Geçen bizim mahalleden geçiyorum, kafayı bir kaldırdım, sokakta yaprak kımıldamıyor. Her yer teneke yığını araba, binalar üzerime üzerime geliyor. Bir an durdum, kendi çocukluğuma gittim. Ulan biz bu sokaklarda az mı toz yuttuk, az mı bağır çağır ortalığı birbirine kattık!
Şimdiki veletlere bakıyorum, ellerinde birer telefon, kafalar öne eğik, sanki dünyayla ilişikleri kesilmiş. Bizim zamanımızda sokak demek hayat demekti kardeşim. En büyük lüksümüz iki tane taşı yere koyup kale yapmaktı. Maçın ortasında mahalleden bir araba geçti mi biri bağırırdı: "Araba geldi, kenara çekilin!" O an maç durur, arabanın geçmesini bekler, sonra kaldığımız yerden devam ederdik. Araba geçtikten sonra "Top bizdeydi, kornerden başlıyoruz" kavgası en az on dakika sürerdi.
Top kiminse mahallenin kralı oydu. Canı sıkıldı mı, "Ben oynamıyorum" der, topunu kucağına alır eve giderdi. Bütün millet arkasından söve söve kalakalırdık. "Üç korner bir penaltı" kuralını bilmeyen yoktu. Dizlerimiz desen, analarımızın pansuman yapmaktan canı çıkardı. Her yerimiz kabuk bağlamış yara bere içindeydi ama umrumuzda mıydı? Asla. Acıktık mı eve girmek yoktu, analarımızın balkondan attığı salçalı ekmeği kapar, bir yandan çiğner bir yandan koşmaya devam ederdik. O salçalı ekmeğin tadını bugün dünyanın parasını versen bulamazsın.
Biz o sokaklarda sadece top koşturmadık. Adamlığı, paylaşmayı, arkadaşın için kavga etmeyi, yenilince paşa paşa tebrik etmeyi öğrendik. Sokak bizim mektebimizdi.
Şimdi çocukları eve hapsedip önlerine tableti koyuyorlar, sonra da "Bu çocuk niye böyle hırçın?" diyorlar. Bırakın abi şu çocukları! Salın sokağa, varsın üstü başı çamur olsun, varsın dizi kanasın. O dizdeki yara izi geçer ama sokakta kurulan o harbi dostluklar bir ömür bitmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Araba geldi kenara çekilin!
Geçen bizim mahalleden geçiyorum, kafayı bir kaldırdım, sokakta yaprak kımıldamıyor. Her yer teneke yığını araba, binalar üzerime üzerime geliyor. Bir an durdum, kendi çocukluğuma gittim. Ulan biz bu sokaklarda az mı toz yuttuk, az mı bağır çağır ortalığı birbirine kattık!
Şimdiki veletlere bakıyorum, ellerinde birer telefon, kafalar öne eğik, sanki dünyayla ilişikleri kesilmiş. Bizim zamanımızda sokak demek hayat demekti kardeşim. En büyük lüksümüz iki tane taşı yere koyup kale yapmaktı. Maçın ortasında mahalleden bir araba geçti mi biri bağırırdı: "Araba geldi, kenara çekilin!" O an maç durur, arabanın geçmesini bekler, sonra kaldığımız yerden devam ederdik. Araba geçtikten sonra "Top bizdeydi, kornerden başlıyoruz" kavgası en az on dakika sürerdi.
Top kiminse mahallenin kralı oydu. Canı sıkıldı mı, "Ben oynamıyorum" der, topunu kucağına alır eve giderdi. Bütün millet arkasından söve söve kalakalırdık. "Üç korner bir penaltı" kuralını bilmeyen yoktu. Dizlerimiz desen, analarımızın pansuman yapmaktan canı çıkardı. Her yerimiz kabuk bağlamış yara bere içindeydi ama umrumuzda mıydı? Asla. Acıktık mı eve girmek yoktu, analarımızın balkondan attığı salçalı ekmeği kapar, bir yandan çiğner bir yandan koşmaya devam ederdik. O salçalı ekmeğin tadını bugün dünyanın parasını versen bulamazsın.
Biz o sokaklarda sadece top koşturmadık. Adamlığı, paylaşmayı, arkadaşın için kavga etmeyi, yenilince paşa paşa tebrik etmeyi öğrendik. Sokak bizim mektebimizdi.
Şimdi çocukları eve hapsedip önlerine tableti koyuyorlar, sonra da "Bu çocuk niye böyle hırçın?" diyorlar. Bırakın abi şu çocukları! Salın sokağa, varsın üstü başı çamur olsun, varsın dizi kanasın. O dizdeki yara izi geçer ama sokakta kurulan o harbi dostluklar bir ömür bitmez.