Bu ülkede alternatif olmak serbesttir. Ama yanlış yerde denerseniz, bedeli vardır.
Örneğin alternatif tıp? Buyurun. Hacamat mı, akupunktur mu istersiniz, sülüğe emdirirsiniz, arıya mı sokturursunuz. Mesir macunu mu alırsınız, basur kremi mi? Aktarlar dolu, ekranlar dolu, sosyal medya dolu. Herkes bir şey önerir, kimse fazla rahatsız olmaz. Çünkü mesele sistem değil, sizin şahsi tercihinizdir. Yanılırsanız, en fazla kendinize yanılırsınız.
Ama siyasette öylemi? Alternatif fikir üretir ya da siyasette alternatif olmak isterseniz işte orada bir anda ciddiyet başlar. Şakası yoktur. Çünkü mesele artık sizin olmaktan çıkmış, düzenin meselesi olmaya başlamıştır.
Türkiye’de siyaset uzun zamandır ilginç bir denge üzerinde yürüyor. Bir tahterevalli siyaset anlayışı güdülüyor. İktidar ve ana muhalefet diğer partileri yok görüyor. Kendilerine yakın medyada seslerinin çıkmasına müsaade etmiyor, yandaş anket firmalarında sonuçlar buna göre dizayn ediliyor. Herkes değişimden söz ediyor ama değişime kendilerinin bu bakış açısından başlamaları gerektiğinin farkında değiller. Ya da farkındalar da alışılmış ezberin bozulmasından ve de konforlarının elden gitmesinden korkuyorlar.
Bakın son yıllara… Söylemler değişiyor, yüzler değişiyor, ittifaklar kuruluyor, dağılıyor. Dün birbirine sövenler aynı masaya kuruluyor, dün kol kola gezenler bugün düşman kesiliyor. Öyle ki kriz anlarında verilen tepkiler neredeyse refleks gibi aynı. Sanki seçenekler arasında değil, seçeneklerin sınırları arasında dolaştırılıyoruz.
Alternatif varmış gibi yapılıyor ama aslında alternatifin çerçevesi çoktan çizilmiş. O çerçevenin dışına çıkan ya “gerçekçi değil” ilan ediliyor ya da sessizce görünmez hale geliyor. Çünkü siyaset, alternatif fikirlere açık olduğunu iddia eden ama alternatif sonuçlardan ödü kopan bir alandır. Herkes değişim ister, ama kimse değişikliğin faturasını ödemek istemez. Bu yüzden ortaya çıkan şey değişim değil, makyajdır
İroni şu: Toplum alternatif arıyor, ama muhalefet alternatifmiş gibi davranıyor. Biri gerçek bir çıkış yolu istiyor, diğeri kontrollü bir yön değişikliği sunuyor. Direksiyon kırılıyor ama araç aynı yolda kalıyor. Türkiye’de iktidar alternatifi üretmeyi ve bundan daha çok alternatifi yönetmeyi öğrendi. Ne kadar farklı olunabileceği, ne kadar ileri gidilebileceği adeta bir gizli mutabakatla belirledi.
O yüzden ülkemizde alternatif tıp konuşulur, tartışılır, hatta bazen alay konusu olur ama varlığını sürdürür. Ama Alternatif siyaset ise hor görülür, törpülenir, yumuşatılır ve tanınmayacak hale getirilir. Güçlü alternatifler siyasi partilerde, iktidar eliyle bölünerek küçültülür güçsüz bırakılmaya çalışılır.
Asıl mesele şu: Türk insanı alternatif istemiyor değil. Aksine, her zamankinden daha fazla istiyor. Ama karşılarına çıkan seçeneklerin, güçlü alternatiflerin parçalanmış varyasyonu olmasından şikâyetçi. Son yıllarda ortaya çıkan yeni siyasi partiler, aynı yemeğin farklı tabakta sunulmuş hali gibi değil mi?
Toplum artık bölünme değil birleşme istiyor. Varyasyon değil gerçek alternatif istiyor. yüreği yetenler, hırslarından vaz geçenler, koltuklarından bir çırpıda kalkabilecek olanlar buyurun siyasi arena sizin…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET TEMİRTAŞ
Alternatif Tıp ON, Alternatif Siyaset OFF
Bu ülkede alternatif olmak serbesttir. Ama yanlış yerde denerseniz, bedeli vardır.
Örneğin alternatif tıp? Buyurun. Hacamat mı, akupunktur mu istersiniz, sülüğe emdirirsiniz, arıya mı sokturursunuz. Mesir macunu mu alırsınız, basur kremi mi? Aktarlar dolu, ekranlar dolu, sosyal medya dolu. Herkes bir şey önerir, kimse fazla rahatsız olmaz. Çünkü mesele sistem değil, sizin şahsi tercihinizdir. Yanılırsanız, en fazla kendinize yanılırsınız.
Ama siyasette öylemi? Alternatif fikir üretir ya da siyasette alternatif olmak isterseniz işte orada bir anda ciddiyet başlar. Şakası yoktur. Çünkü mesele artık sizin olmaktan çıkmış, düzenin meselesi olmaya başlamıştır.
Türkiye’de siyaset uzun zamandır ilginç bir denge üzerinde yürüyor. Bir tahterevalli siyaset anlayışı güdülüyor. İktidar ve ana muhalefet diğer partileri yok görüyor. Kendilerine yakın medyada seslerinin çıkmasına müsaade etmiyor, yandaş anket firmalarında sonuçlar buna göre dizayn ediliyor. Herkes değişimden söz ediyor ama değişime kendilerinin bu bakış açısından başlamaları gerektiğinin farkında değiller. Ya da farkındalar da alışılmış ezberin bozulmasından ve de konforlarının elden gitmesinden korkuyorlar.
Bakın son yıllara… Söylemler değişiyor, yüzler değişiyor, ittifaklar kuruluyor, dağılıyor. Dün birbirine sövenler aynı masaya kuruluyor, dün kol kola gezenler bugün düşman kesiliyor. Öyle ki kriz anlarında verilen tepkiler neredeyse refleks gibi aynı. Sanki seçenekler arasında değil, seçeneklerin sınırları arasında dolaştırılıyoruz.
Alternatif varmış gibi yapılıyor ama aslında alternatifin çerçevesi çoktan çizilmiş. O çerçevenin dışına çıkan ya “gerçekçi değil” ilan ediliyor ya da sessizce görünmez hale geliyor. Çünkü siyaset, alternatif fikirlere açık olduğunu iddia eden ama alternatif sonuçlardan ödü kopan bir alandır. Herkes değişim ister, ama kimse değişikliğin faturasını ödemek istemez. Bu yüzden ortaya çıkan şey değişim değil, makyajdır
İroni şu: Toplum alternatif arıyor, ama muhalefet alternatifmiş gibi davranıyor. Biri gerçek bir çıkış yolu istiyor, diğeri kontrollü bir yön değişikliği sunuyor. Direksiyon kırılıyor ama araç aynı yolda kalıyor. Türkiye’de iktidar alternatifi üretmeyi ve bundan daha çok alternatifi yönetmeyi öğrendi. Ne kadar farklı olunabileceği, ne kadar ileri gidilebileceği adeta bir gizli mutabakatla belirledi.
O yüzden ülkemizde alternatif tıp konuşulur, tartışılır, hatta bazen alay konusu olur ama varlığını sürdürür. Ama Alternatif siyaset ise hor görülür, törpülenir, yumuşatılır ve tanınmayacak hale getirilir. Güçlü alternatifler siyasi partilerde, iktidar eliyle bölünerek küçültülür güçsüz bırakılmaya çalışılır.
Asıl mesele şu: Türk insanı alternatif istemiyor değil. Aksine, her zamankinden daha fazla istiyor. Ama karşılarına çıkan seçeneklerin, güçlü alternatiflerin parçalanmış varyasyonu olmasından şikâyetçi. Son yıllarda ortaya çıkan yeni siyasi partiler, aynı yemeğin farklı tabakta sunulmuş hali gibi değil mi?
Toplum artık bölünme değil birleşme istiyor. Varyasyon değil gerçek alternatif istiyor. yüreği yetenler, hırslarından vaz geçenler, koltuklarından bir çırpıda kalkabilecek olanlar buyurun siyasi arena sizin…