Hava Durumu

Katile Saray, Emekliye "Nanay"

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2026 16:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.05.2026 16:40

İlk bakışta sadece kafiyeli bir sitem gibi görünen bu sekiz harflik özet, aslında modern zamanların sınıfsal uçurumunu ve kamu vicdanındaki o derin çatlağı açık bir yara gibi önümüze seriyor.

Bir yanda merkezi yönetim bütçesinin şatafatlı kalemleri, devasa temsil giderleri ve lüks araç konvoylarıyla örülü bir "itibar" savunması, diğer yanda ise market rafındaki etiketi her gördüğünde omuzları biraz daha çöken, ömrünü bu ülkenin çarkları dönsün diye harcamış bir emekli kitlesi.

Haberleri takip ediyorsunuzdur. “İsraf haramdır” diye hutbe veren diyanet kendi tesisleri dururken lüks otellerde hac eğitimi verip on milyon lira harcıyor, diğer bir bakanlık spa’lı otellerde 30 milyonluk toplantı yapıyor. Devlet başkanımızın bayram ziyaretinde sadece korumalarına beş günde 13 milyon, toplamda 30 milyonluk harcama yapılıyor. Dünyayı iki kere turlamış bir diğer bakan üçüncü turuna hazırlanıyor. İmralı da bebek katiline saray inşa ediliyor. Diğer tarafta ise yıllarca çalışıp, huzurlu bir yaşlılık hayali kuran emekliler 20.000 lirayla yaşamaya mahkûm ediliyor. Kısacası “İtibarın Bedeli, Emeklinin Kederi”ne dönüşmüş durumunda.

Şu soruyu sorsak Devlet, kimin evidir? Eğer bir devlet, kendi emeklisini "açlık sınırı" denilen o karanlık dehlize mahkûm ederken, diğer yanda israfın en somut hallerini "devletin itibarı" olarak pazarlıyorsa, orada bir bilimsel olarak açıklanamayacak acı bir tablo yaşanıyor demektir. Bu, sadece bir hesap hatası değil, aynı zamanda bir öncelik, bir tercih meselesidir. Bizim gördüğümüz, fakirlikten dem vurarak iktidara gelenler, zenginleştikçe fakiri unutmuş görünüyorlar.

Başlıkta "Katile saray" ifademdeki o sert ironi, aslında adaletin dağılımındaki dengesizliğe vurmak istediğim bir neşterdir. Suçun ve suçlunun lüks, devletin israf içinde, mağdurun ve dürüst vatandaşın ise sefalet içinde yaşıyor olması, ülkemizin temeli olan adalet duygusunu kemirmiştir. Artık yoksul vatandaşlarımızın, özellikle açlığa mahkûm edilmiş emeklilerimizin umudu tükenmiştir.

Yıllarca prim ödeyen, vergisini veren, çocuklarını bu vatana hizmet etsin diye büyüten bir emeklinin, aldığı maaşla, kuşa dönmüş bayram ikramiyesiyle evine bir kilo et almaktan aciz durumuna düşmesi, bir ekonomik krizden ziyade bir ahlak krizidir. Artık emeklilerimiz, eti sadece kasap vitrininde gören, peynirin kutusunu korkudan açamayan, ekmeğini bandırdığı bir menemen bile yapamayan sefil bir durumdadır.

Ey iktidar sahipleri gerçek tasarruf, emeklinin, yoksulun sofrasındaki zeytinden, etinden, kuru fasulyesinden, peynirinden değil kamunun şatafatlı otel toplantılarından, lüks araç konvoylarından ve "itibar" adı altında meşrulaştırılan fuzuli harcamalardan başlar.

Başlıkta yazdığım o sert tekerleme, aslında siyasetin ve bürokrasinin önüne koyduğum bir aynadır. O aynaya bakıldığında görünen tek bir gerçek vardır. Bir toplumda hırsıza, suçluya, bebek katiline saray, emeklinin, yoksulun payına "nanay" düşüyorsa, o terazinin kefeleri bir daha asla dengelenemez.

Çünkü sağlanacak adalet, devletin, bakanların ihtişamında değil, en düşük gelirli vatandaşın huzurlu uykusunda gizlidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.