Şöyle geriye dönüp bir bakın hele; insanlık tarihi çok acılar, çok zalimler gördü. Ama gözümüzün önünde, kameraların canlı yayın yaptığı bir çağda, yıllardır süregelen bir tiyatro oynanıyor ki, insanın yüreği dayanmıyor. Hani hep adalet, insan hakları, medeniyet derler ya; iş Filistin’e, Gazze’ye geldi mi o süslü lafları edenlerin hepsi birden kör, sağır ve dilsiz kesiliveriyor. İşte bu hafta, sokağın canını en çok yakan, vicdan sahibi her insanın uykusunu kaçıran o büyük yarayı, Filistin topraklarında yaşanan sistematik işgali ve katliamı konuşacağız.
Bu mesele dün başlamadı dostlar. Yıllardır adım adım, karış karış Müslüman toprağını işgal ettiler. İnsanları atalarının evlerinden, zeytin ağaçlarının gölgesinden zorla, silah zoruyla çıkardılar. Kendi öz yurtlarında mülteci konumuna düşürdükleri yetmedi, etraflarına duvarlar örüp koca bir halkı açık hava hapishanesine mahkûm ettiler. Tapulu malını, evini barkını korumak isteyen sivil halkın üzerine çöktüler; hakkını arayanı, toprağına sahip çıkanı terörist ilan ettiler.
Asıl acı olan ne biliyor musunuz? Zamanında Nazi Almanya’sının elinden, o faşist zihniyetin zulmünden ve toplama kamplarından kaçanların torunları, bugün o günkü karanlığın çok daha ağırını, çok daha vahşisini Filistinli mazlumlara yaşatıyor. Dün kendilerine yapılan soykırımı dünyaya acındıra acındıra anlatanlar, bugün modern silahlarla, tonlarca ağırlıktaki bombalarla savunmasız sivillerin üzerine ölüm yağdırıyor. Hastane mi demişler, okul mu demişler, sığınma kampı mı demişler, çocuk mu, kadın mı… Hiçbirine acımadan, vicdanları sızlamadan tetiğe basıyorlar.
Savaşın bile bir hukuku, bir ahlakı olur kardeşim. Karşında ordun yok, uçağın yok; tankın karşısına taşla çıkan çocukların üzerine bomba yağdırmak savaş değil, düpedüz katliamdır, soykırımdır. Dünya liderleri koltuklarında oturup kınama mesajları yayınlayadurmasın, biz sokağın, halkın sesiyiz. Halkın kalbi de duası da öfkesi de oradaki mazlumlarla beraber atıyor. Tarih bu vahşeti de yazacak, bu vahşete göz yuman korkakları da yazacak. Biz susmayacağız, bu zulmü haykırmaya, mazlumun sesi olmaya devam edeceğiz. Haftaya görüşmek üzere, dualarınızda Filistin’i unutmayın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Filistin’in Bitmeyen Çilesi
Şöyle geriye dönüp bir bakın hele; insanlık tarihi çok acılar, çok zalimler gördü. Ama gözümüzün önünde, kameraların canlı yayın yaptığı bir çağda, yıllardır süregelen bir tiyatro oynanıyor ki, insanın yüreği dayanmıyor. Hani hep adalet, insan hakları, medeniyet derler ya; iş Filistin’e, Gazze’ye geldi mi o süslü lafları edenlerin hepsi birden kör, sağır ve dilsiz kesiliveriyor. İşte bu hafta, sokağın canını en çok yakan, vicdan sahibi her insanın uykusunu kaçıran o büyük yarayı, Filistin topraklarında yaşanan sistematik işgali ve katliamı konuşacağız.
Bu mesele dün başlamadı dostlar. Yıllardır adım adım, karış karış Müslüman toprağını işgal ettiler. İnsanları atalarının evlerinden, zeytin ağaçlarının gölgesinden zorla, silah zoruyla çıkardılar. Kendi öz yurtlarında mülteci konumuna düşürdükleri yetmedi, etraflarına duvarlar örüp koca bir halkı açık hava hapishanesine mahkûm ettiler. Tapulu malını, evini barkını korumak isteyen sivil halkın üzerine çöktüler; hakkını arayanı, toprağına sahip çıkanı terörist ilan ettiler.
Asıl acı olan ne biliyor musunuz? Zamanında Nazi Almanya’sının elinden, o faşist zihniyetin zulmünden ve toplama kamplarından kaçanların torunları, bugün o günkü karanlığın çok daha ağırını, çok daha vahşisini Filistinli mazlumlara yaşatıyor. Dün kendilerine yapılan soykırımı dünyaya acındıra acındıra anlatanlar, bugün modern silahlarla, tonlarca ağırlıktaki bombalarla savunmasız sivillerin üzerine ölüm yağdırıyor. Hastane mi demişler, okul mu demişler, sığınma kampı mı demişler, çocuk mu, kadın mı… Hiçbirine acımadan, vicdanları sızlamadan tetiğe basıyorlar.
Savaşın bile bir hukuku, bir ahlakı olur kardeşim. Karşında ordun yok, uçağın yok; tankın karşısına taşla çıkan çocukların üzerine bomba yağdırmak savaş değil, düpedüz katliamdır, soykırımdır. Dünya liderleri koltuklarında oturup kınama mesajları yayınlayadurmasın, biz sokağın, halkın sesiyiz. Halkın kalbi de duası da öfkesi de oradaki mazlumlarla beraber atıyor. Tarih bu vahşeti de yazacak, bu vahşete göz yuman korkakları da yazacak. Biz susmayacağız, bu zulmü haykırmaya, mazlumun sesi olmaya devam edeceğiz. Haftaya görüşmek üzere, dualarınızda Filistin’i unutmayın.