Hava Durumu

Bursa’nın kadim sokaklarında bir çocuğun kendi sesini arayışı

Yazının Giriş Tarihi: 20.12.2025 20:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.12.2025 20:12

Bursa’nın kadim mahallelerinden biri olan Tuzpazarı, çocukluğumun ses kayıt cihazı gibidir. Her sokağının, her taşının kendine ait bir tınısı vardı. Sabahları açık kapıların ardında yükselen tavaların sesi, öğlenleri dükkânların metal kepenklerinden çıkan ritmik gürültü, akşamları da evlere yayılan çorba kokusuna karışan mahallenin uğultusu… Bütün bu seslerin arasında, ben 12 yaşımda kendi sesimi bulmaya çalışıyordum.

Babam, bir bayram sabahı elime küçük bir bağlama tutuşturduğunda, bunun benim hayat yolculuğumun ilk durağı olacağını ikimiz de bilmiyorduk. Bağlamanın boyu neredeyse bana ulaşıyordu ama o gün parmaklarımla ilk kez tellerin üzerinde gezindiğimde, sanki mahalleyle aramda gizli bir köprü kuruldu.

Aşk değildi bu; çocuksu bir merak, aradığım ama henüz adı olmayan bir aidiyet hissiydi.

En çok da evimizin penceresinden görünen eski taş merdivenlerde çalışırdım. Merdivenlerin soğuğu dizlerime işler, ama tellerden çıkan titrek ses içimi ısıtırdı. Mahalleli de sesime alışmıştı. Kimisi “helal olsun, devam et” diye başını sallardı, kimisi zili takmış bisikletiyle yanımdan geçerken hafifçe hızlanırdı ki beni bölmeyeyim diye…

Bursa’nın o yıllarda hâlâ saklı olan mahalle kültürü, çocuğun sesine alan açmayı bilirdi.

Çaldıkça, mahallenin ritmine bir nota daha eklediğimi hissederdim. Cami avlusunda oynayan arkadaşlarımın sesi, fırından yeni çıkan ekmeğin sıcaklığı, kasetçiden yükselen 90’lar Türkçe popu… Hepsi sanki bağlamamın teknesine doluyor, oradan yeniden mahalleye yayılıyordu.

Şarkı söylemeye başladığım gün ise sesimden önce utanmam çıktı ortaya. Ama her denememde mahalle başka türlü dinliyordu beni. Bir yandan gülüşmeler, bir yandan “bir daha çal” diyen çocuk sesleri…

Sanki küçük bir sahne kurmuşlardı bana, farkında olmadan.

O yıllarda müzik, benim için hiçbir zaman bir kariyer hayali olmadı.

Bir kaçış değildi, bir sığınak değildi.

Ama şuydu: Bursa’nın sesleri içinde kendime ait bir nefes bulmaktı.

Bugün dönüp o günleri hatırladığımda, çaldığım her notanın aslında mahalle denen o kadim hafızaya işlenmiş bir iz olduğunu anlıyorum. İnsan büyüyor, şehir değişiyor; ama çocukken duyduğun seslerin bıraktığı etki hiç silinmiyor.

Belki de bu yüzden, hâlâ bir bağlamanın ilk notasını duyduğumda çocukluğumun o taş merdivenlerine dönerim.

Bir çocuğun parmakları titreyerek de olsa ilk kez kendine ait bir dünya kurduğu o ana…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.