Eşya hırsızı, para hırsızı, kalp hırsızı, umut hırsızı, oy hırsızı…
Bunlardan en çok sevdiğim kalp hırsızıdır. Biri sizin kalbinizi çaldığında ona sitem etmezsiniz, hatta zevkten dört köşe olursunuz değil mi?
Ya paranızı, eşyanızı çaldırdığınızda belki kızarsınız, üzülürsünüz ama geçip gider bunlar diye düşünürsünüz. Çünkü çalınanları belki yerine koyabilirsiniz.
"Hırsızlık" kavramını sadece maddi eşyalarla sınırlarsanız aslında buzdağının sadece görünen kısmına bakmış olursunuz. Seçimlerde koyduğumuz irade, verdiğimiz oylar çalındığında açılan yara çok daha derin olmaz mı? Ya peşinden koştuğunuz siyasi fikirlerinizin savunucuları parti değiştiğinde, umutlarınız çalındığında. İşte bu kabul edilemez.
Aslında bu hırsızlıktan çok "irade ve varlık gaspıdır” ve bu tanım daha çok yakışır. Bu şahsi tercihlerden, bireysel bir hırsızlıktan ziyade bir toplumun ortak iradesine, yani "geleceğine" yapılan bir müdahaledir. Bir kişinin tercihini yok saymak, onun o toplumdaki temsil gücünü çalmak demektir. Ve buradaki hırsızlık, karşıdaki insanın varlığını ve haklarını hiçe sayan, empatinin tamamen yok olduğu bir eylemdir.
2023 seçimlerinde sonra parti değiştiren milletvekili sayısı 70 civarında. Ortalama bir milletvekilin YÜZBİN oyla seçildiğini düşünürseniz ve bunların üzerine oy kullanamayan vatandaşları dâhil ettiğinizde yaklaşık ONMİLYON insanın iradesini gasp ettiniz demektir. On milyon insanın umutlarını çaldınız ve bunu kirlenmiş siyaset mezadında kendinizle birlikte sattınız demektir. Unutmamanız gereken ama çok da umursamadığınızı tahmin ettiğim konu sandığa giden her vatandaşın oyu sadece bir isme değil, o ismin temsil ettiği vaatlere, ideolojiye ve partiyedir. Siz, mazbatasını aldıktan sonra başka bir partiye geçtiğinizde, seçmenin o oy aracılığıyla kurduğu "gelecek hayali" de bir anlamda elinden çalmış olursunuz.
Bir başka çarpıklıkta yerel seçimler sonrası belediye başkanlıklarında yaşanıyor. Altmışın üzerinde belediye başkanı seçimler sonrasında parti değiştirdi. Parti değiştiren siyasetçiler bu geçişleri genellikle "hizmet etmek" veya "merkezi yönetimle uyumlu çalışmak" gibi gerekçelerle açıklasalar da, halk nezdinde bu şekilde karşılanmadığı muhakkaktır.
Vatandaş partisi güçlensin diye oy veriyor, ancak seçtiği kişi bu gücü alıp başka partiye taşıyarak seçmenin oyuna ve temsiline ihanet ediyor. Parti değiştirenlere şunu sormak gerekmez mi? Muhalefet partisinde kalan şehrini, ilçesini yönetmeye çalışanlar bunu nasıl beceriyor. Vatandaşına nasıl hizmet edebiliyor. Senin onlardan eksiğin ne?
Aslında eksik olanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Onlarda olmayan “siyasi omurga”dır...
Son olarak bizim hırsızlığımız ötekilerin hırsızlığından iyi diye düşünenlere. Bir zamanlar yol birliği yaptığı siyasi mecralardan kendi partisine geçenleri davul zurnayla karşılarken, başka partiye transfer olanların arkasından feryat figan eden aymazlara demem odur ki; “Ne koyarsan kazana, o gelir çömçene”.
Hülasa bu işlerin çözümü yıllardır dile getirilen ama hayata geçirilemeyen iki noktanın düzeltilmesinden ibarettir. Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarının elden geçirilmesi ve de “Siyasi Etik Yasası”nın hayata geçirilerek bu yaşanan ahlaksızlıkların önüne geçilmesidir. Başka türlü “Temsiliyette Adaleti” sağlayamazsınız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET TEMİRTAŞ
OY Hırsızları, İRADE gaspçıları
Eşya hırsızı, para hırsızı, kalp hırsızı, umut hırsızı, oy hırsızı…
Bunlardan en çok sevdiğim kalp hırsızıdır. Biri sizin kalbinizi çaldığında ona sitem etmezsiniz, hatta zevkten dört köşe olursunuz değil mi?
Ya paranızı, eşyanızı çaldırdığınızda belki kızarsınız, üzülürsünüz ama geçip gider bunlar diye düşünürsünüz. Çünkü çalınanları belki yerine koyabilirsiniz.
"Hırsızlık" kavramını sadece maddi eşyalarla sınırlarsanız aslında buzdağının sadece görünen kısmına bakmış olursunuz. Seçimlerde koyduğumuz irade, verdiğimiz oylar çalındığında açılan yara çok daha derin olmaz mı? Ya peşinden koştuğunuz siyasi fikirlerinizin savunucuları parti değiştiğinde, umutlarınız çalındığında. İşte bu kabul edilemez.
Aslında bu hırsızlıktan çok "irade ve varlık gaspıdır” ve bu tanım daha çok yakışır. Bu şahsi tercihlerden, bireysel bir hırsızlıktan ziyade bir toplumun ortak iradesine, yani "geleceğine" yapılan bir müdahaledir. Bir kişinin tercihini yok saymak, onun o toplumdaki temsil gücünü çalmak demektir. Ve buradaki hırsızlık, karşıdaki insanın varlığını ve haklarını hiçe sayan, empatinin tamamen yok olduğu bir eylemdir.
2023 seçimlerinde sonra parti değiştiren milletvekili sayısı 70 civarında. Ortalama bir milletvekilin YÜZBİN oyla seçildiğini düşünürseniz ve bunların üzerine oy kullanamayan vatandaşları dâhil ettiğinizde yaklaşık ONMİLYON insanın iradesini gasp ettiniz demektir. On milyon insanın umutlarını çaldınız ve bunu kirlenmiş siyaset mezadında kendinizle birlikte sattınız demektir. Unutmamanız gereken ama çok da umursamadığınızı tahmin ettiğim konu sandığa giden her vatandaşın oyu sadece bir isme değil, o ismin temsil ettiği vaatlere, ideolojiye ve partiyedir. Siz, mazbatasını aldıktan sonra başka bir partiye geçtiğinizde, seçmenin o oy aracılığıyla kurduğu "gelecek hayali" de bir anlamda elinden çalmış olursunuz.
Bir başka çarpıklıkta yerel seçimler sonrası belediye başkanlıklarında yaşanıyor. Altmışın üzerinde belediye başkanı seçimler sonrasında parti değiştirdi. Parti değiştiren siyasetçiler bu geçişleri genellikle "hizmet etmek" veya "merkezi yönetimle uyumlu çalışmak" gibi gerekçelerle açıklasalar da, halk nezdinde bu şekilde karşılanmadığı muhakkaktır.
Vatandaş partisi güçlensin diye oy veriyor, ancak seçtiği kişi bu gücü alıp başka partiye taşıyarak seçmenin oyuna ve temsiline ihanet ediyor. Parti değiştirenlere şunu sormak gerekmez mi? Muhalefet partisinde kalan şehrini, ilçesini yönetmeye çalışanlar bunu nasıl beceriyor. Vatandaşına nasıl hizmet edebiliyor. Senin onlardan eksiğin ne?
Aslında eksik olanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Onlarda olmayan “siyasi omurga”dır...
Son olarak bizim hırsızlığımız ötekilerin hırsızlığından iyi diye düşünenlere. Bir zamanlar yol birliği yaptığı siyasi mecralardan kendi partisine geçenleri davul zurnayla karşılarken, başka partiye transfer olanların arkasından feryat figan eden aymazlara demem odur ki; “Ne koyarsan kazana, o gelir çömçene”.
Hülasa bu işlerin çözümü yıllardır dile getirilen ama hayata geçirilemeyen iki noktanın düzeltilmesinden ibarettir. Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarının elden geçirilmesi ve de “Siyasi Etik Yasası”nın hayata geçirilerek bu yaşanan ahlaksızlıkların önüne geçilmesidir. Başka türlü “Temsiliyette Adaleti” sağlayamazsınız.