Milli egemenlik, kısa bir ifadeyle anlatılmak istenirse halkın kendi kendini yönetme gücünü elinde bulundurması.

Yani buna göre bir seçim olacağı zaman halkın oy hakkı var.

Milli egemenlikte halkın seçme ve seçilme hakkı elinden alınamaz. Halk yönetimde söz sahibi ve devleti yönetme yetkisi belli bir kesime ait değil.

 Milli egemenlikte en önemli unsur halk yani...

Çünkü egemenliğin halka ait olduğu bir sistem...

Cumhuriyetçilik doğrudan milli egemenlik ile alakalı.

Demokrasi ile yönetilen toplumlarda milli egemenliğin olması gerekir.

Bu ilke, olmazsa olmazdır yani...

Halkın hem seçme hem de devletin kadrolarında yer alma hakkı vardır.

Bu hakkın kullanımı Türkiye’de nasıl kullanıla gelmiştir, şimdi durum nedir, kuşkusuz bunun üzerinde durmak gerekir.

* * *

Millet olmadan devlet olmaz ve devlet olmadan da milletin olması beklenemez.

Milli egemenlik bu durumu koruyan ve devletin varlığını sürdüren bir ilke olarak karşımıza çıkar.

Milli egemenlik, millet iradesini en üst seviyede tutarak demokrasinin temel taşını oluşturur.

Bağımsızlık savı olan bir devletin demokrasi ile yönetilmesi kaçınılmaz bir durumdur.

Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı'na hazırlanan Türk Milleti’nin Amasya Genelgesi ile ‘Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ kararında ulusal egemenlik ilk kez ortaya konmuştur.

Bundan sonra atılan olan tüm adımlarda ulusal egemenlik ön plana alınmıştır.

Milli egemenlik, halkın yönetime katılmasını sağlayan ve devletin geleceğini garanti altına alan başarılı bir sistemdir.

Aynı zamanda demokrasinin tamamlayıcısı olarak ortaya çıkmıştır.

Ne ki, sonrasında kadınların seçme ve seçilme haklarını pek çok Avrupa ülkesinden önce almalarına karşın kimi dönemlerde kadınlar bu hakkı kullanamamışlar, kılık-kıyafet, başörtüsü gibi nedenlerle özellikle 28 Şubat sürecinde engellenmişlerdir.

* * *

23 Nisan, 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı günün yıl dönümü olarak kutlanmaya başlanan milli bayramımızdır.

İlk kez 23 Nisan 1920'de ‘Hâkimiyeti Milliye Bayramı’ olarak kutlanmıştır.

1930'lu yıllarda Çocuk Esirgeme Kurumu’nun gelenekselleştirdiği 'Çocuk Haftası'nın (23 Nisan - 1 Mayıs) başlangıcının da bu bayramla aynı güne rastlaması nedeniyle ‘Milli Hâkimiyet Bayramı’ ile Çocuk Bayramı aynı gün kutlanmaya başlamıştır.

27 Mayıs 1935'te de bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanılmaya başlanmış, 1979'un, UNESCO tarafından ‘Çocuk yılı’ olarak duyurulmasıyla da bu bayram, uluslararası nitelik kazanmıştır.

Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram, dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenlenmektedir.

23 Nisan, TBMM'nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla egemen olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.

* * *

Kuruluşunun 20. yılı ve iktidar olmasının 19. yılında Türkiye’nin ve dünyanın soğuk savaş sonrası gecikmiş düzen arayışları üzerinden hızlı ve köklü değişimler yaşadığı bir dönemde, çok-partili siyasi yaşamımızın en uzun süreli ve kesintisiz iktidar dönemini yaşayan AK Parti, Türkiye siyasetini ve sosyolojisini derinden etkiledi hiç kuşkusuz.

Muhtıradan parti kapatma davasına, karşılaştığı direnç ve krizleri rasyonel yönetim, AB sürecine eklemlediği demokratik reformlar, geniş toplumsal mutabakat, uluslararası iş birliği ve ekonomik kalkınma üzerinden aşmayı başardı.

Cumhuriyetin demokrasi ile taçlanma süreçlerinden geçerek vardığımız bugün, tüm Milletimize kutlu olsun...