Hava Durumu

Biz Kimiz? Sen Kimsin?

Yazının Giriş Tarihi: 14.02.2026 18:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 18:51

Kalıplara sokulmuş, sokulmaya çalışılan, ötekileştirilen bir ülkede yaşayan birisi olarak şu soruyu size sorsam, sen kimsin?

Türk, Kürt, Gürcü, Azeri, Muhacir, Arap hatta Farsisin,

İsevi, Musevi, Müslüman, Şafii, Sunni, Alevi, Ateist belki de Deistsin

Fenerli, Cimbomlu, Beşiktaşlı, Trabzonsporlu ya da anadan doğma Bursasporlusun,

Urfalı, Edirneli, Adanalı, Vanlı, Gakkoş, Dadaş, Roman, Şopar belki de Allah’ın kırrosusun,

Kapitalist, Liberalist azıcık ta Sosyalistsin,

Sağcı, Solcu, Dinci, Ülkücü, Muhafazakar, Cumhuriyetçi ya da sonsuza kadar Atatürkçüsün…

Peki, aslında sen kimsin ve neden bu kadar çok etikete sahipsin?

İnsan beyni karmaşıklığı sevmez; sınıflandırmayı sever. Sayılan bu kimliklerin çoğu seni bir gruba ait hissettirerek hayatta kalma içgüdünü besler. Günümüzde ülkemizin insanı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok sıfatla kuşatılmış durumda. Doğduğumuz coğrafya, damarlarımızdaki kan, tuttuğumuz takım, savunduğumuz ideoloji ve inandığımız değerler; her biri üzerimize yapıştırılan birer etiket gibi ruhumuzu daraltıyor. Bir yanımız Dadaş vakarıyla dururken, diğer yanımız Muhacir hüznüyle bakıyor; bir gün solcu bir öfkeyle adaleti ararken, ertesi gün muhafazakar bir sükunetle geleneğe sarılıyoruz.

Peki, bu kadar çok parçaya bölünmüşken, "asıl biz" kimiz ve Neden Bu Kadar Bölündük?

Çünkü birileri bizim bir olmamızı istemiyor. Çünkü ne kadar çok bölerseler o kadar kolay yöneteceklerini biliyorlar. Etrafınıza bir bakın, her an bir tepki vermeye, taraf tutmaya, yanlışları görmelerine rağmen bir mikrofona konuşur gibi, inanmak zorunda hissettiği ideolojiyi savunmaya, haykırmaya zorlanan insanları görürsünüz. Bu da toplumu birlik olmaktan çıkarıp, küçük parçalardan oluşan bir "tepki makinesine" dönüştürüyor.

Hayatımızda o kadar çok "sıfat" biriktirdik ki, özneyi kaybettik. Oysa üzerimize yapıştırılan bütün o etiketler birer değişken, "insan olmak" ise denklemin asıl sabiti idi. Eğer üzerimizden tüm bu siyasi görüşleri, etnik kökenleri ve takım renklerini çekip çıkarırsak; geriye saf bir potansiyelin kaldığını fark ederiz.

Tüm ideolojik kavgaların, etnik tanımların ve sportif rekabetlerin ötesinde, tek bir gerçeklik sonsuza dek kalır: İnsan olmak. Hiçbir siyasi görüş bizi bir hastalık ve de ölüm karşısındaki acziyetimizden kurtarmaz. Hiçbir etnik köken, hiç bir dini görüş bir annenin evladına duyduğu şefkatin rengini değiştirmez.

Bölünmüşlükten kurtulmanın yolu, bu kimlikleri reddetmek değil, onların sadece birer "kıyafet" olduğunu fark etmektir. Bizler, "sıfır noktamızı" unuttuk. Dünyaya geldiğimiz o ilk nefeste üzerimizde ne bir bayrak, ne bir slogan, ne de bir forma vardı. Sadece birer "candık, çıplaktık ve saftık”. Bizler merak eden, acıkan, sevgi bekleyen, anlam arayan ve bu toprakların binlerce yıllık birikimini ruhunda taşıyan "insanlar" olduğumuzu unuttuk. Ve birilerinin tiyatro çubuğundaki kukla olmaktan kurtulup, bunları hatırlama zamanımız geldi.

Daha temiz, daha ahlaklı, daha insancıl ve farklılıklarımızla birlikte yaşayacağımız günlerin gelmesi umuduyla…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.