Hava Durumu

MADDESİZ UYUŞTURULDUK

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2026 17:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.06.2026 17:53

Nasıl keyfimiz yerinde mi diye soracağım ama absürt kaçacak. Maalesef ülkemizde alıştığımız aynı zamanda ezber bayat ama son derece kullanışlı bir illüzyon senaryosu var. Ne zaman mutfaktaki yangın büyüse, ne zaman ekonomik kriz halkın gırtlağına çökse, ne zaman iktidarın bir skandalı patlak verse ya da ne zaman gerçek gündemden kaçırılmak istersek birileri hemen düğmeye basıyor.

Limanlara yanaşan tonlarca uyuşturucunun asıl sahiplerine, o devasa baronlara dokunmaya gücü yetmeyenler, şafak vakti popüler kültürün devasa kadrosunda sanatçı ya da fenomen avına çıkarak vatandaşımızın bilincini iğneyi batırıyor. Ve de kimyasal olmayan ama daha etkili magazin soslu polis bültenleriyle uyuşturuluyoruz!

Haftanın birkaç günü uyanıyorsunuz, bakıyorsunuz kameralar, flaşlar ve polis sirenleri eşliğinde ülkenin en popüler oyuncuları, müzisyenleri, ekran yüzleri ya da fenomenleri şafak operasyonlarıyla evlerinden toplanıyor. Günlerce cam ekranlarında ve sosyal medyanın capcanlı koridorlarında tanıdık bu isimler, onların saç örnekleri, kan ve idrar testleri ve adliye koridorlarındaki görüntüleri konuşuluyor ve tartışılıyor.

Sokaktaki zehirle, uyuşturucuyla mücadeleye hiç birimiz itiraz etmeyiz, edemeyiz. Ama sormak zorundayım. Sınırlarımızı kevgire çeviren, limanları dolduran konteynerler dolusu uyuşturucunun gerçek baronları nerede? Sokakta bunları pazarlayan suç örgütlerinin zanlıları nerede? Neden o devasa suç şebekelerinin merkezlerine bu kadar iştahlı şafak baskınları yapılmıyor da, spot ışıkları, bunlara alışkın olan popüler figürlerin üzerine çevriliyor?

Ben söyleyeyim mi. Çünkü dert zehri kurutmak değil, Türk halkını sahte bir ahlakçılık masalıyla kimyasal olmayan yollarla dijital olarak uyuşturmak!

Birçoğumuz ekran başında bize sunulan magazinsel ayrıntıları tüketirken, arka planda çok daha sinsi ve çok daha tehlikeli bir "maddesiz afyon" zihinlerimize şırınga ediliyor. Oyun kurucuları, sanat ve sosyal medya camiasını adeta bir paratoner gibi kullanıyor. Toplumun biriken öfkesini, geçim derdini, derin yoksulluğunu ve adalete olan inançsızlığını bu popüler yüzlerin üzerine boşaltarak kendi sorumluluğundan kaçıyor.

Arka planda Apo’ya özgürlük mitingleri hazırlanıyor, milletvekili transferleriyle anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşılmaya çalışılıyor kimsenin haberi yok. İşin en acı tarafı ise uyandırıcı rolünde olması gereken muhalefet partileri iç sorunlarıyla uğraştırılırken farkında olmadan bu ucuz tiyatroda zorunlu figüranlık yapıyor. İktidarın her pasına körü körüne kafa vuruyor, onun belirlediği oyun sahasının dışına çıkamıyor. Kendi gündemini yaratamayan, iktidarın kurduğu algı tuzaklarına her defasında balıklama atlayan bu anlayış, toplumun uyuşma sürecini sadece hızlandırıyor. Adeta İktidar narkozu şırıngaya doldururken, muhalefet de halkın kolunu tutup "iğne acıtmayacak" diye telkinde bulunuyor.

Halk olarak tam da ameliyat masasındaki narkoz yemiş hastalar gibiyiz. Cüzdanımız boşaltılıyor, haklarımız tırpanlanıyor, geleceğimiz çalınıyor ama biz televizyon karşısında bu operasyon şovlarıyla uyuşturulduğumuz için acıyı hissetmiyoruz. Acı hissetmeyince de hak aramıyoruz, tepki vermiyoruz. Gerçek uyuşturucu bedeni çürütürken, “dijital afyon” ile kolektif bilincimiz ve sorgulama yeteneğimiz felç ediliyor. Toplumu sanal bir kutuplaşmanın içine hapsedip, kendi talan düzenlerini gizleyenler bu ülkenin asıl algı baronlarıdır.

Çare uyanmaktır. Bu bilinçli operasyonların arkasındaki çıplak ve siyasi gerçeği görmek demektir. Artık gözümüzü o parıltılı ekranlardan, sahte muhafazakârlık maskelerinden ayırıp, cüzdanımıza, mutfağımıza ve çalınan geleceğimize bakmamızın zamanı gelmiştir.

Çünkü uyuşmuş bir halk, teslim alınmış bir halktır!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.