Hava Durumu

MUTSUZ İYİLER ÜLKESİ

Yazının Giriş Tarihi: 17.02.2026 17:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 17:01

Acayip bir toplumsal ruh hali içerisindeyiz. Toplumun büyük kesimi mutsuz ama bir o kadar da iyilikten vazgeçmeyecek kadar ruhu zengin.

Kültürel olarak "iyi" olmayı, başkası için yaşamaya, cefakâr olmaya ve "aman tadımız kaçmasın" diye kendinden ödün vermeye adanmış bir toplumuz. Ancak bu kadar çok fedakârlık, zamanla bireyin kendi mutluluğunu ertelemesine sebep oluyor.

Türkiye’nin toplumsal ruh haritasını çizmeye kalksak, en belirgin hat muhtemelen "fedakârlık" ile "hayal kırıklığı" arasındaki o ince ve keskin çizgi olurdu. Kendimizi sık sık "Mutsuz İyiler Ülkesi" olarak tanımlamamızın ardında, bireysel erdemlerin toplumsal karşılığını bulamaması yatar. Bu durumun en somut tezahürü ise yaşadığımız o ağır his olan “Boşa kürek çekmek” hissidir.

Bazen "boşa kürek çekmek" hissi korkutur insanı. "Ben dürüstüm ama sahtekârlık hep kazanıyor", "Ben sıramı bekledim ama fırıldaklar öne geçiyor", "Ben kibarlık yaptıkça, millet beni aptal yerine koyuyor" dediğimiz her an, çektiğimiz o kürekler ağırlaşır, su ilerlemez, hatta akıntı bizi geriye atar. İçimizdeki o en saf ışığı, yani "iyilik yapma arzusunu" söndüren o sinsi duygunun öne çıkmaya başlaması, bizi duygusuzlaşmaya götürür.

İyiler; sırasını bekleyen, hakkına razı olan ve başkasının hukukunu gözetenlerdir. Fakat sistemin "açıkgözlülüğü" bir yetenek, "nezaketi" ise bir zayıflık olarak kodladığı bir atmosferde, iyi insan kendini akıntıya karşı kürek çeken bir sandalcı gibi hisseder. Kollar yorulur, avuçlar patlar ama kıyı bir türlü yaklaşmaz.

İnsan, sosyal bir varlık olarak "eylem ve sonuç" arasında bir denge arar. Dürüstlüğün güvenle, nezaketin saygıyla, emeğin ise refahla ödüllendirileceğine dair bir toplumsal sözleşme olduğuna inanmak isteriz. Ancak modern zamanların getirdiği hız ve her ne pahasına olursa olsun kazanma hırsı bu sözleşmenin varlığını şüphe duyulur hale getirdi.

"Karanlığa küfretmektense bir mum yakmak evladır" derler; biz de ne pahasına olursa olsun o ışığı yakanlardan olmalıyız. Boşa kürek çekmekten kurtulmanın "Mutsuz İyiler Ülkesi" olmaktan çıkmanın yolu, kürekleri bırakmak değil, istikameti değiştirmektir. İyiliği bir "mağduriyet" pelerini gibi taşımaktan vazgeçmektir. Boşa kürek çekiyormuşuz gibi hissetsek de unutmamalıyız ki; deniz ne kadar hırçın olursa olsun, o küreği çeken eller güçlü ellerdir.

Sonuçta tarih, zafer kazanan "kurnazları" değil, zor zamanlarda bile insan kalmayı başaran "iyileri" hatırlar. Belki de asıl mesele kıyıya varıp varmamak değil, o denizin ortasında onurlu bir şekilde kürek çekmeye devam edebilmektir. Rüzgârı kontrol edemeyiz belki, ama yelkenlerin yönünü değiştirebiliriz. Unutmayalım ki “İYİLİK HEP KAZANIR”.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.