Ramazan geldi, geçti… Şimdi dönüp bakınca insan “Ne çabuk bitti be” demeden edemiyor. Bayram da geçti, üstünden neredeyse bir hafta geçti ama o eski telaşın, o güzel günlerin tadı hâlâ damağımızda. Hele ki Bursa gibi bir şehirde yaşayınca, Ramazan’ın izleri kolay kolay silinmiyor.
Daha geçen hafta Ulu Cami önünde iftara yetişmeye çalışan kalabalıkları izliyorduk. Ezan okununca herkes bir anda aynı sofrada buluşmuş gibi olurdu. Şimdi o saatlerde sokaklar biraz daha sakin, biraz daha sessiz. İnsan ister istemez o günleri arıyor.
Teravih çıkışları vardı mesela… Tanıdık yüzler, selamlaşmalar, ayaküstü sohbetler… Şimdi hepsi bir hatıra gibi kaldı. Bayram geldi, sevindik, eş dost gezildi, büyüklerin elleri öpüldü. Ama bayramın o ilk günkü heyecanı da çabuk geçti. Şimdi herkes yine günlük koşuşturmasına döndü.
Ramazan’ın en güzel yanı paylaşmaktı. Bir tabak yemekle kurulan gönül bağı, bir hurmayla edilen sohbet… Bursa’nın mahalle aralarında bu sıcaklık hâlâ hissediliyor aslında. Çünkü Ramazan sadece bir ay değil, bıraktığı izlerle devam eden bir alışkanlık gibi.
Şimdi geriye ne kaldı? Biraz özlem, biraz huzur… Ve “Seneye yine gelsin” diye edilen dualar.
Hayat devam ediyor, işler güçler yeniden başladı. Ama insanın içinde küçük bir boşluk var. Sanki bir misafir gelmiş, evi şenlendirmiş de sonra sessizce gitmiş gibi…
Ramazan’ı uğurladık, evet. Bayramı da geride bıraktık. Ama o güzel günlerin hatırası Bursa’nın sokaklarında, camilerinde, sofralarında hâlâ yaşıyor.
Seneye yine aynı sofralarda buluşmak umuduyla…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Bursa’da Ramazan’ı Uğurladık
Ramazan geldi, geçti… Şimdi dönüp bakınca insan “Ne çabuk bitti be” demeden edemiyor. Bayram da geçti, üstünden neredeyse bir hafta geçti ama o eski telaşın, o güzel günlerin tadı hâlâ damağımızda. Hele ki Bursa gibi bir şehirde yaşayınca, Ramazan’ın izleri kolay kolay silinmiyor.
Daha geçen hafta Ulu Cami önünde iftara yetişmeye çalışan kalabalıkları izliyorduk. Ezan okununca herkes bir anda aynı sofrada buluşmuş gibi olurdu. Şimdi o saatlerde sokaklar biraz daha sakin, biraz daha sessiz. İnsan ister istemez o günleri arıyor.
Teravih çıkışları vardı mesela… Tanıdık yüzler, selamlaşmalar, ayaküstü sohbetler… Şimdi hepsi bir hatıra gibi kaldı. Bayram geldi, sevindik, eş dost gezildi, büyüklerin elleri öpüldü. Ama bayramın o ilk günkü heyecanı da çabuk geçti. Şimdi herkes yine günlük koşuşturmasına döndü.
Ramazan’ın en güzel yanı paylaşmaktı. Bir tabak yemekle kurulan gönül bağı, bir hurmayla edilen sohbet… Bursa’nın mahalle aralarında bu sıcaklık hâlâ hissediliyor aslında. Çünkü Ramazan sadece bir ay değil, bıraktığı izlerle devam eden bir alışkanlık gibi.
Şimdi geriye ne kaldı? Biraz özlem, biraz huzur… Ve “Seneye yine gelsin” diye edilen dualar.
Hayat devam ediyor, işler güçler yeniden başladı. Ama insanın içinde küçük bir boşluk var. Sanki bir misafir gelmiş, evi şenlendirmiş de sonra sessizce gitmiş gibi…
Ramazan’ı uğurladık, evet. Bayramı da geride bıraktık. Ama o güzel günlerin hatırası Bursa’nın sokaklarında, camilerinde, sofralarında hâlâ yaşıyor.
Seneye yine aynı sofralarda buluşmak umuduyla…