Başkan Erdoğan'ın duyurduğu “yeni anayasa” çağrısı, gündeme yeni bir boyut getirdi.

Çağrıya, Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP'den tam destek geldi. Ancak TBMM’de olası bir anayasa değişikliği için muhalefetin oyuna gereksinim var hiç kuşkusuz.

Ama her iki ittifakın da bu konuda uzlaşması çok zor görünüyor, hatta sıfır olasılık!

Seçilmiş bir Meclisin baştan aşağı, tümüyle yeni bir Anayasa yapması önemli.

Osmanlı döneminde 1876 yılında Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe girmesi ile birlikte ilk anayasal sistem de başlamıştı.

Cumhuriyet'in kurulmasından sonra 1921'de Teşkilatı Esasiye'yi kabul eden Türkiye'de günümüze kadar 4 anayasa değişikliği gerçekleştirildi.

Türkiye’nin ilk anayasası olan 1921 Teşkilatı Esasiye, 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile birlikte sınırlı bir değişiklik yapıldı.

1921 yılında henüz netleşmeyen devletin şekli/rejimi 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile netleşti ve bu değişiklik anayasaya da eklendi. 1921 Teşkilat-ı Esasiye 1924 yılına kadar yürürlükte kaldı... Cumhuriyetin ilanı ve yeni yönetimin oluşmasından sonra 1924’te yeni bir anayasa için çalışmalar yapıldı.

1961 ve 1982 Anayasaları ise darbecilerin eliyle yaşama geçirilmişti.  

* * *

CHP, Başkan Erdoğan’ın yeni anayasa çıkışını parti olarak “samimi bir açıklama olarak görmediklerini” söylerken İYİ Parti yeni bir Anayasa’nın temel ilkelerini taslak başlıklar olarak açıkladı.

Anayasa bir toplumun yazgısı hakkında temel bir kararı ifade eder hiç kuşkusuz.

Tüm yurttaşlar için öngörülebilir bir siyasal ve hukuksal düzen, güvenlik ve özgürlük demektir.

Çoğunluğun onayladığı ancak azınlığın da haklarını güvence altına alacak bir sistemin oluşturulması devletin uluslararası düzlemde ciddiye alınmasını sağlayabileceği için ciddi bir konu.

Anayasa, barışın koşullarını ve olanaklarını yaratan, toplum içindeki barışçıl duyguları destekleyen bir hukuk altyapısıdır, öyle olmalıdır.

Peki, Türkiye şimdiye dek böyle bir anayasal düzene sahip oldu mu? Buna olumlu cevap vermek çok olası değil...

1920 Meclisinin yaptığı 1921 Anayasası’nın bu ideale en fazla yaklaşan anayasa olduğunu söylemek gerekir.

Ancak onun da ömrü birkaç yılı geçememiştir...

Gerisi de malumdur...

1924 tek parti Anayasası, 27 Mayıs 1961 ve 12 Eylül 1982 Darbe Anayasaları...  

Tamamı tek taraflı, yukarıdan dayatma eseri ferman anayasaları!..

 * * *

Yeni bir sivil Anayasa yapımı için şu an koşullar uygun mudur?

Kuşkusuz bu konuda kararlılık olursa neden olmasın, demek olasıdır.

Ancak her şeyden önce, ‘Nasıl bir Anayasa’ sorusuna verilecek yanıt daha önemlidir.

Öncelikle yeni, sivil ve demokratik bir Anayasa halka dayanmalıdır.

Toplumun salt bir kesiminin ideallerine, ilkelerine, umutlarına yanıt verme yerine dışlayıcı olmayan, barışçıl, toplumda ‘öteki’ yaratmayan bir metinde anlaşılabilmelidir.

Demokratik bir Anayasa kişi ve zümre ideolojilerine vurgu değil, temel insan haklarına vurgu yapmalıdır.

Bölünmez bütünlük’ sağlama alınmalıdır.

Bu anlayış ve ön koşullarla önümüzdeki dönemde yeni Anayasa için harekete geçilebilir.

Çünkü 1982 darbe ürünü Anayasa, neresini, ne kadar değiştirirsek değiştirelim vesayet izini silmek olası olmuyor.