Hava Durumu

BALKAN SAVAŞI LÜLEBURGAZ MUHAREBESİ

Yazının Giriş Tarihi: 20.02.2022 11:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.02.2022 11:21

Geçen hafta yazdığım yazıda Balkan Savaşlarının başlangıcını ve Kırkkilise Muharebesi'ni anlatmıştım. Balkan Savaşlarının cephelerini anlatmaya devam ediyorum.  Bulgar ordusu Kırkkilise Muharebesi'nde çok kolay bir zafer kazanmış İstanbul'a doğru ilerlemeye başlamıştı. Bozulmuş dağılmış halde kaçan Osmanlı ordusu tekrar toparlanmaya çalışıyordu. Bulgar Ordusu, Kırkkilise zaferinden sonra 3 günlük mola verdi. Oysa saldırıya devam etselerdi topyekûn bir zafer elde edebilirlerdi. Bu 3 günlük ara Osmanlı ordusuna toparlanmak için fırsat vermişti.

Baştan beri savunmada kalınması için çaba sarf eden Doğu Ordusu Komutanı Abdullah Paşa ordunun Ergene Nehri hattına çekilmesi gerektiğini, buranın savunma için elverişli olduğunu belirtiyordu, ancak Erkan-ı Harp ordunun Lüleburgaz-Pınarhisar hattına yerleşmesini uygun buldu. 26 Ekim 1912'de savaşa devam edilip edilmeyeceğini görüşmek için İstanbul'da Meşveret Meclisi toplandı. Meclise savaşın gidişatı hakkında bilgi veren Salih Paşa’nın sözleri ordunun durumunu açık bir biçimde tarif ediyordu: "Şu asker elbisesini giymeye utanıyorum".Meşveret Meclisi daha iyi bir anlaşma imkanı yaratabilmek için savaşa devam kararı aldı. Osmanlı ordusu, Ergene Nehri'nin kuzeydoğusunda, Lüleburgaz-Pınarhisar hattı boyunca uzun siperlerden oluşan bir mevzi oluşturdu.

Lüleburgaz-Pınarhisar hattında Abdullah Paşa ve Hamdi Paşa komutasında mevzilenen Osmanlı ordusunun mevcudu gelen takviyelerle birlikte 130.000 kişiye ulaşmıştı. Bu sayı Bulgarlardan 20.000 kişi fazlaydı.29 Ekim 1912 günü Bulgar ordusu Lüleburgaz - Pınarhisar arasındaki tüm cephe hattı boyunca hücuma geçti. Muharebe soğuk ve yağmurlu havaya rağmen 4 gün aralıksız devam etti. Osmanlı ordusu Kırkkilise'ye göre çok daha iyi savaştı hatta birçok kez Bulgar hücumlarını geri püskürttü.4 gün boyunca tüm yoğunluğuyla devam eden muharebe Osmanlı ikmal sistemini işlemez hale getirdi. Top mermileri tükendi, böylece Osmanlı topları teker teker sustu. Osmanlı topçusunun atış yoğunluğu düşünce Bulgar ordusunun hücumları daha etkili olmaya başladı. Sadece top mermisi değil yiyecek sıkıntısı da baş göstermişti. Asker aç karnına savaşıyordu, koskoca imparatorluk başkentinin dibinde bulunan cepheye ikmal yapamıyordu.

Muharebe devam ederken Osmanlı ordusunda muhabere ve emir-komuta mekanizması da çöktü. Abdullah Paşa ne Başkomutanlık Vekâleti'nden ne de cephelerden haber alabiliyordu. Çoğu zaman atına atlayıp keşfe çıkmak zorunda kalıyor ancak yine de doğru düzgün bilgi edinemiyordu.Kötü hava, cephane ve erzak eksikliği, iletişimsizlik, emir-komuta zincirinin çökmesi nihayetinde askerin moralini de çökertti ve 2 Kasım günü henüz bir yenilgi olmamasına rağmen Osmanlı ordusu geri çekilmeye başladı. İlk geri çekilen Uşak Redif Tümeni oldu.Muharebe boyunca genel olarak güneyde (Lüleburgaz) Bulgarlar, kuzeyde (Pınarhisar) Türkler taarruz halindeydi. Osmanlı ordusunda çözülme başladığı sırada Lüleburgaz düşmüştü ama Pınarhisar tarafında Mahmut Muhtar Paşa'nın kolordusu Bulgarları önüne katıp sürmeye başladı. Buna rağmen; cephelerden sağlıklı haber alamayan Abdullah Paşa topyekun geri çekilme emri verdi. Kuzeydeki Türk ilerlemesi durunca Bulgarlar taarruzu şiddetlendirdiler. Şayet güney mevzileri birkaç saat daha dayanabilseydi savaşın sonucu farklı çok farklı olurdu. Osmanlı topçusunun geri çekilen birlikleri Bulgar sanarak bombalaması paniği daha da büyüttü. Panik havası kısa sürede tüm orduya yayıldı. Hattın her yerinde askerler topları geride bırakarak kaçmaya başladı. Kırkkilise muharebesinde yaşananlar tekrar ediyordu.Yemek, su ve barınak olmaksızın yorgun ve üşümüş bir halde düzensizce geri çekilen Osmanlı askerleri kolera ve dizanteriye yakalandı. Salgın hastalıklar Osmanlı ordusuna 40.000 zayiat daha verdirdi. Bulgar ordusunun hastalık sebebiyle zayiatı ise 15.000 civarındaydı.

Abdullah Paşa yenilginin sorumlusu olarak Başkumandan Vekili Nazım Paşa'yı suçluyordu.Nazım Paşa ise cevabında; iaşe ve lojistik hizmetlerinin kendisinin değil Menzil Genel Müfettişliği'nin işi olduğunu, verilen emirlerin aynen yerine getirilmesini ve devam edecek olan taarruza katılarak mutlaka başarılı olunmasını emrediyordu.Neticede Osmanlı bir hafta içerisinde ikinci büyük yenilgisini almıştı. Bu yenilgi Kırkkilise'deki yenilgiden daha da ağırdı. Üstelik İstanbul önündeki son cephe de çökmüş, Bulgar ordusuna İstanbul yolu açılmıştı. 3 Kasım’da Çorlu, 6 Kasım’da da Tekirdağ Bulgarların eline geçti. Savaş başlayalı 1 hafta olmasına rağmen perişan halde dönen askerleri ve göçmenleri gören İstanbul halkı tehlikenin farkına vardı. "Bulgarlar İstanbul'a giriyormuş, her şey bitmiş" gibi dedikodular abartılı bir şekilde ağızdan ağza dolaşarak şehirdeki panik havasını arttırdı.Oysa Bulgar ordusu yorgunluk ve salgın hastalık sebebiyle istirahata muhtaçtı, Osmanlı ordusunu takip edemedi. Tam 5 gün boyunca dinlendiler. Bu sayede Osmanlı ordusu tekrar kaçmayı başardı ve Çatalca önlerinde İstanbul için yapılacak olan son savaşa hazırlanmaya başladı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.