Hava Durumu

Parsel Parsel Satılık

Yazının Giriş Tarihi: 26.03.2026 14:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 14:53

Hatırlar mısınız? Şener Şen’in Züğürt Ağa Filminin o meşhur sahnesini... Hüzünlü, naif ama çaresiz bir edayla, terk edilmiş köyünün yıkık dökük sokaklarında yankılanan o sesi: "Haraptar Köyü satılıktır! Komple, tarlası, merası, camisi dahil..." Zihinlerde yer alan bu sahne, Türk sinemasının en trajikomik anlarından biridir. Bir ağanın, kendi toprağını, kendi geçmişini, kendi insanının emanetini parsel parsel satmaya kalkışmasının, aslında kendi tasfiyesinin ilanıdır. Bugün, Anadolu halkından yükselen cılız ses, artık bir sinema karesi değil, vatan toprağının parsel parsel Milli Emlak vitrinlerine çıkarıldığı, acımasız bir gerçekliğin çığlığıdır.

Türkiye’nin kadim toprakları, üzerine titrediğimiz o bereketli meralar ve "kamunundur" denilerek nesiller boyu korunan araziler, atalarımızın kurduğu kıymetli ormanlar, yıllardır sessiz sedasız parsel parsel el değiştiriyor. Zaman zaman cılız itiraz sesleri yükselse de pek itibar görmüyor. Herkes kendi bahçesi zarar görene kadar uyumaya devam ettiği müddetçe seslerinin de duyulması pek mümkün değil. Yapılanlar "idari düzenleme" veya "ekonomiye kazandırma" hamlesinin çok ötesinde halkın malı olan “mülkiyetlerin tasfiyesidir”.

Ülkemizde en çok bağırılan konular neler? “Tarım bitiyor, Hayvancılık can çekişiyor, köyden kente göç durdurulamıyor”. Peki, bunların olduğu bir ülkede tarım arazileri, orman arazileri, meralar vasıf değiştirilerek neden satışa çıkarılır? Ben söyleyeyim itibardan tasarruf edemedikleri bütçeyi yamamak için.

1980’li yıllarda köprü satışlarıyla başlayan bu politikalar ve 2003’te sonra hızlanarak devam etmiştir. Son yıllarda zirveye tırmanan satışlar ile devletin artık bir "baba" değil, kamu varlığını nakde çeviren bir "cevval emlakçı" ya da “mirasyedi evlat” gibi davrandığını gösteriyor. Öbür dünyaya acı çekerek göçen bakanımızın meşhur bir sözü vardı ya hani; “Babalar gibi satarım” diye, işte ülkemizin tam da hali budur. Ülkemizin ormanı, tarlası, arazisi, merası maalesef parsel parsel “devlet baba” tarafından satılıyor.

Rakamlar, bu dönüşümün bir "tercih" değil de, bir keyfiyet olduğunu söylüyor. 2003 yılından bugüne tarım alanlarımız yaklaşık 2,7 milyon hektar azaldı. Bu, 4 İstanbul büyüklüğünde toprağın üretimden kopması demekti. Cumhuriyet tarihinin en büyük mülkiyet transferi olan 2B yasasıyla, "orman vasfını yitirdi" denilerek 626 bin hektar alan hazineden sermayeye geçti. Peki, bu alanlar gerçekten "vasıfsız" mıydı, yoksa “rantın yeni adresi mi” yapıldı? Sadece son yıllarda Milli Emlak’ın taşınmaz satış gelirlerinin bir önceki yıla göre %40’ın üzerinde artması, bu sorunun cevabı olacaktır kanaatindeyim.

Meralarımız son 20 yılda 18 milyon hektardan 13 milyon hektara geriledi. 5 milyon hektar mera, yani hayvancılığın sigortası, gıdanın güvencesi ranta kurban edildi. Kaybedilen her metrekare mera; soframızdaki etin, sütün ateş pahası olması, Anadolu’nun biraz daha çölleşmesidir.

İşin özeti toplamda 8,3 milyon hektar arazi vasıf değiştirdi. Kamu arazileri, "yatırım" kılıfı altında ranta kurban edildi. Yetmezmiş gibi 2014 yılında çıkarılan Bütünşehir Yasası ile Köylünün Emanetleri Gasp edildi. Ortak kullanımındaki tarlalar, meralar ve köy konakları bir gecede belediyelerin envanterine geçti. On binlerce köy tüzel kişiliği yok edildi. Köylünün "dedemden kaldı" dediği, hayvanını otlattığı topraklar, belediye meclislerinde “bütçe yamama” aracı olarak satışa sunuldu. Köyün malı, köylünün rızası dışında "kamu kaynağı" adı altında açık artırmaya çıkarıldı.

Bütün bunlar yapılırken başını kuma gömen bizlerin sadece kendi bahçemizde problem çıkınca bağırması boşunadır. Biri demez mi? “Bugüne kadar aklınız neredeydi?

Vasıf değiştiren her karış toprak, soframızdaki ekmeğin daha pahalı, şehirlerin daha nefessiz ve çocuklarımızın basacağı toprağın biraz daha az olması demektir. "Ekonomiye kazandırma" bahanesiyle elden çıkarılan ama israf bütçelerini yamama da kullanılan bu satışlar, toplumun kolektif hafızasının ve çocuklarımızın geleceğinin devlet eliyle parsel parsel satılmasıdır.

Sormak zorundayım. Devletin mülkiyeti halkın sigortası değil miydi? Sizler hangi vasıfla bize ait olanı, geleceğimizin sigortasını bize sormadan satarsınız?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.