Ocak bitiyor, Şubat kapıda. Bursa’da bu geçişi takvimden değil, havadan anlarsın. Soğuk biraz daha keskinleşir, akşamlar bir tık daha sessiz olur. İnsan “kışın ortasına geldik” diye düşünür. Ne başındayız artık, ne de sonuna yakınız.
Şubat Bursa’da aceleci değildir. Kar yağsa da sürpriz yapmaz, yağmasa da kışlığından ödün vermez. Uludağ tepeden bakar, “henüz bitmedi” der gibi. Sabahları sis biraz daha kalın olur, sokaklar daha geç uyanır. Çarşıda adımlar yavaşlar, esnaf sohbeti uzatır.
Şubat, Bursa’da ev ayıdır. Dışarı çıkılır ama çok da oyalanılmaz. İnsan içeriye dönmek ister. Sobası olan sobanın başına, kaloriferi olan peteğin yanına çöker. Camdan dışarı bakılır, yağmur mu kar mı karar verilmeye çalışılır. Şubat bu kararsızlığı sever.
Benim için Şubat, sahnede şarkının temposunu iyice düşürdüğün aydır. İnsanlar artık eğlenmeye değil, dinlenmeye gelir. Alkışlar kısalır ama daha içten olur. İstekler hep tanıdık şarkılardan gelir. Kimse yeni bir şey denemek istemez, bildiğine sığınır.
Bursa’da Şubat biraz da sabır demektir. Baharın kokusu henüz yoktur ama geleceğini bilirsin. O bilmek yetiyor bazen. Kestane hâlâ gider, çay hâlâ sıcak içilir. “Az kaldı” denir ama kimse acele etmez.
Şubat ayı konuşkan değildir. Fazla gürültüyü sevmez. İnsanla baş başa kalır. Kendiyle konuşmak isteyenler için iyi bir zamandır. Belki de bu yüzden bazı kararlar en çok Şubat’ta alınır.
Ocak uğurlandı, Şubat karşılanıyor.
Bursa’da kış devam ediyor ama artık alışığız.
Soğuk var, evet…
Ama içimiz ısınmayı öğrendi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MELİH ÖNDER
Şubatı Karşılarken
Ocak bitiyor, Şubat kapıda. Bursa’da bu geçişi takvimden değil, havadan anlarsın. Soğuk biraz daha keskinleşir, akşamlar bir tık daha sessiz olur. İnsan “kışın ortasına geldik” diye düşünür. Ne başındayız artık, ne de sonuna yakınız.
Şubat Bursa’da aceleci değildir. Kar yağsa da sürpriz yapmaz, yağmasa da kışlığından ödün vermez. Uludağ tepeden bakar, “henüz bitmedi” der gibi. Sabahları sis biraz daha kalın olur, sokaklar daha geç uyanır. Çarşıda adımlar yavaşlar, esnaf sohbeti uzatır.
Şubat, Bursa’da ev ayıdır. Dışarı çıkılır ama çok da oyalanılmaz. İnsan içeriye dönmek ister. Sobası olan sobanın başına, kaloriferi olan peteğin yanına çöker. Camdan dışarı bakılır, yağmur mu kar mı karar verilmeye çalışılır. Şubat bu kararsızlığı sever.
Benim için Şubat, sahnede şarkının temposunu iyice düşürdüğün aydır. İnsanlar artık eğlenmeye değil, dinlenmeye gelir. Alkışlar kısalır ama daha içten olur. İstekler hep tanıdık şarkılardan gelir. Kimse yeni bir şey denemek istemez, bildiğine sığınır.
Bursa’da Şubat biraz da sabır demektir. Baharın kokusu henüz yoktur ama geleceğini bilirsin. O bilmek yetiyor bazen. Kestane hâlâ gider, çay hâlâ sıcak içilir. “Az kaldı” denir ama kimse acele etmez.
Şubat ayı konuşkan değildir. Fazla gürültüyü sevmez. İnsanla baş başa kalır. Kendiyle konuşmak isteyenler için iyi bir zamandır. Belki de bu yüzden bazı kararlar en çok Şubat’ta alınır.
Ocak uğurlandı, Şubat karşılanıyor.
Bursa’da kış devam ediyor ama artık alışığız.
Soğuk var, evet…
Ama içimiz ısınmayı öğrendi.