Günler önce iktidarın muhalefete karşı giriştiği “mutlak dizayna” karşı bir “mutlak birlik” olması gerektiğini dile getirmiştim. Beklentim ana muhalefet partisinin gerçekleştirilen bu organize işlere karşı farklı bir duruş göstermesi ve aynı düşünceye sahip siyasi partilerle birlikte “Milli Birlik” mitingleri düzenlemesiydi.
Tam da bu konuyla alakalı olmasa da Bebek Katiline özgürlük mitingi düzenleme girişimlerine karşı bir tepki olarak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Türk milletinin birliğine inanan görüşü ne olursa olsun, milli birlik hassasiyeti gösteren her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını ellerinde Türk bayraklarıyla 27 Haziran’da “Bayrak Açıyorum” mitingine çağırdı. Bu çağrı zamanlaması açısından önem arz eden bir döneme denk geldi.
Gerçekten bugün toplumun vicdanında derin izler bırakan, her birimizin hayatına doğrudan dokunan meseleleri örtbas etmek yerine, onların üzerine cesaretle gitme günüdür. Hukukun üstünlüğünden ekonomik adalete kadar sarsılan sütunları yeniden inşa etmek, bu topraklara her bir Türk vatandaşının borcudur. Bizler, haksızlığa karşı sessiz kalmayı reddedenlerin sesi olmak zorundayız.
Ülkemizde öncelikle mücadele hukuksuzluk ve adaletsizlik ile olmalıdır. Adalet, bir devletin ve toplumun nefes borusudur. Mahkeme salonlarından sokaklara kadar her bireyin kanun önünde eşit ve güvende hissetmediği bir düzendeyken, huzurdan bahsedilemez.
İkinci sırada derin yaramız ise yoksulluk ve yoksunluktur. Mutlu bir azınlık lüks ve israf içinde hüküm sürerken, diğer tarafta temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorlanan, hak ettiği refah payını alamayan, tam anlamıyla açlıkla imtihan edilen çoğunluk yer alıyor. Yoksullukla mücadele ülkemizde insan onurunu koruma meselesidir. Maddi yoksulluğun yanında, eğitime, kültüre ve fırsat eşitliğine ulaşamamaktan doğan o derin yoksunluk duygusu da toplumun geleceğini kemirmektedir.
Tüm bu sorunlar yetmezmiş gibi bizi biz yapan bağları zayıflatmaya çalışan, ortak değerlerimize ve köklerimize yabancılaşan milliyetsiz yaklaşımlarda gittikçe canımızı sıkmaya devam etmekte, Ülkemizi ayakta tutacak olan, geçmişine olan saygısı ve ortak bir gelecek ülküsüdür. Maalesef milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak köksüzleşen zihniyetler, halkımızı bir arada tutan harcı da eritmektedir. Bugün “Bebek Katiline” özgürlük istemek milyonlarca insanımızın canını yakmaktadır.
Hukukun çiğnenmesine, adaletin gecikmesine, yoksulluğun kader gibi sunulmasına ve mili değerlerimizin yozlaştırılmasına karşı fikri bir bayrak açanların yanında durmak gerekir. Bu açılan bayrak, yıkıcı bir öfkenin değil; yapıcı, adil, birleştirici ve hukukun sınırları içinde kalan güçlü bir iradenin sembolüdür. Yarınları daha aydınlık, daha adil ve daha müreffeh kılmak için bu haklı sesin gür çıkması şarttır.
Bugün, dayatılan kalıplara, toplumu ayrıştıran politikalara ve tek tipleştirme çabalarına karşı net bir duruş sergileme günüdür. Ülkenin kaderini ve toplumsal yapısını kendi çıkarlarına göre şekillendirmek isteyen "mutlak dizayn" arayışlarına karşı verilecek en güçlü cevap, "mutlak birlik" iradesidir.
Bu sebeplerle açılan bu bayrağın, ayrışmaya karşı birleşmeyi, dayatmalara karşı ortak aklı ve haksızlıklara karşı sarsılmaz bir iradeyi göstereceğine inanıyorum. Ayrıca demokrasinin, barışçıl ve hukuki yolların gücüyle, bu birliği büyütmenin de her vatanseverin asli görevi olduğu kanaatini taşıyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET TEMİRTAŞ
Adaletsizliğe Hukuksuzluğa “Bayrak Açıyorum”
Günler önce iktidarın muhalefete karşı giriştiği “mutlak dizayna” karşı bir “mutlak birlik” olması gerektiğini dile getirmiştim. Beklentim ana muhalefet partisinin gerçekleştirilen bu organize işlere karşı farklı bir duruş göstermesi ve aynı düşünceye sahip siyasi partilerle birlikte “Milli Birlik” mitingleri düzenlemesiydi.
Tam da bu konuyla alakalı olmasa da Bebek Katiline özgürlük mitingi düzenleme girişimlerine karşı bir tepki olarak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Türk milletinin birliğine inanan görüşü ne olursa olsun, milli birlik hassasiyeti gösteren her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını ellerinde Türk bayraklarıyla 27 Haziran’da “Bayrak Açıyorum” mitingine çağırdı. Bu çağrı zamanlaması açısından önem arz eden bir döneme denk geldi.
Gerçekten bugün toplumun vicdanında derin izler bırakan, her birimizin hayatına doğrudan dokunan meseleleri örtbas etmek yerine, onların üzerine cesaretle gitme günüdür. Hukukun üstünlüğünden ekonomik adalete kadar sarsılan sütunları yeniden inşa etmek, bu topraklara her bir Türk vatandaşının borcudur. Bizler, haksızlığa karşı sessiz kalmayı reddedenlerin sesi olmak zorundayız.
Ülkemizde öncelikle mücadele hukuksuzluk ve adaletsizlik ile olmalıdır. Adalet, bir devletin ve toplumun nefes borusudur. Mahkeme salonlarından sokaklara kadar her bireyin kanun önünde eşit ve güvende hissetmediği bir düzendeyken, huzurdan bahsedilemez.
İkinci sırada derin yaramız ise yoksulluk ve yoksunluktur. Mutlu bir azınlık lüks ve israf içinde hüküm sürerken, diğer tarafta temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorlanan, hak ettiği refah payını alamayan, tam anlamıyla açlıkla imtihan edilen çoğunluk yer alıyor. Yoksullukla mücadele ülkemizde insan onurunu koruma meselesidir. Maddi yoksulluğun yanında, eğitime, kültüre ve fırsat eşitliğine ulaşamamaktan doğan o derin yoksunluk duygusu da toplumun geleceğini kemirmektedir.
Tüm bu sorunlar yetmezmiş gibi bizi biz yapan bağları zayıflatmaya çalışan, ortak değerlerimize ve köklerimize yabancılaşan milliyetsiz yaklaşımlarda gittikçe canımızı sıkmaya devam etmekte, Ülkemizi ayakta tutacak olan, geçmişine olan saygısı ve ortak bir gelecek ülküsüdür. Maalesef milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak köksüzleşen zihniyetler, halkımızı bir arada tutan harcı da eritmektedir. Bugün “Bebek Katiline” özgürlük istemek milyonlarca insanımızın canını yakmaktadır.
Hukukun çiğnenmesine, adaletin gecikmesine, yoksulluğun kader gibi sunulmasına ve mili değerlerimizin yozlaştırılmasına karşı fikri bir bayrak açanların yanında durmak gerekir. Bu açılan bayrak, yıkıcı bir öfkenin değil; yapıcı, adil, birleştirici ve hukukun sınırları içinde kalan güçlü bir iradenin sembolüdür. Yarınları daha aydınlık, daha adil ve daha müreffeh kılmak için bu haklı sesin gür çıkması şarttır.
Bugün, dayatılan kalıplara, toplumu ayrıştıran politikalara ve tek tipleştirme çabalarına karşı net bir duruş sergileme günüdür. Ülkenin kaderini ve toplumsal yapısını kendi çıkarlarına göre şekillendirmek isteyen "mutlak dizayn" arayışlarına karşı verilecek en güçlü cevap, "mutlak birlik" iradesidir.
Bu sebeplerle açılan bu bayrağın, ayrışmaya karşı birleşmeyi, dayatmalara karşı ortak aklı ve haksızlıklara karşı sarsılmaz bir iradeyi göstereceğine inanıyorum. Ayrıca demokrasinin, barışçıl ve hukuki yolların gücüyle, bu birliği büyütmenin de her vatanseverin asli görevi olduğu kanaatini taşıyorum.