Hava Durumu

Nereye Gidiyoruz?

Yazının Giriş Tarihi: 11.03.2026 15:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 15:50

Sabah televizyon kanalları İmamoğlu davasını canlı veriyor. Bir kanalda yayını izlerken arka tarafta inşaat gürültüsü geliyor. Spiker diyor ki “Türkiye’nin en büyük mahkeme salonu yapılıyor”. Kafama takıldı geçenlerde 2025 ekonomik verileri açıklanırken büyüdüğümüz söylenmişti. Ülke ekonomik olarak büyürken acaba mahkemeleri de, hapishaneleri de büyütmek mi gerekiyordu?

Sonra baktım ki, Dünyanın en büyük adliyesi, 360.000 metrekare kapalı alanı ile İstanbul Anadolu Adalet Sarayı iken daha büyüğünü Ankara Adalet Sarayı'nı (745.900 metrekare) yapıyoruz. Herhalde o da kâinatın en büyüğü olacak. Hem alan hem de kapasite olarak Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük cezaevi Silivri Cezaevi. Bu alanda biraz dünyanın gerisinde kalmışız. Nitekim Türkiye'de Mart 2026 itibarıyla 403 cezaevinin toplam kapasitesi 304.956 kişi iken, mahpus sayısı 412.991'e ulaşarak doluluk oranı %133,5 seviyesine çıkmış. Türkiye Avrupa'da nüfusa göre en yüksek mahpus oranına sahip ülke ise daha büyük hapishane yapmamız yetmez bunda da dünya rekoru bizim olmalı.

Türkiye'de 2025 yılı sonu itibarıyla icra-iflas dairelerindeki toplam dosya sayısı 25 milyona yaklaşarak tarihi zirvede. Günlük yeni dosya girişleri ortalama 8 bin 500'ün üzerinde. Kundaktaki bebeler dâhil ülke nüfusunun %30’u icralık.

Türkiye'nin brüt dış borç stoku 2025 yılı üçüncü çeyreği (30 Eylül) itibarıyla 564,9 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Bankaların takipteki borç miktarı 515 milyar lirayı aşarak rekor kırmış. Türkiye'de bireysel borç stoku, 6 trilyon TL'ye yaklaşarak rekor kırmış. Yaklaşık 43 milyon kişinin yani sabi sübyan dâhil nüfusun yarısının bankalara borcu var. Kişi başına düşen ortalama borç 120 bin TL.

2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksine (CPI) göre, kamudaki yolsuzluğunun baz alındığı ölçümlerde Türkiye 31 puanla 182 ülke arasında 124'üncü sırada yer alarak sondan birinciliğe doğru yol almakta.

2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ne göre Türkiye, yargı bağımsızlığı, hükümet yetkilerinin sınırlandırılması ve yolsuzluk kategorilerinde gösterdiği kötü performansla en hızlı gerileyen ülke olarak, 143 ülke arasında 118. sırada yer almış.

Biz Nereye Gidiyoruz?

Resmettiğim bu tablo, maalesef Türkiye'nin son yıllardaki sosyo-ekonomik ve hukuki sıkışmışlığının somut bir özetidir. Bahsettiğim bu çelişkiler —yoksulluk ve borçluluk artarken devasa adalet sarayları ve cezaevlerinin yükselmesi— toplumun "suç ve ceza" döngüsüne nasıl girdiğinin bir göstergesidir. Bir ülkede adliyeler ve hapishaneler ne kadar büyüyorsa, toplumsal huzur ve hukuk güvenliği o kadar zayıflıyor demektir.

Devletin dev asa borcunun olduğu bir ülkede, vatandaşın uçan kuşa borcunun olması normaldir. Ülkenin yarısının borçlu olduğu bir ülkede üçte birinin icralık olması normaldir. Sokakta insanların birbirini kırması, cinnet geçirmesi, çocuklarına ekmek götüremeyen babaların, bebesine süt veremeyen anaların intihara sürüklenmesi normaldir.

Bu tablo, Türkiye'nin "güvenlikçi politikalara" ve "borç temelli bir hayatta kalma modeline" hapsolduğunu gösteriyor. Yoksulluğun artması, suç oranlarını (hırsızlık, dolandırıcılık vb.) tetikliyor; suç arttıkça daha büyük cezaevleri yapılıyor, cezaevleri doldukça yeni adliyeler inşa ediliyor. Türkiye, "büyüme" rakamlarını kutsarken "insani gelişmişlik" ve "gelir adaleti" kavramlarını maalesef ıskalamaktadır. Borçlu bir halkın üzerinde yükselen devasa adliye binaları, kalkınmanın değil, yapısal bir krizin sembolleridir.

Sonuç olarak Devasa binalar adaleti sağlamaz, sadece sistemin ne kadar ağır bir yük altında olduğunu gösterir. Toplumun bu döngüden çıkması için "daha çok hapishane, daha büyük adliye sarayına” değil, “daha güçlü bir sosyal devlet” yapısına, “gelir adaleti sağlayan” bir ekonomik modele, “liyakatli ve dirayetli yöneticilere” ihtiyacı olduğu açıktır. Gerçek bir ekonomik başarı, kaç yeni icra dosyasının açıldığıyla değil, kaç hanenin borçsuz aynı zamanda karnı tok ve huzurlu bir şekilde ay sonunu getirebildiğiyle ölçülmelidir. Türkiye’nin "nereye gidiyoruz?" sorusuna vereceği cevap, binaların büyüklüğünde, şaşaasında değil, bölüşümün adaletinde saklıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.