- Elifff haydi eve!
- Ya anne biraz daha...
- Valla ben bilmem baban çağırıyor yemek yiyeceğiz...
Hakikaten ne kadar da korkar çekinir saygı duyardık babamıza.
Baba bir şey söyledi mi akan sular dururdu.
Baba "Hayır" dedi mi o "hayır" olurdu. 
Eskiler ne kadarda güzelmiş...
Şimdilerde yitirdiğimiz tüm insanlığı eski günleri anarak buluyor ve yad ediyoruz.
xxx
Annem sabahları erken kalkardı hemen çay suyunu koyar, biberleri tavaya atardı.
O biber kızartması kokusu hala burnumda.
Çayın ve biber kızartmasının kokusunu alan gelirdi eve.
Annem çok sevilirdi mahallede, adeta mahallenin "Güzin ablası" gibiydi.
Her gelen derdini anlatır giderdi. Bir gelişme olduğunda da hemen gelir haber  verirlerdi.
Eve kim gelirse gelsin arkada Kral TV açık olurdu.
Biz çocukluktan arabeskçiyiz...
xxx
Öğle vaktinde pişirilen koca bir tencere sarımsaklı makarna... Yanına bir de karpuz!
Of diyorum... İnanın hiç doymadığımız kadar doyardık o sofrada.
Kapımızın önünde mavi bir tulumba vardı. O tulumbanın altında neredeyse herkesin halıları yıkanırdı.
Mahallenin çocukları bizler olarak elimizdeki tasoları bırakıp sırayla kovaları leğenleri suyla doldururduk tulumbadan.
Hey gidi günler!
Bir yerde okumuştum;
"Eskiden komşuluk diye bir kavram vardı. Şimdi nereye taşındı haberi olan var mı?"
xxx
Evvelsi gün o zamanlarda yazdığım günlüklerimi buldum.
Nasıl duygulandığımı anlatamam.
Öyle bir özlem ki...
Eskiden de biraz tombul ve hırçın bir kız çocuğuydum.
Çoğu arkadaşım "Elif sen önden git, sana avans. Nasılsa ilk sen yakalanıyorsun..."
 diyerek benimle alay ederlerdi.
Bende hırs yaptım ve zayıfladım... Dermişim şaka tabi.
Bir gün bana yine avans verdiler bende nasıl ağrıma gittiyse bu sefer ilk ben yakalanmayacağım diyerek evimizin bahçesine saklandım.
Yaklaşık 45 dakika boyunca beni aradılar.
Fenaydım! Sinirli zamanlarımda bana "şişko" diyenleri hırpalıyordum.
xxx
Çılgınlar gibi "Türkiye" maçları izlenirdi bizim sokakta.
Sokağın birde uzun boylu "Yaşar abisi" vardı. Evleri birinci katta olduğu için onların demir parmaklıklarından ip gerer karşı evin demir parmaklıklarına bağlar voleybol maçı oynardık.
"Çocuklar haydi bakalım herkes evine artık!" diye kızardı bize.
- Bak keserim ipinizi! derdi.
Bir o kadarda  sevilirdi Yaşar ağabey. Eşi Selime abla da iyi insan. Sokağın tüm çocuklarına nerede olursa olsun sahip çıkarlardı.
Ah be Yaşar ağabeyim... Keşke şimdi o günlere dönsek sabahlara kadar oyun oynayabilsek.
xxx
Çocukluğunuzu özlediniz mi bilmiyorum ama ben çok özledim.
Ne güzeldi her şey eskiden .
Adeta bir insanoğlunu uğurlar gibi uğurladık o güzelim yılları.
Neyi özlediğimi sorarsanız sadece o günlerdeki saflığı, temizliği özledim inanın.
Birisi evin üstünde mangal yaktı mı çoğu komşusuna tabak tabak taşır ikram ederdi.
Şimdi akrabalar birbirlerinin selamını almıyor.
Yan yana evler komşuluğun ne olduğundan bir haber. 
Adeta her tarafı "bencillik" sarmış durumda.

Her yere diktiler koca koca apartmanları yeni nesil mahalle kavramını unuttu.
Kendinizden küçük birisine çocukluktaki o pembe günleri anlatınca nasıl hayretle dinliyor.
İnsanlığın şuan kötü bir konumda olduğunu düşünüyorum ne yazık ki.
Bu gerçeği hatırladıkça da eski günlere özlemim kat ve kat artıyor.
Nasılsa geri gelmeyecek o günler, en azından anmak ve hatırlamak lazım.
Ah benim güzel çocukluğum...