Galiba 2026 yılı, bir öncekini geçecek, hem de tüm gariplikleri ile… Henüz bir ay bile dolmadan, öyle gelişmeler ile güne uyanıyoruz ki, sanki kötü bir rüyayı yansıtır gibi…Önce krminal olaylardan başlayalım. Haber aynen şöyle
:” Kartal Anadolu Adliyesi'nde silahlı saldırı! Savcı, eski eşi olan kadın hakimi silahla yaraladı.” Söz konusu savcı üstelik geçmişte ‘Kadına yönelik şiddeti önleme grubunda’ görev yapmış. Vurulan kadın hakimi, kurtaran da, ne gariptir ki, eski bir hükümlüymüş. Film senaryosu yazılsa, bu kadar ayrıntı ve rastlantıyı barındıramazdı. Senaristin aklına bile bu kadarı gelmezdi.Bu olayı hangi yönü ile ele almak , ya da nasıl tanımlamak mümkün olabilir? Acaba toplum olarak, iyice bunaldık da, bunun en tipik dışa vurumu mu, bunu üstelik adaleti sağlamak üzere yetiştirilmiş iki olgun kişinin üzerinden mi anlayacağız ? Benzer vakaların, özellikle İstanbul gibi bir metropolde, hemen her gün onlarcasına rastlanıyor ki, haber bültenleri bunlar ile dolduruluyor ! Bu olay da bunun için en tipik bir örnek. Şimdi de şiddetin bir başka türüne geçiyoruz. Bildiğimiz gibi kısa süre önce, hükümlü ve tutukluların önemli bir bölümü, serbest bırakıldı. Bu şanslı kişilerden biri, hapisten çıkar çıkmaz ilk iş olarak oğlunun öğretmenini yakalayıp, önce yumrukluyor, sonra da ateş açıyor. Ama bir yaralama söz konusu olmuyor. İlk örnektekinin bir başka versiyonu bu da….
Yine İstanbul’dan çok ama çok tipik bir vaka örneği…Olayın geçtiği yer bir kafeterya. Birkaç kadın birlikte oturup, sohbet ediyorlar. Kötü niyetli bir adam, onların arkasındaki masaya konuşlanıyor.Sonra da kendi çantasını siper ederek, kadınların çantalarını el çabukluğu ile alıp kaçıyor. Ama işletmenin kayıt cihazına takılıyor yaptıkları ve eşkali…Sonuçta yakalanıyor. Bu olay basit bir kap-kaç ama, faili o kadar sıradan değil ! Geldiği yer Amerika Kıtası’nda ve ülkenin adı Şili!!! İlk anda ben Şile diye anlamışım, ama kısa süre sonra doğruyu gördüm. Şaka bir yana, ülkemiz fokur fokur kaynıyor, yasa dış işler ile. Bu tür olayların tamamı doğal olarak İstanbul’da geçmiyor. Kasabalara kadar da inebiliyor. Yani, toplum olarak, tam bir çılgınlık halini yaşıyoruz sanki…
BAKAN YUSUF TEKİN’DEN İLGİNÇ BİR EĞİTİM AÇIKLAMASI
İlginç çıkışları ve özellikle TV söyleşilerinde sarf ettiği cümleler ve Milli Eğitim Bakanı olarak, konusuna dair açıklamaları her daim ilgi çeker Tekin’in !!! Bunu bilerek mi yapıyor, yoksa gerçekten mizacımı, anlamak oldukça zor. Ama, yerinin sağlamlığı da, sanki konuşmasına yansıyor ! Sorulan sorular üzerine işte son bir açıklama ve Tekin’den yeni eğitim incileri…
“ Öğretim işi ile ilgilenmiyoruz! Çocuklarımızı, milli ve manevi değerlerini öğrenmeleri için eğitimle ilgiliyiz.(Bu cümleyi anlamakta gerçekten zorlandım) Örneğin cadılar bayramı ve kutlaması yerine, Ramazan’a dair bilgilendirme yapılacak okullarda. Cadılar bayramının yaygın biçimde kutlanması diye bir şey yokmuş aslında, yetkililerden gelen açıklama da böyle. Olsun Bakan Tekin için bir önemi yok. Benim saptamama göre,Kabine’nin en rahat üyesidir nedense kendisi…Bakan Yusuf Tekin asıl önemli açıklamasını, atanamayan öğretmenler faslına bırakmış meğer…Onların neden atanmadığı için çok önemli bir açıklama yaptı! “Biliyorsunuz üniversite sayımız AKP döneminde katlanarak arttı. Onların bölümlerinden biri de öğretmenlik için ayrıldı. Böyle olunca, her yıl çok sayıda mezun verildiği için, öğretmen adaylarının sayısı artıyor. Ama bu okullardan mezun olanların hepsi de öğretmen olmak zorunda değil ki…” Sadece PES diyorum !Oysa, biraz yürekli olsa, neredeyse her kasaba ve ilçelere yapılan öğretmen okulları ve üniversitelerin, nitelikleri yerine, niceliklerini öne alan İktidar için, bir eleştiri yapardı.Bunu yapmadığı/yapamadığı için olsa gerek, suçu buralardan mezun olarak, büyük kentlerde öğretmenlik mesleğini icra etmek isteyen gençleri hiçe saymış oluyor. Bunun bir başka izahı varsa, ben de öğrenmek isterim. Çünkü öğrenmenin yaşı olmuyor…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Yeni yılda bambaşka bir Türkiye!
Galiba 2026 yılı, bir öncekini geçecek, hem de tüm gariplikleri ile… Henüz bir ay bile dolmadan, öyle gelişmeler ile güne uyanıyoruz ki, sanki kötü bir rüyayı yansıtır gibi…Önce krminal olaylardan başlayalım. Haber aynen şöyle
:” Kartal Anadolu Adliyesi'nde silahlı saldırı! Savcı, eski eşi olan kadın hakimi silahla yaraladı.” Söz konusu savcı üstelik geçmişte ‘Kadına yönelik şiddeti önleme grubunda’ görev yapmış. Vurulan kadın hakimi, kurtaran da, ne gariptir ki, eski bir hükümlüymüş. Film senaryosu yazılsa, bu kadar ayrıntı ve rastlantıyı barındıramazdı. Senaristin aklına bile bu kadarı gelmezdi.Bu olayı hangi yönü ile ele almak , ya da nasıl tanımlamak mümkün olabilir? Acaba toplum olarak, iyice bunaldık da, bunun en tipik dışa vurumu mu, bunu üstelik adaleti sağlamak üzere yetiştirilmiş iki olgun kişinin üzerinden mi anlayacağız ? Benzer vakaların, özellikle İstanbul gibi bir metropolde, hemen her gün onlarcasına rastlanıyor ki, haber bültenleri bunlar ile dolduruluyor ! Bu olay da bunun için en tipik bir örnek. Şimdi de şiddetin bir başka türüne geçiyoruz. Bildiğimiz gibi kısa süre önce, hükümlü ve tutukluların önemli bir bölümü, serbest bırakıldı. Bu şanslı kişilerden biri, hapisten çıkar çıkmaz ilk iş olarak oğlunun öğretmenini yakalayıp, önce yumrukluyor, sonra da ateş açıyor. Ama bir yaralama söz konusu olmuyor. İlk örnektekinin bir başka versiyonu bu da….
Yine İstanbul’dan çok ama çok tipik bir vaka örneği…Olayın geçtiği yer bir kafeterya. Birkaç kadın birlikte oturup, sohbet ediyorlar. Kötü niyetli bir adam, onların arkasındaki masaya konuşlanıyor.Sonra da kendi çantasını siper ederek, kadınların çantalarını el çabukluğu ile alıp kaçıyor. Ama işletmenin kayıt cihazına takılıyor yaptıkları ve eşkali…Sonuçta yakalanıyor. Bu olay basit bir kap-kaç ama, faili o kadar sıradan değil ! Geldiği yer Amerika Kıtası’nda ve ülkenin adı Şili!!! İlk anda ben Şile diye anlamışım, ama kısa süre sonra doğruyu gördüm. Şaka bir yana, ülkemiz fokur fokur kaynıyor, yasa dış işler ile. Bu tür olayların tamamı doğal olarak İstanbul’da geçmiyor. Kasabalara kadar da inebiliyor. Yani, toplum olarak, tam bir çılgınlık halini yaşıyoruz sanki…
BAKAN YUSUF TEKİN’DEN İLGİNÇ BİR EĞİTİM AÇIKLAMASI
İlginç çıkışları ve özellikle TV söyleşilerinde sarf ettiği cümleler ve Milli Eğitim Bakanı olarak, konusuna dair açıklamaları her daim ilgi çeker Tekin’in !!! Bunu bilerek mi yapıyor, yoksa gerçekten mizacımı, anlamak oldukça zor. Ama, yerinin sağlamlığı da, sanki konuşmasına yansıyor ! Sorulan sorular üzerine işte son bir açıklama ve Tekin’den yeni eğitim incileri…
“ Öğretim işi ile ilgilenmiyoruz! Çocuklarımızı, milli ve manevi değerlerini öğrenmeleri için eğitimle ilgiliyiz.(Bu cümleyi anlamakta gerçekten zorlandım) Örneğin cadılar bayramı ve kutlaması yerine, Ramazan’a dair bilgilendirme yapılacak okullarda. Cadılar bayramının yaygın biçimde kutlanması diye bir şey yokmuş aslında, yetkililerden gelen açıklama da böyle. Olsun Bakan Tekin için bir önemi yok. Benim saptamama göre,Kabine’nin en rahat üyesidir nedense kendisi…Bakan Yusuf Tekin asıl önemli açıklamasını, atanamayan öğretmenler faslına bırakmış meğer…Onların neden atanmadığı için çok önemli bir açıklama yaptı! “Biliyorsunuz üniversite sayımız AKP döneminde katlanarak arttı. Onların bölümlerinden biri de öğretmenlik için ayrıldı. Böyle olunca, her yıl çok sayıda mezun verildiği için, öğretmen adaylarının sayısı artıyor. Ama bu okullardan mezun olanların hepsi de öğretmen olmak zorunda değil ki…” Sadece PES diyorum !Oysa, biraz yürekli olsa, neredeyse her kasaba ve ilçelere yapılan öğretmen okulları ve üniversitelerin, nitelikleri yerine, niceliklerini öne alan İktidar için, bir eleştiri yapardı.Bunu yapmadığı/yapamadığı için olsa gerek, suçu buralardan mezun olarak, büyük kentlerde öğretmenlik mesleğini icra etmek isteyen gençleri hiçe saymış oluyor. Bunun bir başka izahı varsa, ben de öğrenmek isterim. Çünkü öğrenmenin yaşı olmuyor…