Mahallede müzik dinlemek diye bir şey vardı eskiden…
Ama öyle kulaklıkla, Bluetooth hoparlörle falan değil ha! Bildiğin mahallece dinlenirdi müzik. Kimde iyi kaset çalar varsa, o evin penceresi açılırdı, herkes nasibini alırdı o melodilerden.
Genelde abilerin kasetlerinden çıkardı ses. Mahallenin ağır abisi varsa eğer, Ajda’dan Sezen’e, Müslüm’den İbrahim’e ne varsa onun balkonundan yayılırdı. Mahallede ne dinleniyorsa, o dönem ruhu oydu.
Bir gün “Benimle Oynama” çalarken başka bir gün bir bakmışsın, “Hangimiz Sevmedik” dolanıyor sokakta.
Bazılarının kaseti ileri sardırması bile ayrı bir ritüeldi. Kalemle kaseti sararken başında beklenirdi; “hadi be abi!” diye. Kaset sararken kopan bant için cenaze havası çalınırdı neredeyse. Hele ki en sevdiğin şarkı ortasında kopmuşsa, geçmiş olsun. O gün kimseyle konuşulmazdı.
Mahallede biri yeni bir albüm aldıysa, hemen komşu çocukları toplanırdı. “Abi bas biraz, şu şarkıyı açsana” diyenler sıraya girerdi. O müzik, sadece kulağımıza değil, top oynarken ayağımıza, saklambaçta nefesimize kadar karışırdı. Müzik mahallede fondu. Hayat onun üzerine akardı.
Bugünlerde herkes kulaklığında kendi dünyasında. Ama bizim zamanımızda müzik ortak bir sofraydı. Herkes oturur, dinler, hislerini paylaşırdı. Belki teknoloji ilerledi ama o paylaştığımız duygular… Hah işte, onlar biraz geride kaldı.
O yüzden bugün bir Sezen çaldığında cam açıkken…
Mahallede biri o şarkıyı içinden mırıldanıyorsa…
Bil ki, hâlâ o ruh bir yerlerde yaşıyordur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Mahallede Kasetten Taşan Şarkılar
Mahallede müzik dinlemek diye bir şey vardı eskiden…
Ama öyle kulaklıkla, Bluetooth hoparlörle falan değil ha! Bildiğin mahallece dinlenirdi müzik. Kimde iyi kaset çalar varsa, o evin penceresi açılırdı, herkes nasibini alırdı o melodilerden.
Genelde abilerin kasetlerinden çıkardı ses. Mahallenin ağır abisi varsa eğer, Ajda’dan Sezen’e, Müslüm’den İbrahim’e ne varsa onun balkonundan yayılırdı. Mahallede ne dinleniyorsa, o dönem ruhu oydu.
Bir gün “Benimle Oynama” çalarken başka bir gün bir bakmışsın, “Hangimiz Sevmedik” dolanıyor sokakta.
Bazılarının kaseti ileri sardırması bile ayrı bir ritüeldi. Kalemle kaseti sararken başında beklenirdi; “hadi be abi!” diye. Kaset sararken kopan bant için cenaze havası çalınırdı neredeyse. Hele ki en sevdiğin şarkı ortasında kopmuşsa, geçmiş olsun. O gün kimseyle konuşulmazdı.
Mahallede biri yeni bir albüm aldıysa, hemen komşu çocukları toplanırdı. “Abi bas biraz, şu şarkıyı açsana” diyenler sıraya girerdi. O müzik, sadece kulağımıza değil, top oynarken ayağımıza, saklambaçta nefesimize kadar karışırdı. Müzik mahallede fondu. Hayat onun üzerine akardı.
Bugünlerde herkes kulaklığında kendi dünyasında. Ama bizim zamanımızda müzik ortak bir sofraydı. Herkes oturur, dinler, hislerini paylaşırdı. Belki teknoloji ilerledi ama o paylaştığımız duygular… Hah işte, onlar biraz geride kaldı.
O yüzden bugün bir Sezen çaldığında cam açıkken…
Mahallede biri o şarkıyı içinden mırıldanıyorsa…
Bil ki, hâlâ o ruh bir yerlerde yaşıyordur.