Hava Durumu

Zengin iftarlarda “Fakir Edebiyatı”

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2026 17:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.03.2026 17:22

Malumunuz mübarek Ramazan ayındayız. Ramazan ayı İslam dünyasının dayanışma kültürü adına iftihar ettiği günlerdir. Sofralar paylaşılır, zekâtlar dağıtılır, fitreler verilir ve zengin ile fakir arasındaki eşitsizlik bir nebze olsun azaltılmaya çalışılır.

Ama gel gör ki bizim ramazanlarımızda modern zamanların en tuhaf tiyatrosu kurulur. Lüks otellerin yaldızlı salonlarında, adı sosyal iftar olan lüks tesislerde, kişi başı maliyeti bir asgari ücretlinin bir haftalık mutfak masrafıyla yarışan iftar sofraları kurulur. STK’lar, şehrin ileri gelenleri, siyasetin ağa babaları bu mükellef sahnede, gümüş şamdanların gölgesinde ve kuş sütünün eksik olduğu menüler eşliğinde, büyük bir huşu içinde karınlarını doyururlar. Üstelik eline mikrofonu alan bir de üzerine "fakirlik edebiyatı" yapar. Bu, sadece bir tezat değil, toplumsal ahlakın ve inanç değerlerinin getirildiği yerin bir fotoğrafı ve açık bir infazıdır.

Bu sofraların başköşesinde oturanlar, "komşusu açken tok yatan bizden değildir" hadisini kristal bardaklardan yudumladıkları ithal şerbetler eşliğinde telaffuz ederler. İşte "dini bakarkörlük" tam burada başlar. “Ayetin lafzına bakıp, ruhuna kör kalanlar” yediklerinin hazmetmek için içtikleri sodanın üzerine bir de nutuk atarlar.

Yoksulluk, bu masalarda çözülmesi gereken bir toplumsal yaranın ötesinde, zenginin merhametini tescilleyen, üzerine nutuklar atılan estetik bir "dekor" olarak karşımızda durmakta, gerçek bir fakirin giremediği "protokol iftarlarında" yapılan yoksulluk övgüsü, yoksulun onuruyla alay etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Bu sofralar, toplumsal değerlerin ve inanç örgüsünün nasıl sarsıldığının en somut kanıtıdır. Maalesef bize öğretilen değerler, yaşamamız gereken birer erdem olmaktan çıkıp, satın alınan birer "imaj" haline gelmiş durumda. "Mütevazıymış gibi" görünmek için lüks iftar sofraları kuran, "paylaşıyormuş gibi" yapmak için kameralar önünde koli dağıtan bu düşünce tarzı, inancı bir vicdan meselesi olmaktan çıkarıp, bir statü sembolüne indirgemiştir.

Burada asıl acı olan, bu lüksün kutsal olarak gösterilen dini bir ambalajla paketlenerek sunulması ve meşrulaştırılmasıdır. Artık israfın adı "ikram", gösterişin adı "itibar" olmuşsa, toplumsal vicdanın pusulası bozulmuştur. Zengin sofralarında yoksulluğu kutsayan bu dil, aslında adaletsizliği gizleyen bir maskedir.

Toplumun en temel ihtiyacı olan "hesap verebilirlik" ve "hakkaniyet" ilkeleridir, o da duygusal nutukların arasında kaybolup gider. Eğer bir toplumda elitler, yoksulların halini anlamak için tutulan orucun sonunda, yine sadece elitlerle bir araya gelip lüks içinde "açlık" konuşuyorsa, orada dil de, inanç ta sarsılmış, toplumsal sözleşme de iflas etmiştir.

Unutmayalım ki “Yoksulluğu övmek yoksulluğu bitirmez, aksine toplumsal adaleti sağlayan "vicdan terazisini" bozar.

Bugün bir belediyenin 30 gün 1500’er kişilik iftar sofrası kurduğunu düşünün. Bunun maliyeti yaklaşık olarak 60.000.000 (altmış milyon) TL’dir. Bunlara STK’ları, siyasi partileri, vesaireleri ekleyin bu şehirde iftar sofralarının maliyeti 300.000.000 TL’yi aşmaktadır. Bu parayı gerçekten ihtiyacı olan, sosyal durumu iyi olmayan ailelere aktardığınızda 50.000 ailenin bir aylık erzak ihtiyacını giderebilirdi. Bu da bir nebzede olsa toplumsal adaleti sağlar, inancın gereklerini yerine getirme hazzını yaşatırdı.

Nihayetinde bu tablo, bizi "insan olma" ortak paydasından uzaklaştırmaktadır. İnanç, güçlülerin kendi aralarındaki bir iletişim aracına, sivil toplum kuruluşları birer "itibar temizleme" merkezine dönüştüğünde geriye sadece şekilci bir dindarlık kalmaktadır. Oysa ihtiyacımız olan şey, zengin iftarlarda fakirlik edebiyatı değil, adaletin, tevazunun ve gerçek insan kimliğinin yeniden hatırlandığı, gösterişsiz ve fakatsız bir vicdan uyanışı olmalıdır. İnancın bir gösteriş panayırı olmaktan çıkarılıp, sessiz, gösterişsiz ve gerçekten paylaşılan bir "ortak vicdan" zeminine çekilmesi gereklidir. Töremizde, ahlakımızda, inancımızda bunu gerektirir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.