oluyor ve sizi görevden alıyorlar.

Kendi özel arabamızla Bursa’ya geldik. Geldikten sonra da belediyeye davet edildim ben… O zamanın Garnizon Komutanı İsmail Ethem Arar, bana üzülerek ‘sizi görevden alıyorum ama, bu emir büyük yerden olduğu için’dedi”

Üç yıla yakın bir süre Bursa Belediye Başkanlığı yapan Mustafa Eroğlu, zorunlu bir hata yüzünden yıllar sonra yargılanıyor ve yüklü sayılabilecek bir para cezasına çarptırılıyordu.

“İhale dosyasını hazırlayamamış teknokratlar. Bazı işler var, kanalizasyon patlıyor, sular seller geliyor ve bu arada bunları gidermek için ihaleyi beklemeden dışarıdan bir müteahhite diyorsunuz ki başla dosya arkadan gelecek. Sabahleyin ihtilal olacağını nereden bileceğiz.

Bizden sonra gelenler, bu parayı19 80 yılında yapılmış bir işin bedelini 83’e kadar sallamışlar, ödememişler. 1983’de bize Sayıştay’dan gelen arkadaşlar müteahhit gecikmesini talep ediyor. Bu gecikmeden dolayı bize, 750 bin lira o zamanın parasıyla bana, 750 bin lira da Basri’ye (Sönmez) zimmet çıkartıyorlar. Hakim Bey dedim ben 2 yıl 9 ay görev yaptım Bursa Belediyesi’nde, bütün toplam maaşlarımın tutarı 500 bini geçmez.. Ben 2 yıl 9 ayda toplam aldığım bedelin daha fazlasını 750 bin lirayı, bir belediye başkanı olarak yeminli büro işleri vardı o zaman imar afları çıkmıştı, proje çizip bu parayı ödedim. Yani Bursalılar bana 2 yıl 9 ay hiç para vermeden bir de üste cebimden para vermek suretiyle çalıştırmış oldular.”

Çok ilginç gelişmelere sahne olan 1977-1980 döneminde Türkiye ve Bursa özelindeki yerel yönetim gelişmelerini tanıkların cümleleri ile anlatmaya çalıştık. Gelecek hafta, Askeri Yönetim dönemi ve demokrasiye geçiş sırasındaki yaşanmışlıkları bir kez daha anlamaya çalışacağız.

5.Bölümün sonu

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.