Şu düğün takısı altın değil, resmen yatırım aracı!
Yazının Giriş Tarihi: 23.08.2026 18:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.08.2026 18:02
Dostlar, hani geçen hafta salçalık domateslerin peşinde, mahalle aralarındaki o tatlı kış hazırlığı telaşını, kaynayan kazanları konuşmuştuk ya; bu hafta da sokağın bir diğer büyük, hem güldüren hem de inceden cüzdanı titreten gerçeğine uzanalım diyorum. Malum, yaz aylarının tam göbeğindeyiz. Hafta sonu geldi mi mahalle aralarından yükselen o davul zurna sesleri, konvoyların korna sesleri birbirine karışıyor. Düğün dernek sezonu tam gaz devam ediyor etmesine de, iş gidip o salonda takı kuyruğuna girmeye geldi mi, insan kendini düğünde değil de sanki kapalıçarşıda borsa seansındaymış gibi hissediyor!
Şöyle bir eskilere gidelim hele… Eskiden düğün demek; eşe dosta, komşuya çeyrek altını göğsünü gere gere takmak, gençlerin yuvasına ufak da olsa bir harçlık koymak demekti. Şimdi altın fiyatları öyle bir aldı başını gitti, öyle bir fezaya uçtu ki; çeyrek altın dediğin nesne artık bir hediye değil, resmen ağır bir yatırım aracı haline geldi! Hatta abartmıyorum, düğün salonlarında geline damada altın takarken arkadan "Yatırım tavsiyesi değildir" diye anons geçilse yeridir.
Tabii hal böyle olunca, bizim o meşhur akraba arası "altın muhasebesi" de boyut değiştirdi. Hatırlarsınız, eskiden annelerimizin gizli bir defteri olurdu; "Falan bize 2015’te ne takmıştı?" diye bakılırdı. Şimdi o defterler resmen Excel tablosuna döndü dostlar! Düğün salonunda takı kuyruğunda bekleyenlerin yüzündeki o gergin ifadeyi bir inceleyin. Herkes içinden matematik hesabı yapıyor: "Yahu bunlar bize zamanında yarım takmıştı ama o zaman altın şu kadardı, şimdi ben buna çeyrek taksam kurtarır mıyım?" diye ince hesaplar dönüyor. Hele takıyı takıp arkasını dönenlerin "Umarım kameraya net çıkmıştır, yarın bir gün lafı olmasın" diye kameramana doğru altını sallaması tam bir komedi!
Sözün özü aziz okurlar; işin şakası, hicvi bir yana, bu pahalılıkta evlenmeye çalışan, yuva kurmaya gayret eden gençlerimizin Allah yardımcısı olsun. Eskiden düğünler neşe verir, akrabayı yakınlaştırırdı; şimdi davetiye zarfı posta kutusuna düştü mü milletin yüreği ağzına geliyor, "Bu ay da bütçe delindi" diye kara kara düşünülüyor. Yakında takı törenlerinde geline damada altın takmak yerine, yakanın kenarına pos cihazı koyarlarsa ya da IBAN numarası asarlarsa şaşırmayın! Kalplerimiz kararmasın, birbirimize olan sevgimiz, desteğimiz eksilmesin de gerisi bir şekilde hallolur evvelallah. Önümüzdeki hafta yine sokağın nabzında, kahvehanenin en sıcak köşesinde buluşmak üzere; kalın sağlıcakla!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Şu düğün takısı altın değil, resmen yatırım aracı!
Dostlar, hani geçen hafta salçalık domateslerin peşinde, mahalle aralarındaki o tatlı kış hazırlığı telaşını, kaynayan kazanları konuşmuştuk ya; bu hafta da sokağın bir diğer büyük, hem güldüren hem de inceden cüzdanı titreten gerçeğine uzanalım diyorum. Malum, yaz aylarının tam göbeğindeyiz. Hafta sonu geldi mi mahalle aralarından yükselen o davul zurna sesleri, konvoyların korna sesleri birbirine karışıyor. Düğün dernek sezonu tam gaz devam ediyor etmesine de, iş gidip o salonda takı kuyruğuna girmeye geldi mi, insan kendini düğünde değil de sanki kapalıçarşıda borsa seansındaymış gibi hissediyor!
Şöyle bir eskilere gidelim hele… Eskiden düğün demek; eşe dosta, komşuya çeyrek altını göğsünü gere gere takmak, gençlerin yuvasına ufak da olsa bir harçlık koymak demekti. Şimdi altın fiyatları öyle bir aldı başını gitti, öyle bir fezaya uçtu ki; çeyrek altın dediğin nesne artık bir hediye değil, resmen ağır bir yatırım aracı haline geldi! Hatta abartmıyorum, düğün salonlarında geline damada altın takarken arkadan "Yatırım tavsiyesi değildir" diye anons geçilse yeridir.
Tabii hal böyle olunca, bizim o meşhur akraba arası "altın muhasebesi" de boyut değiştirdi. Hatırlarsınız, eskiden annelerimizin gizli bir defteri olurdu; "Falan bize 2015’te ne takmıştı?" diye bakılırdı. Şimdi o defterler resmen Excel tablosuna döndü dostlar! Düğün salonunda takı kuyruğunda bekleyenlerin yüzündeki o gergin ifadeyi bir inceleyin. Herkes içinden matematik hesabı yapıyor: "Yahu bunlar bize zamanında yarım takmıştı ama o zaman altın şu kadardı, şimdi ben buna çeyrek taksam kurtarır mıyım?" diye ince hesaplar dönüyor. Hele takıyı takıp arkasını dönenlerin "Umarım kameraya net çıkmıştır, yarın bir gün lafı olmasın" diye kameramana doğru altını sallaması tam bir komedi!
Sözün özü aziz okurlar; işin şakası, hicvi bir yana, bu pahalılıkta evlenmeye çalışan, yuva kurmaya gayret eden gençlerimizin Allah yardımcısı olsun. Eskiden düğünler neşe verir, akrabayı yakınlaştırırdı; şimdi davetiye zarfı posta kutusuna düştü mü milletin yüreği ağzına geliyor, "Bu ay da bütçe delindi" diye kara kara düşünülüyor. Yakında takı törenlerinde geline damada altın takmak yerine, yakanın kenarına pos cihazı koyarlarsa ya da IBAN numarası asarlarsa şaşırmayın! Kalplerimiz kararmasın, birbirimize olan sevgimiz, desteğimiz eksilmesin de gerisi bir şekilde hallolur evvelallah. Önümüzdeki hafta yine sokağın nabzında, kahvehanenin en sıcak köşesinde buluşmak üzere; kalın sağlıcakla!