Hava Durumu

Dünya Kupası'nın ruhunu kim çaldı?

Yazının Giriş Tarihi: 04.07.2026 18:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.07.2026 18:06

Dünya Kupası başladı… Ekranlar rengârenk. Stadyumlar dolu. Reklamlar görkemli. Sponsorlar mutlu. Televizyonlar reyting peşinde. Milyarlarca insan yine ekran başında. Her şey var… Ama sanki bir şey eksik. Belki de eksik olan, çocukluğumuz…

Bir zamanlar Dünya Kupası başladığında sadece futbol başlamazdı. Mahallenin sesi değişirdi. Sokaklar boşalırdı. Televizyonun karşısında aileler toplanır, komşular birbirine gider, maç bitene kadar kimse yerinden kalkmazdı. Bizim Dünya Kupamız buydu.

Forma bulmak kolay değildi. Çoğumuzun dolabında ne Brezilya'nın sarısı vardı ne Arjantin'in mavisi. Biz beyaz atletlerimizin üzerine sulu boyayla 10 numarayı çizerdik. Bir gün Maradona olurduk… Ertesi gün Zico… Sonra Platini… Sócrates… Rummenigge… Gullit… Van Basten… Matthäus… Roberto Baggio… Romário… Bebeto… Batistuta… Klinsmann… Stoichkov… Roberto Carlos… Ronaldo… Rivaldo… Del Piero… Zidane… Boyalar ilk yıkamada akardı. Ama hayallerimiz hiç akmazdı.

Saçımızı onlar gibi kestirirdik. Gol sevinçlerini ezberlerdik. Mahalle maçlarında herkes sevdiği futbolcu olurdu. Çünkü onlar sadece futbolcu değildi. Çocukluğumuzun kahramanlarıydılar.

Kaleler iki taştı. Top bazen yamalıydı. Hakem yoktu. VAR yoktu. Milyar dolarlık sponsorluklar yoktu. Ama futbol vardı. Hem de tertemiz…

Şimdi Dünya Kupası'nı izliyorum. 48 takım… 104 maç… Üç ülkeye yayılan dev organizasyon… Yüzlerce sponsor… Milyarlarca dolarlık yayın gelirleri… Her şey büyümüş. Bir tek futbol küçülmüş.

Eskiden Dünya Kupası'nın merkezinde futbol vardı. Şimdi ekonominin, pazarlamanın ve televizyon gelirlerinin gölgesinde kalıyor. Maç saatlerini artık taraftar değil, yayıncı belirliyor. Takvimleri futbolcular değil, gelir tabloları şekillendiriyor.

Elbette teknolojiye karşı değilim. VAR da olsun… Yarı otomatik ofsayt da… Haksızlıklar azalsın. Ama teknoloji oyunun yardımcısı olmaktan çıkıp oyunun sahibi hâline gelirse, işte orada durup düşünmek gerekir.

Gol oluyor… Kimse sevinemiyor. Önce hakemin kulağına dokunmasını bekliyoruz. Sonra ekrana bakıyoruz. Sonra çizgileri… Sonra kararı… Oysa futbol, ilk anda yaşanan o tarifsiz sevinçti.

Benim kanaatime göre FIFA, yıllardır aldığı kararlarla futbolu büyüttü ama futbolun ruhunu aynı ölçüde koruyamadı. Belki kasaları doldurdu. Belki rekor gelirler elde etti. Belki organizasyonları daha gösterişli hâle getirdi. Ama çocukların hayal kurduğu oyunu, şirketlerin yönettiği dev bir endüstriye dönüştürdü.

İşte benim itirazım buna.

Çünkü Dünya Kupası sadece kupayı kaldıran takım değildir. Dünya Kupası, beyaz atletinin üzerine sulu boyayla forma yapan çocuğun hayalidir. İki taşın arasına kurulan kaledir. Yamalı toptur. Maç bitene kadar eve girmeyen çocuklardır. Asıl Dünya Kupası budur.

Bugün kupayı yine bir ülke kaldıracak. Dünya yine bir şampiyon alkışlayacak. Ama ben başka bir şeyi merak ediyorum.

Kupayı kimin kazanacağını değil…

Futbolun ruhunu yeniden kimin kazanacağını…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.