Montrö Sözleşmesi, kökü derinlerde olan bir sorunun son çözümüdür, 1774 yılından Osmanlı'nın Ruslara mağlup olmasıyla başlayan boğazlar sorunu 247 yıldır devam etmektedir. Boğazlar, 1774'e kadar tamamen Osmanlı hâkimiyeti altındaydı. 1774'te savaş kaybedilince Osmanlı’nın hâkimiyeti tartışılır oldu. Bir süre Osmanlı küçük tavizler vererek durumu idare etmeye çalıştı. 1806 yılında başlayan Türk Rus savaşından sonra boğazlar sorunu uluslararası bir nitelik kazanmaya başladı. Önce Ruslara, ardından İngilizlere taviz üstüne taviz vermek zorunda kaldı. Ruslar, Yunan isyanından istifade etmek için Osmanlı'yla savaşa girişti. 1829'da barış imzalandı. Boğazlar ve Karadeniz artık yabancı devletlere açılmıştı. 1833'de Mısır isyanı patlak verdi. Mısır ordusu Osmanlı'yı perişan edince mecburen Ruslardan yardım istendi. Yapılan anlaşmayla Ruslara boğazlar konusunda yeni tavizler verildi. Rusların boğazlardaki gücü artınca, İngiltere ve Fransa durumdan rahatsız oldu. 1841'de İngiltere, boğazlar konusunda uluslararası bir konferans talep etti. Böylelikle İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya boğazlarda söz sahibi oldular. 1853 yılında başlayan Kırım savaşı sonrasında da statü aynen korundu. 1877-78 Osmanlı Rus savaşında ağır bir yenilgi alan Osmanlı artık fiilen çökmüştü. 1. Dünya savaşı sonrası Osmanlı Sevr hükümlerini kabul etti.

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın 23’üncü maddesinde yer alan hükme dayanarak ayrı bir sözleşmeyle düzenlendi. Bu madde şöyleydi: “Taraflar, boğazlar rejimine ilişkin bugünkü tarihli yapılmış olan sözleşmede öngörüldüğü üzere, Çanakkale Boğazı'nda, Marmara Denizi'nde ve Karadeniz Boğazı'nda, denizden ve havadan, barış zamanında olduğu gibi savaş zamanında da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) serbestliği ilkesini kabul ve ilan etmekte görüş birliğine varmışlardır. Lozan Antlaşması’nın 23’üncü maddesi Boğazlar ve Marmara Denizi’ndeki trafik konusunda Türkiye’ye bir yetki tanımamıştı. Türk egemenliği kesin olarak sağlanamamıştı. Lozan Antlaşması’nın 23. maddesinde öngörülen Lozan Boğazlar Sözleşmesi boğazlardan serbest geçişi, boğazlar komisyonunun kurulmasını, boğazların ve çevresinin askerden arındırılmış hale getirilmesini hedef alan ve Milletler Cemiyeti’nin garantisini sağlayan hükümler taşıyan toplam 20 maddelik bir sözleşmeydi ve Türk Devleti boğazlar üzerinde hakimiyet sahibi olamamıştı.

Yaklaşan 2. Dünya Savaşı’nı fırsat bilen Türkiye boğazlar üzerinde hâkimiyetini tesis edecek bir yığın diplomatik faaliyette bulundu. Bu çabaların sonucunda Montrö Boğazlar Sözleşmesi, İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde Fransa, İngiltere, Bulgaristan, Japonya, Sovyetler Birliği, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya devletlerinin temsilcileri tarafından 20 Temmuz 1936’da imzalanarak yürürlüğe girdi. Bu antlaşmayla Boğazların yönetimi Türkiye’ye geçmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, yalnızca İstanbul Boğazı’ndan geçişleri değil Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı deniz trafiğini düzenleyen bir antlaşmadır. Sözleşmeyle, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, diğer ülkelere göre bazı üstünlükler sağlanmakta ve boğazların yönetimi Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmaktadır.

Şurası açık bir gerçektir Montrö bu 247 yıllık soruna bulunmuş en ideal çözümdür. Denge politikası üzerine kurulmuştur eğer bu denge bozulacak olursa Türkiye zor durumda kalabilir. Mevcut statükoyu korumak bizim için en mantıklı yoldur. Halen uğraştığımız bir Doğu Akdeniz ve Ege sorunları varken bir de Karadeniz sorunu yaşamanın gereği yoktur. Montrö, Karadeniz üzerindeki ABD-Rusya çekişmesinin hassas noktası olduğu için önem kazanıyor. Karadeniz, Rusya’nın sıcak denizlere inme kapısı ve tüm dünyayı ilgilendiren bir enerji ikmal hattı. Rusya’yı batıdan ve güneyden abluka altına almak isteyen ABD, Karadeniz’e serbestçe geçmek ve Rusya’nın çıkış kapısını kontrol etmek için Montrö’nün koyduğu kısıtlamalardan rahatsız. Karadeniz’e çıkmak ABD için o kadar önemli ki Yunanistan’ın Dedeağaç Limanı ile Bulgaristan’ın Burgaz Limanı arasında bir kanal açmak dahi NATO’nun gündemine alınmıştı. Ukrayna sorunu bu bağlamda değerlendirildiğinde boğazlar daha büyük bir önem arz etmektedir. İşte bu nedenle Kanal İstanbul Montrö’yü geçersiz kılma ihtimalinden dolayı tartışma konusu olmuştur.

 

Şimdi herkesin aklında bulunan soru şu Kanal İstanbul Montrö Sözleşmesi’ni etkiler mi? 1936 yılında imzalanmasıyla Türk Boğazları olarak kabul edilen Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın hakimiyetinin yeniden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmesini sağlayan bu antlaşma yürürlükten kalkabilir mi? Türkiye istemezse tabii ki hayır. ‘Montrö ortadan kalkarsa Karadeniz’in yabancı savaş gemilerine kapanması görüşünü Rusya masaya getirir. ABD bunu kesinlikle reddeder. Karadeniz kapalı bir deniz dışarıdan gelen savaş gemilerine kapalı. Bu durum Karadeniz’de bir Rus egemenliğini de beraberinde getiriyor Ruslar asla bu avantajlarını kaybetmek istemezler. ABD ise Rusya’yı çevrelemek için Karadeniz’e girmek istiyor. Eğer Türkiye statüyü değiştirirse Rusya değiştirmezse ABD rahatsız olacak. Boğazların tarihine bakıldığında geçiş rejiminin değiştirilmesi ya bir savaş ya da geçişlerin sebep olduğu uluslararası krizler neticesinde olmuş. İmzalanan yeni anlaşma ise uluslararası politikanın o günkü durumuna göre şekillenmiş. Türkiye bu süreçte her ne yapacaksa kendi çıkarlarına uygun olanı yapacaktır, yapmak zorundadır.