Bursaspor’un son bir haftasına baktığımızda, sadece üç puanları, taktikleri ve futbolcuların performansını konuşmamız gerekirken yine futbolun dışına çıkmak zorunda bırakılıyoruz.
Önce şunu kabul edelim. Fatih Karagümrük karşısında Bursaspor iyi başlamasına rağmen istediği sonucu alamadı. İlk yarıda yapılan hataların bedelini ödedi, soyunma odasına 2-0 geride girdi. İkinci yarıda ise başka bir Bursaspor izledik. Direkler vardı, baskı vardı, Iheanacho’nun golü vardı, oyuna yeniden ortak olma iradesi vardı. Ama sonuç değişmedi ve Bursaspor sahadan 2-1 mağlup ayrılarak sezonun ilk yenilgisini aldı.
Futbolda bunlar var. Yenilirsiniz. Kötü oynarsınız. Hakem hata yapar. Teknik direktör yanlış değişiklik yapar. Futbolcu gününde olmaz. Bunların hepsini tartışırız. Ama tartışmamız gereken başka şeyler varsa orada durmak gerekiyor.
Karagümrük maçından önce Bursaspor taraftarının deplasmana alınmayacağı açıklandı. Üstelik 195 Bursasporlu biletini satın almıştı. Bursaspor yönetimi TFF, İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü nezdinde girişimlerde bulundu ancak sonuç değişmedi. Gerekçe olarak stadın çevresindeki inşaat ve güvenlik koşulları gösterildi.
Şimdi insan sormadan edemiyor: Stadın çevresi güvenli değilse neden maç oynanıyor? Ev sahibi taraftar için güvenli olan bir stat, deplasman taraftarı geldiğinde nasıl bir anda güvensiz hâle geliyor? İki kulübün taraftarları arasında ciddi bir husumet yokken neden futbolun asli unsuru olan taraftar tribünden uzaklaştırılıyor?
Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in tepkisini bu nedenle son derece haklı buluyorum. İki camia arasında problem bulunmadığını hatırlatarak kararın gerekçesine itiraz etmesi, aslında Bursaspor taraftarının sorduğu sorunun da karşılığıdır.
Futbol taraftarla güzeldir. Bunu slogan olsun diye söylemiyoruz. Bursaspor’un bugün Türk futboluna sunduğu en büyük değerlerden biri zaten taraftarıdır. Alt liglere düştüğünde bile on binleri tribüne getiren, deplasmanları dolduran, şehrini takımıyla birlikte ayağa kaldıran bir camiadan bahsediyoruz.
Türk futbolu yıllardır boş tribünlerden, azalan yayın gelirlerinden, düşen marka değerinden şikâyet ediyor. Sonra tribüne gitmek isteyen taraftarın önüne idari engeller koyuyoruz. Bu nasıl bir futbol aklıdır?
TFF’ye de burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Bursaspor, Iğdır FK maçında taraftarlarının neden olduğu saha olayları gerekçesiyle 140 bin lira para cezasına çarptırıldı. Başkan Enes Çelik ise olayın küfür veya ağır bir tribün hadisesinden değil, sahaya atılan konfetiler nedeniyle maçın yaklaşık iki dakika geç başlamasından kaynaklandığını açıkladı.
Elbette kural varsa uygulanacaktır. Bursaspor da kuralların üzerinde değildir. Taraftarımız hata yaparsa bunun da karşılığını görür. Ancak bizim talebimiz çok basit: Aynı kural, aynı hassasiyet ve aynı ölçü herkese uygulansın.
Adalet dediğimiz şey zaten budur.
Bursaspor camiasında giderek büyüyen “Bize karşı farklı bir ölçü mü uygulanıyor?” duygusunu TFF’nin görmezden gelmemesi gerekir. Federasyonların görevi yalnızca ceza kesmek değil, yönettikleri organizasyonda adalet duygusunu da korumaktır.
Karagümrük maçında yaşananlar ise bu rahatsızlığı daha da büyüttü.
Bursaspor’un 32. dakikada Halil Akbunar’la bulduğu gol, uzun süren VAR incelemesinin ardından ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Maçın ardından Başkan Enes Çelik, yaklaşık altı dakika boyunca belirlenemeyen ofsayt çizgisine ve hakem yönetimine çok sert tepki gösterdi.
Ben burada “Bursaspor’a karşı organize bir operasyon var” diye hüküm vermem. Bunun için elimizde somut delil olması gerekir. Ama şunu rahatlıkla söylerim: Bursaspor camiasının şüphe duymasına yol açacak kararların sayısı artıyorsa, bunu açıklamak ve güveni yeniden tesis etmek TFF’nin sorumluluğudur.
Çünkü futbol yalnızca adil olmakla yönetilmez; adil olduğuna inanılması da gerekir.
Bir başka mesele daha var.
Başkan Enes Çelik, Bursa’nın içinde Bursaspor’un başarılı olmasını istemeyen grupların bulunduğunu, zamanı geldiğinde bunları konuşacaklarını belirtti ve camiaya birlik çağrısı yaptı.
Bu sözün üzerinde durmak gerekiyor.
Bursaspor geçmişte bunun bedelini fazlasıyla ödedi. Kendi içerisindeki kavgalarla, yönetim savaşlarıyla, kişisel hesaplarla, yanlış kararlarla, borçlarla ve parçalanmışlıkla koskoca bir Süper Lig şampiyonu alt liglere kadar düştü.
Oradan nasıl çıktığımızı da unutmayalım.
Birlik olarak. Şehir olarak. Taraftar olarak.
Bursaspor yeniden ayağa kalktıkça bazı dengelerin rahatsız olması mümkündür. Çünkü karşımızdaki Bursaspor birkaç bin kişinin takip ettiği sıradan bir futbol kulübü değildir. Şampiyonluk yaşamış, Avrupa’ya gitmiş, Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birini arkasına almış ve yeniden yukarıya yürüyen bir camiadır.
Dolayısıyla Bursaspor’un önünde sadece sahadaki rakiplerinin olmadığının farkında olmak zorundayız.
Ama bunun cevabı öfke değildir. Sahaya yabancı madde atmak değildir. Federasyona yeni ceza gerekçeleri vermek hiç değildir.
Tam tersine daha akıllı olacağız. Daha sakin olacağız. Daha çok kenetleneceğiz. TFF’ye de, MHK’ye de, bütün futbol kamuoyuna da gözümüzün açık olduğunu göstereceğiz.
Yanlış karar varsa konuşacağız. Çifte standart görürsek itiraz edeceğiz. Taraftarımızın hakkı yeniyorsa karşısında duracağız. Ama bütün bunları Bursaspor’un büyüklüğüne yakışır biçimde yapacağız.
Çünkü bu takım yeniden geliyor.
Bir mağlubiyet bunu değiştirmez.
Karagümrük maçı üç puan kaybettirmiş olabilir. Fakat asıl mesele, bu yolculukta Bursaspor’un saha dışında kaybettirilmesine izin vermemektir.
Bursaspor sahada kaybederse çıkar rakibimizi tebrik ederiz. Ama Bursaspor’un kaderinin masa başında, tartışmalı çizgilerle, ölçüsüz cezalarla veya taraftarı tribünden uzaklaştıran kararlarla belirlenmesine de sessiz kalmayız.
Bursa artık geçmişte yaptığı hataların farkında. Bursaspor’a karşı oluşabilecek lobilerin de farkında. Ve en önemlisi, kendi gücünün de farkında.
Bu sezon sadece futbolcuların değil, bütün bir camianın sınavı olacak.
Sakin kalacağız. Birlikte kalacağız. Ve gözümüz açık olacak.
Çünkü Bursaspor’un yeniden ayağa kalkmasını isteyen milyonlar olduğu gibi, bundan rahatsız olanların bulunabileceğini de artık biliyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUSTAFA EFE
Bursaspor’un önünü tribünleri boşaltarak kesemezsiniz
Bursaspor’un son bir haftasına baktığımızda, sadece üç puanları, taktikleri ve futbolcuların performansını konuşmamız gerekirken yine futbolun dışına çıkmak zorunda bırakılıyoruz.
Önce şunu kabul edelim. Fatih Karagümrük karşısında Bursaspor iyi başlamasına rağmen istediği sonucu alamadı. İlk yarıda yapılan hataların bedelini ödedi, soyunma odasına 2-0 geride girdi. İkinci yarıda ise başka bir Bursaspor izledik. Direkler vardı, baskı vardı, Iheanacho’nun golü vardı, oyuna yeniden ortak olma iradesi vardı. Ama sonuç değişmedi ve Bursaspor sahadan 2-1 mağlup ayrılarak sezonun ilk yenilgisini aldı.
Futbolda bunlar var. Yenilirsiniz. Kötü oynarsınız. Hakem hata yapar. Teknik direktör yanlış değişiklik yapar. Futbolcu gününde olmaz. Bunların hepsini tartışırız. Ama tartışmamız gereken başka şeyler varsa orada durmak gerekiyor.
Karagümrük maçından önce Bursaspor taraftarının deplasmana alınmayacağı açıklandı. Üstelik 195 Bursasporlu biletini satın almıştı. Bursaspor yönetimi TFF, İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü nezdinde girişimlerde bulundu ancak sonuç değişmedi. Gerekçe olarak stadın çevresindeki inşaat ve güvenlik koşulları gösterildi.
Şimdi insan sormadan edemiyor: Stadın çevresi güvenli değilse neden maç oynanıyor? Ev sahibi taraftar için güvenli olan bir stat, deplasman taraftarı geldiğinde nasıl bir anda güvensiz hâle geliyor? İki kulübün taraftarları arasında ciddi bir husumet yokken neden futbolun asli unsuru olan taraftar tribünden uzaklaştırılıyor?
Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in tepkisini bu nedenle son derece haklı buluyorum. İki camia arasında problem bulunmadığını hatırlatarak kararın gerekçesine itiraz etmesi, aslında Bursaspor taraftarının sorduğu sorunun da karşılığıdır.
Futbol taraftarla güzeldir. Bunu slogan olsun diye söylemiyoruz. Bursaspor’un bugün Türk futboluna sunduğu en büyük değerlerden biri zaten taraftarıdır. Alt liglere düştüğünde bile on binleri tribüne getiren, deplasmanları dolduran, şehrini takımıyla birlikte ayağa kaldıran bir camiadan bahsediyoruz.
Türk futbolu yıllardır boş tribünlerden, azalan yayın gelirlerinden, düşen marka değerinden şikâyet ediyor. Sonra tribüne gitmek isteyen taraftarın önüne idari engeller koyuyoruz. Bu nasıl bir futbol aklıdır?
TFF’ye de burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Bursaspor, Iğdır FK maçında taraftarlarının neden olduğu saha olayları gerekçesiyle 140 bin lira para cezasına çarptırıldı. Başkan Enes Çelik ise olayın küfür veya ağır bir tribün hadisesinden değil, sahaya atılan konfetiler nedeniyle maçın yaklaşık iki dakika geç başlamasından kaynaklandığını açıkladı.
Elbette kural varsa uygulanacaktır. Bursaspor da kuralların üzerinde değildir. Taraftarımız hata yaparsa bunun da karşılığını görür. Ancak bizim talebimiz çok basit: Aynı kural, aynı hassasiyet ve aynı ölçü herkese uygulansın.
Adalet dediğimiz şey zaten budur.
Bursaspor camiasında giderek büyüyen “Bize karşı farklı bir ölçü mü uygulanıyor?” duygusunu TFF’nin görmezden gelmemesi gerekir. Federasyonların görevi yalnızca ceza kesmek değil, yönettikleri organizasyonda adalet duygusunu da korumaktır.
Karagümrük maçında yaşananlar ise bu rahatsızlığı daha da büyüttü.
Bursaspor’un 32. dakikada Halil Akbunar’la bulduğu gol, uzun süren VAR incelemesinin ardından ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Maçın ardından Başkan Enes Çelik, yaklaşık altı dakika boyunca belirlenemeyen ofsayt çizgisine ve hakem yönetimine çok sert tepki gösterdi.
Ben burada “Bursaspor’a karşı organize bir operasyon var” diye hüküm vermem. Bunun için elimizde somut delil olması gerekir. Ama şunu rahatlıkla söylerim: Bursaspor camiasının şüphe duymasına yol açacak kararların sayısı artıyorsa, bunu açıklamak ve güveni yeniden tesis etmek TFF’nin sorumluluğudur.
Çünkü futbol yalnızca adil olmakla yönetilmez; adil olduğuna inanılması da gerekir.
Bir başka mesele daha var.
Başkan Enes Çelik, Bursa’nın içinde Bursaspor’un başarılı olmasını istemeyen grupların bulunduğunu, zamanı geldiğinde bunları konuşacaklarını belirtti ve camiaya birlik çağrısı yaptı.
Bu sözün üzerinde durmak gerekiyor.
Bursaspor geçmişte bunun bedelini fazlasıyla ödedi. Kendi içerisindeki kavgalarla, yönetim savaşlarıyla, kişisel hesaplarla, yanlış kararlarla, borçlarla ve parçalanmışlıkla koskoca bir Süper Lig şampiyonu alt liglere kadar düştü.
Oradan nasıl çıktığımızı da unutmayalım.
Birlik olarak. Şehir olarak. Taraftar olarak.
Bursaspor yeniden ayağa kalktıkça bazı dengelerin rahatsız olması mümkündür. Çünkü karşımızdaki Bursaspor birkaç bin kişinin takip ettiği sıradan bir futbol kulübü değildir. Şampiyonluk yaşamış, Avrupa’ya gitmiş, Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birini arkasına almış ve yeniden yukarıya yürüyen bir camiadır.
Dolayısıyla Bursaspor’un önünde sadece sahadaki rakiplerinin olmadığının farkında olmak zorundayız.
Ama bunun cevabı öfke değildir. Sahaya yabancı madde atmak değildir. Federasyona yeni ceza gerekçeleri vermek hiç değildir.
Tam tersine daha akıllı olacağız. Daha sakin olacağız. Daha çok kenetleneceğiz. TFF’ye de, MHK’ye de, bütün futbol kamuoyuna da gözümüzün açık olduğunu göstereceğiz.
Yanlış karar varsa konuşacağız. Çifte standart görürsek itiraz edeceğiz. Taraftarımızın hakkı yeniyorsa karşısında duracağız. Ama bütün bunları Bursaspor’un büyüklüğüne yakışır biçimde yapacağız.
Çünkü bu takım yeniden geliyor.
Bir mağlubiyet bunu değiştirmez.
Karagümrük maçı üç puan kaybettirmiş olabilir. Fakat asıl mesele, bu yolculukta Bursaspor’un saha dışında kaybettirilmesine izin vermemektir.
Federasyondan ayrıcalık istemiyoruz. Hakemlerden kıyak istemiyoruz. Kimsenin Bursaspor’u kollamasını da istemiyoruz.
Sadece adalet istiyoruz.
Bursaspor sahada kaybederse çıkar rakibimizi tebrik ederiz. Ama Bursaspor’un kaderinin masa başında, tartışmalı çizgilerle, ölçüsüz cezalarla veya taraftarı tribünden uzaklaştıran kararlarla belirlenmesine de sessiz kalmayız.
Bursa artık geçmişte yaptığı hataların farkında. Bursaspor’a karşı oluşabilecek lobilerin de farkında. Ve en önemlisi, kendi gücünün de farkında.
Bu sezon sadece futbolcuların değil, bütün bir camianın sınavı olacak.
Sakin kalacağız. Birlikte kalacağız. Ve gözümüz açık olacak.
Çünkü Bursaspor’un yeniden ayağa kalkmasını isteyen milyonlar olduğu gibi, bundan rahatsız olanların bulunabileceğini de artık biliyoruz.