Yeni kuşaklar için bilinmez bir Türkiye dönemi…Önceki gün yine bir 24 Ocak yaşadık. Ama bizler 42 yıl öncesine dönerek anımsamaya çalıştık o gün açıklanan ekonomik kararları… Türkiye için yine bir dönüm noktasının arifesiydi sanki…Yetmişli yılların ikinci yarısında ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar ve onun da beteri ideolojik çatışmaların yaşandığı yıllar…Birbiri ile kıyasıya çarpışan taraflardan biri sağda diğeri solda nitelendiriliyor.İki tarafa da bağlı kalmayan ve de rahatça eğitimini tamamlayan üçüncü grup da bu günün ülke yöneticilerinin kuşağı… Aslında çarpışan her iki grubun mensupları da, ülkesini, halkının geleceğini düşünen, ama konu refah seviyesinin nasıl ve hangi sistem ile yükseleceği , demokratik ortamın yeniden nasıl tesis edileceğine gelince, ideolojiler yakalarını bırakmıyor ve acımasız bir kutuplaşma yaşanıyordu ! Öyle bir sert kamplaşma vardı ki, her iki tarafın vatansever-yurtsever gençleri bazen aynı silah ile birbirini vurabiliyordu bilemeden...
Halk ise korku ve tedirginlik içinde günlük yaşamını idame ettirme savaşı veriyordu. Gençler birbirini boğazlamak isterken, büyük çoğunluk geçim için savaşıyor, politikacılar da sürekli seçim diyordu iktidara gelmek için... Provokatörler de, suikast ve de öğrenci çatışmalarını örgütlemek ile meşguldü! Peki ya hükümet/hükümetler ne yapıyordu? İthaldeki zorluklar, parasal anlamdaki sıkıntılar nedeniyle doğal olarak çaresiz kalıyordu. Halk ise, en hayati ürünleri bile alabilmek için kuyruklarda ömrünü tüketiyordu. Akaryakıt için de aynı güçlükler fazlasıyla sürüyordu. Bu da üretimi iyice daraltıyordu. Doğal olarak, bulunamayan malın değeri de yükseliyor ve enflasyon canavarlaşıyordu. Sabit kur sistemi olduğu için de çözüm devalüasyona kalıyordu! Yıl 1979…Terör zirve yapmış, mal darlığı doruğa ulaşmıştı. Ömürleri, artık aylar ile ölçülen koalisyon hükümetlerinin biri gidip diğeri geliyordu. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin Başbakanı Süleyman Demirel, 1979 yılında Başbakanlık müsteşarlığında göreve getirdiği Turgut Özal'a yeni bir ekonomik istikrar programı hazırlama görevi veriyor ve bu program kısa sürede hazırlanarak 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklanıyordu.
Kamuoyunda “24 Ocak Kararları” diye bilenen bu değişimin nedenleri ve getirdiği hükümler çok dikkat çekiciydi.
Bu kararın gerekçeleri de şöyle belirtiliyordu.
24 Ocak kararlarının nedenler ve hedefleri
Ekonomik olarak yaşanan istikrarsızlığı gidermek amacıyla, üretimin azalması ve karaborsacılığın oluşması gibi nedenlerin ortadan kaldırılması için “kamu harcamalarının sınırlandırılması, ücretlerin düşürülmesi, serbest döviz kuru gibi ekonomik önlemler alınması kararlaştırılmıştır.”Yıl 2024, yani aşağı yukarı 23 yıl sonra aynı gerekçeler ve uygulamalar ile ortaya çıkan sonuca göre, alınması gereken önlemler ne kadar da benzer değil mi ? Araya bu cümleyi sıkıştıramadan geçemedim. Şimdi bu tarihi kararların açıklandığı şekilde içeriğine dönelim.
24 Ocak kararları
24 Ocak kararları ile 1980 öncesi dönemde uygulanan ithal ikameci büyüme stratejisi terk edilerek, dışa açık büyüme stratejisi uygulamaya konulmuş ve büyüme stratejisi, temel olarak, verimlilikte artış sağlamayı ve iktisadın rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede, piyasa ekonomisinin kurumsallaşması yönünde adımlar atılmıştır. Yapılan değişimler de şöyledir:
“Yüzde 32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş, Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, KİT’lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünü destekleme alımları sınırlandırılmış,
gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış,
dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kâr transferlerine kolaylık sağlanmış,Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiş,İthalat kademeli olarak liberalize edilmiş, ihracat; vergi iadesi düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan biçimi ile teşvik edilmiştir.”
Günümüzün koşulları ile ne kadar da benzeşiyor. İmalat sektörüne yapılan destekler açıkça belirtilirken, halka sağlanacak kolaylıklar o dönemde de belli değildi. Bu uygulamalar günümüzde aynı sertlikte devrede değil mi ? Buna karşın olumlu bir sonuç alınabiliyor mu ? O zaman da sonuç alınamadı ki,
12 Eylül 1980 gününü hepimiz yaşayıp, günümüzü görmüştük !
Bir de, bu çok sert değişim için alınan kararlar ile darbenin ilişkilendirilmesi meselesi vardı. Bu konu halâ aydınlatılamadı ve karanlıkta kaldı.
24 Ocak kararları ile 12 Eylül Darbesi arasındaki neden-sonuç ilişkisi üzerine çok sayıda yorum yapılmıştı bir süre sonra… 12 Eylül darbesinin 24 Ocak kararlarını rahat uygulatmak için yapıldığını öne süren çok sayıda yorumcu olduğu gibi, olağan koşullarda uygulanması mümkün olmayacak kadar sert olan ekonomik tedbirleri uygulamaya koyabilmenin ancak askerî darbe koşullarında mümkün olabileceği var sayımı ile darbenin gerçekleştirildiğini öne sürenler de çıkmıştı o dönemden hemen sonra… Hatta Kenan Evren’in bir açıklamasında, 12 Eylül Darbesinin 24 Ocak kararlarını uygulamak için değil, anarşiyi bitirmek için yapıldığını, ancak askerî yönetimin de kararları uygulamayı mümkün kıldığını da belirtmişti diye haberler yayınlandı. Ama bizim konumuz, günümüz koşulları ile o dönemin ekonomik alandaki benzerlikleri ve de toplum olarak çektiğimiz sıkıntılar… Daha da önemlisi, bu durumdan çıkabilmenin yolunu, demokratik biçimde bulabilmek. Özellikle yoksulluğun en fazla hissedilen büyük halk kesiminin bu durumu olağan değil, olağanüstü olduğuna ikna etmek.
24 Ocak günlerinin bir de unutulmazları var. Birbirinden farklı iki adam ve benzerlikleri, yaptıkları işler ile halkı aydınlatma çabaları… Bir de ortak yönleri var. O da, gazeteci-yazar Uğur Mumcu ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan’ın suikast sonucu öldürülmelerinin farklı yıllara ama aynı güne, yani 24 Ocak’a denk gelmesi!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İSMAİL KEMANKAŞ
Yine bir 24 Ocak!
Yeni kuşaklar için bilinmez bir Türkiye dönemi…Önceki gün yine bir 24 Ocak yaşadık. Ama bizler 42 yıl öncesine dönerek anımsamaya çalıştık o gün açıklanan ekonomik kararları… Türkiye için yine bir dönüm noktasının arifesiydi sanki…Yetmişli yılların ikinci yarısında ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar ve onun da beteri ideolojik çatışmaların yaşandığı yıllar…Birbiri ile kıyasıya çarpışan taraflardan biri sağda diğeri solda nitelendiriliyor.İki tarafa da bağlı kalmayan ve de rahatça eğitimini tamamlayan üçüncü grup da bu günün ülke yöneticilerinin kuşağı… Aslında çarpışan her iki grubun mensupları da, ülkesini, halkının geleceğini düşünen, ama konu refah seviyesinin nasıl ve hangi sistem ile yükseleceği , demokratik ortamın yeniden nasıl tesis edileceğine gelince, ideolojiler yakalarını bırakmıyor ve acımasız bir kutuplaşma yaşanıyordu ! Öyle bir sert kamplaşma vardı ki, her iki tarafın vatansever-yurtsever gençleri bazen aynı silah ile birbirini vurabiliyordu bilemeden...
Halk ise korku ve tedirginlik içinde günlük yaşamını idame ettirme savaşı veriyordu. Gençler birbirini boğazlamak isterken, büyük çoğunluk geçim için savaşıyor, politikacılar da sürekli seçim diyordu iktidara gelmek için... Provokatörler de, suikast ve de öğrenci çatışmalarını örgütlemek ile meşguldü! Peki ya hükümet/hükümetler ne yapıyordu? İthaldeki zorluklar, parasal anlamdaki sıkıntılar nedeniyle doğal olarak çaresiz kalıyordu. Halk ise, en hayati ürünleri bile alabilmek için kuyruklarda ömrünü tüketiyordu. Akaryakıt için de aynı güçlükler fazlasıyla sürüyordu. Bu da üretimi iyice daraltıyordu. Doğal olarak, bulunamayan malın değeri de yükseliyor ve enflasyon canavarlaşıyordu. Sabit kur sistemi olduğu için de çözüm devalüasyona kalıyordu! Yıl 1979…Terör zirve yapmış, mal darlığı doruğa ulaşmıştı. Ömürleri, artık aylar ile ölçülen koalisyon hükümetlerinin biri gidip diğeri geliyordu. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin Başbakanı Süleyman Demirel, 1979 yılında Başbakanlık müsteşarlığında göreve getirdiği Turgut Özal'a yeni bir ekonomik istikrar programı hazırlama görevi veriyor ve bu program kısa sürede hazırlanarak 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklanıyordu.
Kamuoyunda “24 Ocak Kararları” diye bilenen bu değişimin nedenleri ve getirdiği hükümler çok dikkat çekiciydi.
Bu kararın gerekçeleri de şöyle belirtiliyordu.
24 Ocak kararlarının nedenler ve hedefleri
Ekonomik olarak yaşanan istikrarsızlığı gidermek amacıyla, üretimin azalması ve karaborsacılığın oluşması gibi nedenlerin ortadan kaldırılması için “kamu harcamalarının sınırlandırılması, ücretlerin düşürülmesi, serbest döviz kuru gibi ekonomik önlemler alınması kararlaştırılmıştır.”Yıl 2024, yani aşağı yukarı 23 yıl sonra aynı gerekçeler ve uygulamalar ile ortaya çıkan sonuca göre, alınması gereken önlemler ne kadar da benzer değil mi ? Araya bu cümleyi sıkıştıramadan geçemedim. Şimdi bu tarihi kararların açıklandığı şekilde içeriğine dönelim.
24 Ocak kararları
24 Ocak kararları ile 1980 öncesi dönemde uygulanan ithal ikameci büyüme stratejisi terk edilerek, dışa açık büyüme stratejisi uygulamaya konulmuş ve büyüme stratejisi, temel olarak, verimlilikte artış sağlamayı ve iktisadın rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede, piyasa ekonomisinin kurumsallaşması yönünde adımlar atılmıştır. Yapılan değişimler de şöyledir:
“Yüzde 32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş, Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, KİT’lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünü destekleme alımları sınırlandırılmış,
gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış,
dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kâr transferlerine kolaylık sağlanmış,Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiş,İthalat kademeli olarak liberalize edilmiş, ihracat; vergi iadesi düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan biçimi ile teşvik edilmiştir.”
Günümüzün koşulları ile ne kadar da benzeşiyor. İmalat sektörüne yapılan destekler açıkça belirtilirken, halka sağlanacak kolaylıklar o dönemde de belli değildi. Bu uygulamalar günümüzde aynı sertlikte devrede değil mi ? Buna karşın olumlu bir sonuç alınabiliyor mu ? O zaman da sonuç alınamadı ki,
12 Eylül 1980 gününü hepimiz yaşayıp, günümüzü görmüştük !
Bir de, bu çok sert değişim için alınan kararlar ile darbenin ilişkilendirilmesi meselesi vardı. Bu konu halâ aydınlatılamadı ve karanlıkta kaldı.
24 Ocak kararları ile 12 Eylül Darbesi arasındaki neden-sonuç ilişkisi üzerine çok sayıda yorum yapılmıştı bir süre sonra… 12 Eylül darbesinin 24 Ocak kararlarını rahat uygulatmak için yapıldığını öne süren çok sayıda yorumcu olduğu gibi, olağan koşullarda uygulanması mümkün olmayacak kadar sert olan ekonomik tedbirleri uygulamaya koyabilmenin ancak askerî darbe koşullarında mümkün olabileceği var sayımı ile darbenin gerçekleştirildiğini öne sürenler de çıkmıştı o dönemden hemen sonra… Hatta Kenan Evren’in bir açıklamasında, 12 Eylül Darbesinin 24 Ocak kararlarını uygulamak için değil, anarşiyi bitirmek için yapıldığını, ancak askerî yönetimin de kararları uygulamayı mümkün kıldığını da belirtmişti diye haberler yayınlandı. Ama bizim konumuz, günümüz koşulları ile o dönemin ekonomik alandaki benzerlikleri ve de toplum olarak çektiğimiz sıkıntılar… Daha da önemlisi, bu durumdan çıkabilmenin yolunu, demokratik biçimde bulabilmek. Özellikle yoksulluğun en fazla hissedilen büyük halk kesiminin bu durumu olağan değil, olağanüstü olduğuna ikna etmek.
24 Ocak günlerinin bir de unutulmazları var. Birbirinden farklı iki adam ve benzerlikleri, yaptıkları işler ile halkı aydınlatma çabaları… Bir de ortak yönleri var. O da, gazeteci-yazar Uğur Mumcu ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan’ın suikast sonucu öldürülmelerinin farklı yıllara ama aynı güne, yani 24 Ocak’a denk gelmesi!