Ülkenin gündemini uzun zamandır meşgul eden, süslenmiş şekliyle kamuoyuna sunulan, gerçekte birçok vicdanı yaralayan kaba tabirle yıllarca ülkemizin kanını emen terör örgütünün başı olan ve bebek katili diye adlandırılan şahsa özgürlük yolunu açabilecek “Umut Hakkı” konusu var.
Birileri 30.000 Türk vatandaşının katili için “kurucu önder” ifadesiyle onurlandırıp, “umut hakkı” diye yırtınarak dışarı salıverilmesini konuşuyor. Ne acıdır ki 1999 da idama mahkûm edildiğinde idam edilmesin diye çırpınanlar ile bugün hapishaneden salıverilmesi için yırtınanlar nedense aynı ekipler. İnsanın aklına bin türlü şey geliyor ama neyse.
Hukukta "umut hakkı", özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahkûmların, belirli bir süre sonra cezalarının gözden geçirilmesi ve salıverilme ihtimallerinin bulunması gerektiğini savunan bir kavramıdır.
Umut sadece soyut bir duygu değil, bir devletin vatandaşıyla yaptığı toplumsal sözleşmenin temelidir. Aslında umut hakkı birilerine tanınacaksa çeşitli komplolarla, sahte belgelerle zindanlara kapatılanlara tanınmalıdır. Bebek katiline “umut hakkı” vermek yerine, yoksulluktan bunalmış, geleceğinden kaygılanmış milyonlarca Türk halkına umut vermenin daha önemli olduğu kanısındayım.
Mesela; gelecekten umudunu kesen gençlere umut verinde ülkelerini terk etmesinler. Hep bekadan söz edenler, unutmayın ki asıl beka gençler için umut vadetmektir. Yıllarca yatırım yaptığımız gençlere hayatta kalacak kadar değil, dünyayla rekabet edebilecek şartları sağlayıp, beyin göçünü engellemektir.
Mesela; yokluğa, yoksulluğa hatta ölüme terkedilen emeklilerimize umut verin de gözlerine fer gelsin. Yıllarca emeklerini sömürüp 20.000 lirayla yaşamaya mahkûm ettiğiniz, çöplükten yiyecek toplamak zorunda bıraktığınız emeklilerimize sadece hayatta kalacak kadar değil, sosyal hayata katılabilecek, torununa mahcup olmayacak kadar, insan gibi yaşama hakkı verin.
Mesela; Önce yoksulluk sınırı altında, en sonunda açlık sınırı altında verdiğiniz maaşla süründürdüğünüz asgari ücretliye umut verin. Onların siz devletlû büyüklerimizden umutlanma hakları yok mudur?
Mesela; yıllardır vergi adaletsizliği ile sömürülen, 3 harfli marketlerle, AVM’ler ile yarıştırılan küçük esnafımıza umut olun. Verdiğiniz umutla katillerin yüzünü güldüreceğinize, az kazanandan az, çok kazanandan çok alınan; çalışanın cebindeki paranın daha sofraya gelmeden vergiyle erimediği bir düzen kurunda esnafımızın yüzünü güldürün.
Mesela siz şehit analarına, terör belasından sakat kalmış gazilerimize, öksüz kalmış şehit çocuklarına umut verin. Binlerce vatandaşımızın kanını döken Katillerin yüce Türk adaletiyle hesaplarının sorularak cezasız kalmayacağının sözünü verin.
Velhasıl siz suçluya, haksıza, arsıza, hırsıza umut vermeyi bırakın. Yoksul bırakılan Türk halkına, öksüz bırakılan şehit çocuklarına, muhtaç bırakılan emeklilere, gelecek kaygısı yaşayan gençlere, geçim sıkıntısı çeken emekçilere umut olun, ümit verin.
Son söz olarak diyeceğim şudur. “Türk milleti huzura, bebek katili mezara” girene kadar bizim de kararımız nettir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET TEMİRTAŞ
UMUT HAKKI” MI HADİ ORADAN
Ülkenin gündemini uzun zamandır meşgul eden, süslenmiş şekliyle kamuoyuna sunulan, gerçekte birçok vicdanı yaralayan kaba tabirle yıllarca ülkemizin kanını emen terör örgütünün başı olan ve bebek katili diye adlandırılan şahsa özgürlük yolunu açabilecek “Umut Hakkı” konusu var.
Birileri 30.000 Türk vatandaşının katili için “kurucu önder” ifadesiyle onurlandırıp, “umut hakkı” diye yırtınarak dışarı salıverilmesini konuşuyor. Ne acıdır ki 1999 da idama mahkûm edildiğinde idam edilmesin diye çırpınanlar ile bugün hapishaneden salıverilmesi için yırtınanlar nedense aynı ekipler. İnsanın aklına bin türlü şey geliyor ama neyse.
Hukukta "umut hakkı", özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahkûmların, belirli bir süre sonra cezalarının gözden geçirilmesi ve salıverilme ihtimallerinin bulunması gerektiğini savunan bir kavramıdır.
Umut sadece soyut bir duygu değil, bir devletin vatandaşıyla yaptığı toplumsal sözleşmenin temelidir. Aslında umut hakkı birilerine tanınacaksa çeşitli komplolarla, sahte belgelerle zindanlara kapatılanlara tanınmalıdır. Bebek katiline “umut hakkı” vermek yerine, yoksulluktan bunalmış, geleceğinden kaygılanmış milyonlarca Türk halkına umut vermenin daha önemli olduğu kanısındayım.
Mesela; gelecekten umudunu kesen gençlere umut verinde ülkelerini terk etmesinler. Hep bekadan söz edenler, unutmayın ki asıl beka gençler için umut vadetmektir. Yıllarca yatırım yaptığımız gençlere hayatta kalacak kadar değil, dünyayla rekabet edebilecek şartları sağlayıp, beyin göçünü engellemektir.
Mesela; yokluğa, yoksulluğa hatta ölüme terkedilen emeklilerimize umut verin de gözlerine fer gelsin. Yıllarca emeklerini sömürüp 20.000 lirayla yaşamaya mahkûm ettiğiniz, çöplükten yiyecek toplamak zorunda bıraktığınız emeklilerimize sadece hayatta kalacak kadar değil, sosyal hayata katılabilecek, torununa mahcup olmayacak kadar, insan gibi yaşama hakkı verin.
Mesela; Önce yoksulluk sınırı altında, en sonunda açlık sınırı altında verdiğiniz maaşla süründürdüğünüz asgari ücretliye umut verin. Onların siz devletlû büyüklerimizden umutlanma hakları yok mudur?
Mesela; yıllardır vergi adaletsizliği ile sömürülen, 3 harfli marketlerle, AVM’ler ile yarıştırılan küçük esnafımıza umut olun. Verdiğiniz umutla katillerin yüzünü güldüreceğinize, az kazanandan az, çok kazanandan çok alınan; çalışanın cebindeki paranın daha sofraya gelmeden vergiyle erimediği bir düzen kurunda esnafımızın yüzünü güldürün.
Mesela siz şehit analarına, terör belasından sakat kalmış gazilerimize, öksüz kalmış şehit çocuklarına umut verin. Binlerce vatandaşımızın kanını döken Katillerin yüce Türk adaletiyle hesaplarının sorularak cezasız kalmayacağının sözünü verin.
Velhasıl siz suçluya, haksıza, arsıza, hırsıza umut vermeyi bırakın. Yoksul bırakılan Türk halkına, öksüz bırakılan şehit çocuklarına, muhtaç bırakılan emeklilere, gelecek kaygısı yaşayan gençlere, geçim sıkıntısı çeken emekçilere umut olun, ümit verin.
Son söz olarak diyeceğim şudur. “Türk milleti huzura, bebek katili mezara” girene kadar bizim de kararımız nettir.